Fikri Mülkiyet Hukuku

Gündüz & Yücel Avukatlık Ortaklığı olarak Fikri Mülkiyet Hukuku alanında müvekkillerimize geniş kapsamlı ve uzman hukuki hizmetler sunuyoruz. Deneyimli avukat kadromuz, çeşitli hukuki alanlarda uzmanlaşmış olup, her türlü hukuki ihtiyacınızı karşılamak için sizlere hizmet veriyoruz.

Fikri Mülkiyet Hukuku Nedir?

Fikri mülkiyet hukuku, fikir ve sanat eserlerinin korunması için hak sahiplerinin haklarını kanunlar çerçevesinde tanımlayan diğer hukuk dallarına kıyasla yeni sayılabilecek ve ulusal mevzuatımızda özel düzenlemelere tabi olmakla beraber özellikle 1995 yılı itibarıyla Kıta Avrupası hukukuyla başka hukuk dallarına nazaran daha fazla benzerlik taşıyan bir hukuk dalıdır. Sanayi ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte her geçen gün daha da gelişmekte, eser üretenlerin, buluş yapanların haklarını doğru biçimde koruyabilmesi için bilgi sahibi olması gereken bir hukuk dalıdır.

Fikri Mülkiyet Haklarının Önemi ve Tarihsel Gelişimi

İnsanoğlunun bugün ulaştığı refah düzeyi, edebiyat, sanat ve teknoloji alanlarındaki gelişimi, hep yaratıcı insan faaliyetinin bir sonucudur. Böylesi insanların faaliyetlerinin korunması ve teşvik edilmesi tüm insanlığın yararınadır. Bu bakımdan fikri mülkiyet haklarının korunması sadece hak sahibi değil, tüm ilgililer ve tüm insanlık bakımından olumlu sonuç doğuracaktır. Fikri mülkiyet haklarına sahip olmak hem ulusal hem uluslararası düzeyde rekabet gücünün belirlenmesi bakımından önemli rol oynamaktadır. Gelişmişlik düzeyinin belirteci olarak kabul edilen bilgiye sahip olmak, fikri mülkiyet haklarının geliştirilmesi, kullanılması ve korunması ile mümkündür. Bu kapsamdaki ürünlerin taklitlere ve korsan üretimlere karşı korunması, hakların korunması ile gerçekleşir.[1] 

1883 tarihli “Sınai Mülkiyetin Himayesine Mahsus Milletlerarası Birlik Oluşturulması Hakkında Paris Sözleşmesi” sınaî mülkiyet hakları konusunda ortaya çıkan ilk uluslararası sözleşmedir ve zaman içinde çeşitli değişikliklere uğramış olmakla birlikte, ulusal patent kanunlarının anayasası olarak kabul edilmektedir . 1886 tarihli “Edebi ve Sanatsal Eserlerin Korunması Hakkındaki Bern Sözleşmesi” ise özel olarak telif hakları konusuna eğilmişti ve daha özel bir takım standartlar öngörmekteydi. 1973 senesinde Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü’nün (WIPO) kuruluş anlaşması imzalanmış ve 1974 yılında Birleşmiş Milletler’in 16 uzman kuruluşundan biri haline gelmiştir. 1995 yılında ise Dünya Ticaret Örgütü(WTO) Kuruluş Anlaşması ve eki “Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması (TRIPS) yürürlüğe girdi.

TRIPS Anlaşmasının amacı uluslararası ticarette yaşanan engel ve aksaklıkları azaltarak, fikri ve sınai mülkiyet haklarının korunması konusundaki etkinliği artırmak, bu hakların uygulanmasıyla ilişkili yöntem ve önlemlerin yasal ticaret için bir engel yaratmaksızın üye ülkeler arasında iş birliğini gerçekleştirmektir. TRIPS’e taraf olan ülkeler, sözleşmeyle bağlıdır ve sözleşmenin içerdiği emredici nitelikteki standardı ve prosedürleri kendi ulusal hukuk düzenlerinde uygulama yükümlülüğü altına girmişlerdir. Türkiye de bu sözleşmeye taraftır ve gelişmekte olan ülkeler için geçiş döneminden faydalanarak 2000 yılında sözleşme hükümlerini uygulamaya başlamıştır.[2]

Fikri Mülkiyet Hakları İçerisinde Neler Yer Almaktadır?

Fikri Mülkiyet hakları, telif hakları ve sınai mülkiyet hakları olmak üzere ikili bir ayrıma tabidir. Telif hakları çatısı altında bulunan eserler, bilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri, işleme ve derleme eserlerdir. Bu eserlerin tanımı, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda belirtilmiştir. Sınai mülkiyet hakları kapsamında ise patentler, faydalı modeller, tasarımlar, markalar, coğrafi işaretler, entegre devre topografyaları, yeni bitki çeşitleri, biyoteknolojik buluşlar, ticaret unvanları ve işletme adları, alan adları, ticari sırlar ve know-how’lar yer alır.[3]

Salt Fikirler Korumadan Yararlanabilir mi?

Salt fikirler, henüz yaratılmadığından fikri korumadan yararlanamazlar. Fikri hak yaratılan fikir ve sanat eserleri üzerindeki haktır. Henüz yaratılmamış olması sebebiyle eser niteliği de taşımayan salt fikirler 5846 Sayılı Kanun’un sağladığı korumalara sahip olması mümkün değildir.

Fikri ve Sınai Haklar Alanına Hangi Davalar Girer?

Fikri mülkiyet alanında çıkartılan yasalar gereğince bu alanda çıkacak uyuşmazlıklarda özel uzmanlık mahkemeleri görevlidir. Uyuşmazlığın haksız fiilden veya sözleşmeden kaynaklandığı fark etmeksizin görevli mahkeme fikri ve sınai haklar mahkemesi olacaktır. Somut olaya ve müvekkilin ihtiyacına göre bu alanda açılabilecek çeşitli davalar mevcuttur. Tespit, durdurma, önleme, kazancın iadesi, tazminat davaları örnek olarak gösterilebilir.[4]

Fikri Mülkiyet Hukuku

Telif Hakkı Nedir?

Telif hakkı, fikri mülkiyet haklarının ilk ayağıdır. İlim edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri ve sinema eserleri olmak üzere 4 ana gruba ayrılır. Bu çalışmalara ilişkin haklar doğrudan çalışma sahibine aittir ve bu hakların doğması ve korumanın sağlanabilmesi açısından sınai mülkiyet haklarının aksine tescil edilme zorunluluğu yoktur. Kültür ve Turizm Bakanlığınca musiki ve sinema eserlerinin zorunlu kaydı yapılsa da bundaki amaç hakkın takibini kolaylaştırmak ve hakkın sahibini tespit etmektir, hakkın doğumu ile bir ilgisi yoktur.

Patent Hakkı Nedir?

Patent, sanayiye uygulamaya elverişli icatlara verilen sahibine izinsiz kullanımları belli bir süreyle engelleme yetkisi veren resmi bir belgedir. Bir buluşa patent verilebilmesi için belli kriterlerin sağlanmış olması gerekmektedir. SMK 82/1’e göre bunlar buluşun yeni olması, bilinen buluşları aşması ve sanayiye elverişli olmasıdır. Faydalı model koruması da patent korumasıyla yakından ilişkilidir, patent yerine faydalı model korumasının tercih edilmesi faydalı model koruması verilen buluşların patent koruması verilen buluşlara kıyasla daha küçük ölçekli olması, tescil sürecinin daha hızlı ilerlemesi gibi nedenlerden kaynaklanmaktadır. Yine bir diğer önemli sebep ise buluş aşamasını aşamayan icatlar bakımından patent vasıtasıyla korumanın mümkün olmaması dolayısıyla faydalı model korunmasından yararlanma yoluna gidilmesidir. Patentin ürün ve usul/yöntem patenti, bağımlı patent, ek patent, gizli patent, ilaç patenti, biyoteknoloji patenti, iş yapma yöntemi patenti, bilgisayar programları patenti olmak üzere çeşitli yansımaları mevcuttur. SMK 109/1’de ifade edildiği üzere “Buluşun sahibi kural olarak buluşçu veya onun halefleridir ve patent isteme hakkı bu kişilere aittir.”Aynı maddenin bir sonraki fıkrasında ise buluşun birden çok kişi tarafından ortak geliştirilmiş olması halinde patent isteme hakkının bu kişilerin tamamına tanınacağı ifade edilmiştir. Türkiye’deki patent işlemlerini Türk Patent yapmaktadır ve patent süresi en fazla yirmi yıldır.

Faydalı Model Hakkı Nedir?

Faydalı model koruması, küçük buluşların hukuken korunmasıdır. Patentler gibi faydalı modellerde de koruma teknik özellikler bakımından gerçekleştirilir. Bunları patentten ayrıştıran özellik, buluşların buluş basamağını aşmış olması şartının aranmamasıdır. Buluş basamağını aşmadıysa neden korunuyor sorusu akıllara gelmesi halinde verilecek cevap bilinen teknolojiye ve tekniğe olumlu değer getiriyor olmalarıdır. Faydalı modeller patente kıyasla daha az maliyetli, daha hızlıdır ve başvurudan itibaren on yıl korunur. Tescil başvurusu Türk Patent’e yapılır. Bir defaya mahsus olmak üzere faydalı model başvurusu patentlenebilirlik koşullarını taşıması halinde patent başvurusuna dönüştürülebilmektedir. Aynı şekilde bir patent başvurusu da faydalı model başvurusuna çevrilebilmektedir.

Endüstriyel Tasarım Hakkı Nedir?

SMK 55/1’e göre “tasarım, ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümüdür.” Tasarımın birçok çeşidi olmakla beraber bunlardan biri olan endüstriyel tasarım, endüstriyel yolla üretilmiş olan ürün tasarımlarına verilen isimdir. Kümülatif koruma ilkesi gereği bu tasarımlar yalnız tasarım korumasından değil, şartları varsa patent, telif, faydalı model korumalarından da yararlanabilir. Örneğin bir telefon tasarımını iç dinamikleri yani faydalı modeline de borçluysa, bu durumda her iki korumadan da faydalanılabilecektir.

Tasarım tescil işlemleri, ülkemizde Türk Patent nezdinde yürütülmektedir. Yabancılar da Türk Patent nezdinde tasarımlarını tescil ettirebilmektedirler. Reddedilmemiş olan başvurular, sicile kaydedilip bültende yayımlanmaktadır. Tasarımdan doğan haklar münhasıran tasarım sahibine aittir. Korumanın kapsamı tasarımın kendisinden önceki tasarımlara ne derecede benzerlik gösterdiğine bağlı olarak değişmektedir. Benzerlik az ise tasarım kopyalanmaya daha müsait olacağından korumanın kapsamı genişleyecektir. Tasarım sahibi tasarımı beşer yıllık dönemlerle en fazla yirmi beş yıl yenileyebilmektedir.

Coğrafi İşaretin Korunması Hakkı Nedir?

SMK 33 coğrafi işareti “belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından kökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş ürünü gösteren işaret” olarak tanımlar. Coğrafi işaretler kanunda belirtilen özelliklerine göre menşe adı veya mahreç işareti olarak tescil edilir. Menşe adı, “Coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya istisnai durumlarda ülkeden kaynaklanan, tüm veya esas özelliklerini bu coğrafi alana özgü doğal ve beşerî unsurlardan alan, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerin tümü bu coğrafi alanın sınırları içinde gerçekleşen ürünleri tanımlayan adlar” olarak tanımlanmıştır. Mahreç işareti ise “Coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya ülkeden kaynaklanan, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından bu coğrafi alan ile özdeşleşen, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinden en az biri belirlenmiş coğrafi alanın sınırları içinde yapılan ürünleri tanımlayan adlar” olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla menşe adları belirli bölge üreticilerince kullanılırken mahreç işaretleri belirli bir bölgenin üreticisi olup olmadığı fark etmeksizin yörenin özellikleriyle üretim gerçekleştiren herkesçe kullanılabilmektedir.

Coğrafi işaret korunması bir kolektif koruma modelidir yani kişiye özel koruma sunmamakta, ilgili bölgede bulunan veya ilgili bölgedeki yöntemle üretim gerçekleştiren herkes coğrafi işareti kullanabilmektedir. Tescil edilmiş olan coğrafi işaretlere örnek olarak Hereke Halısı, Eskişehir Lüle Taşı, Kayseri Sucuğu ve daha niceleri örnek gösterilebilir. Coğrafi işaret tescil başvurusu Türk Patent Enstitüsüne yapılmakla beraber kimlerin bu başvuruda bulunabileceği SMK m. 36’da açıklığa kavuşturulmuştur. Coğrafi işaretlerin tek başına marka yerine kullanılması mümkün değildir fakat işareti kullanma yetkisine sahip kimse aynı ürünün üzerinde kendi markasıyla beraber ilgili coğrafi işareti de kullanabilmektedir. Koruma, izin verme yetkisini kapsamaz, yalnızca önleme yetkisi verir. Koruma ürünün öz adlarını kapsamaz. Öz ad, bir ürünün genel adı haline gelmiş adıdır. 

Markanın Korunması Hakkı Nedir?

Günümüzde 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda (SMK) düzenlenen marka, m. 4’te dolaylı olarak tanımlanmıştır. Marka, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mal ve hizmetlerinden ayrışmasını sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın açık olarak anlaşılmasını sağlayacak biçimde sicilde görünme koşuluyla çeşitli işaretlerden oluşabilmektedir. Marka sahibine sağlanacak koruma kural olarak tescile bağlıdır. Marka tescili marka sahibine münhasır bir hak sağlar ve bu hak markayı dilediği şekilde kullanma, kendisinin izni olmaksızın markasının ticari alanda kullanılmasını yasaklama yetkilerini kapsar.

Hakkın münhasır olması hakkın yalnızca marka sahibine ait olduğu anlamına gelmektedir. SMK m. 7/2 ve 7/3’te marka sahibinin hangi hallerde izinsiz olarak gerçekleştirilen fiillerin önlenmesini isteyebileceği ortaya konmuştur. 

Markaya Tecavüz Halleri Nelerdir?

Tescil edilmiş bir markayı kullanma hakkı yalnızca marka sahibine aittir. Tescil edilmiş bir marka hakkına tecavüz hakları SMK m. 29/1’de sınırlı sayıda olmak üzere düzenlenmiştir. Bunlar marka sahibinin izni olmaksızın markayı 7. Maddede belirtilen biçimde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek,  marka hakkına tecavüz oluşturan işaret taşıyan ürünleri ticarette kullanmak ve marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmektir. [5] (Ayrıca)

Kaynakça

[1] Pınar, H. , (2004), Uluslararası Rekabette Fikri Mülkiyet Haklarının Önemi ve Türkiye, Can Ajans, İstanbul

[2] Soyak, A. , (2005), “Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları: Tanımı, Tarihsel Gelişimi ve GOÜ’ler açısından Önemi”, Legal Fikri ve Sınai Haklar Dergisi, Yıl:1, Sayı: 1, s. 11-30.

[3] Karasu, R. ; Nal, T. ; Suluk, C. , (2022), Fikri Mülkiyet Hukuku, (6. Baskı), Seçkin Yayıncılık, Ankara.

[4] Kılıçoğlu, A. , (2004),, “Fikri Hakların İhlalinde Hukuksal Koruma Yolları(Sınai Haklarla Karşılaştırmalı Olarak)”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı:54, s. 51-104

[5] Karasu, R. ; Nal, T. ; Suluk, C. , (2022), Fikri Mülkiyet Hukuku, (6. Baskı), Seçkin Yayıncılık, Ankara.