Ceza Hukuku

Gündüz & Yücel Avukatlık Ortaklığı olarak Ceza Hukuku alanında müvekkillerimize geniş kapsamlı ve uzman hukuki hizmetler sunuyoruz. Deneyimli avukat kadromuz, çeşitli hukuki alanlarda uzmanlaşmış olup, her türlü hukuki ihtiyacınızı karşılamak için sizlere hizmet veriyoruz.

Ceza Hukuku Nedir?

“Nullum crimen, nulla poena sine lege”

Toplumsal bir varlık olan insanın yaşamını sürdürebilmesi belli kurallara uymasıyla mümkündür. Toplumsal yaşamın kişilere birtakım yükümlülükler getirmesi ve bu yükümlülüklerin emir ve yasaklar şeklinde tezahür etmesi söz konusu olmaktadır. Hukuk kurallarının bütününün temelinde toplum düzenini sağlamak vardır. Ceza Hukuku da kendi araçları vasıtasıyla bu amaca hizmet eden hukuk dallarından biridir. Ceza hukuku, bir ceza veya güvenlik tedbiri için uyarı içeren davranış ve tutumların hukuki şartlarını, sonuçlarını ve bu şüpheli fiilin ya da fiillerin nasıl muhakeme edilmesi gerektiğine dair kurallardan oluşmaktadır. Ceza hukuku özel hukuk – kamu hukuku ayrımında, kamu hukuku içerisinde yer almaktadır. Nelerin haksızlık oluşturacağını ve hangi yaptırımların belirleneceği yetkisi devlete aittir. 

Ceza Hukukunun Amacı Nedir?

Ceza hukukunun asli amacı toplumsal yaşamdaki büyük önem taşıyan değerlerin ihlali meydana geldiğinde bunları suç olarak tanımlamak ve bunların yaptırımlarını belirlemektir. Devletin pozitif yükümlülüğü olan toplumu koruma görevi ceza hukuku olmadan yerine getirilemez. 

Ceza hukukunun amacını 5237 sayılı kanun 1. Maddesinde şu şekilde ifade etmiştir:

Ceza Kanununun Amacı

Madde 1- (1) Ceza Kanununun amacı; kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir. Kanunda, bu amacın gerçekleştirilmesi için ceza sorumluluğunun temel esasları ile suçlar, ceza ve güvenlik tedbirlerinin türleri düzenlenmiştir.

Suç ve Ceza Kavramları Nelerdir?

Suç, korunması gereken hukuki değerlerin ihlâli niteliğini taşıyan, haksızlık teşkil eden insan davranışıdır. Her haksızlık kanunda suç olarak tanımlanmış olmayıp bazı haksızlıklar için idari ve özel hukuk yaptırımları öngörülmüştür. Belirtilmelidir ki ceza hukuku yaptırımları bireylerin hak ve özgürlüklerine doğrudan müdahalede bulunduğundan son çare olarak başvurulmalıdır. Suça ilişkin olan kanun hükümleri norm ve ceza olmak üzere iki temel yapı taşından oluşmaktadır. Kişilerin normun içerdiği emir ve yasağa uymaya iten şey ise normu ihlal ettikleri vakit cezalandırılacakları düşüncesidir. 

Ceza Hukukunun Özellikleri Nelerdir?

Öncelikle ceza normları emredici nitelikte olup devlet tarafından konulan ve ülkede yaşayan herkese yönelik olan emirler bütünüdür. Bu hukukun esas işlevi cezalandırma mantığıyla hareket etmek değil bazı davranışları yasaklamak bazılarını emretmek vasıtasıyla toplumsal davranışları düzenlemektir. Bir başka özellik ise sadece devlet eliyle ceza normlarının konulabilmesidir. Başka çeşitli kurumların statülerinde öngörülen çeşitli ceza normlarına benzeri normlar bireylerin iradeleriyle kendilerini bu düzene tabi tutmalarına bağlıdır. Ceza kanunlarında genellikle yasaklar düzenlenmiştir fakat bazı hallerde belirli bir hareketin emredilmesi de TCK 279. ve 280. Maddeler de olduğu gibi karşımıza çıkabilmektedir. 

Ceza Hukuku

Ceza Hukukunun Türkiye’deki Gelişimi

26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza kanunu şu an yürürlükte olan kanunumuzdur. Türkiye’deki tarihi gelişimi İslamiyet’ten önceki dönem, İslamiyet sonrası, Tanzimat dönemi ve Cumhuriyet sonrası ceza hukuku olarak incelenmesi mümkündür. 

  • İslamiyet öncesi dönemde Ceza Hukuku

Batı devletlerindeki gibi suç yalnız kişiyi ilgilendiren bir hareket sayılmış, şahsi öç, uzlaşma ve kefaret usulleri uygulanmaktaydı. Sonraları önemli fiiller için şikâyet olmaksızın suçlunun takip edilmesi yapılmaya başlanmıştır. Örneğin Göktürk Devleti’nde ceza hukuku, şahsi öç mantığından ayrılmış devletin alanına girmiştir. 

  • İslamiyetten Sonra Ceza Hukuku

Hz. Muhammed döneminde öç mantığına son verilerek suç ve cezanın belirlenmesi ve cezalandırma hakkı, İslam devletine tanınmıştır. İslam’da ceza hukukuna “ukubat” denilir. Kur’an’da ayrı bir kısım bulunmamasına karşın bu kapsama giren konular “ukubat” ismiyle anılmaktadır. Osmanlı hukuk sistemi de İslam hukukuna uygunluk kriterlerini ihtiva etmektedir. Fatih Sultan Mehmet, II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman ve IV. Mehmet gibi padişahların dönemlerinde suç ve cezalara ilişkin hükümleri kapsayan yasalara rastlanılmaktadır. 

  • Tanzimat Dönemi
  1. yüzyılın sonlarından itibaren ülkede meydana gelen hukuk boşluğunu ve süregelen ihlallerin giderilmesi, düzenin sağlanması adına Tanzimat hareketi doğmuştur. 3 Kasım 1839 yılında “Gülhane Hattı Hümayununda”, Sultan Abdülmecid hukuk güvenliği vaadinde bulunmuştur. Batı hukukuyla ilk tanışma bu ferman vesileyle gerçekleşmiştir. Padişah, padişahlara tanınmış mutlak bir hak olan örfi ceza verme yetkisinden vazgeçmiştir. Bu büyük değişim cezaların şeriate ve kanuna uygun bir şekilde mahkemelerce verilmesine yol açmıştır. Burada bir önemli gelişme de fermandaki ilk ceza kanunnamesinin yapılması buyruğudur. “Meclisi Ahkamı Adliye” tarafından 1256 (1840) tarihinde ilk ceza kanunnamesi yapılmıştır. 

Bu kanunun eksiklerini ortadan kaldırmak amacıyla hazırlanan fakat 1256 (1840) tarihli Kanunname-i Hümayunu tekerrür etmekten öteye geçmeyen 1267 (1851) tarihli Kanunu Cedit bugünkü ceza kanunlarıyla mukayese edildiğinde pek çok açıdan eksiktir. Kanunu Cedit ardından 1856 Islahat Fermanı’na dayanan 1274 (1858) tarihli “Ceza Kanunname-i Hümayun” yürürlüğe girmiştir.  

  • Cumhuriyet Dönemi Ceza Hukuku

Cumhuriyetin ilanı esnasında 1274 tarihli Ceza Kanunname-i Hümayunu bulunmaktaydı ve bunun yerine bir kanun yapılması ikinci meşruiyet sonrasına denk gelmektedir. 1909 yılında Yusuf Ziya Özer tarafından 1889 İtalyan Ceza kanunu Fransızcadan tercüme edilmiştir. Bu tercüme ilgili kişilere dağıtılmış ve görüşlerin alınmasıyla bir “Ceza Kanunu Layihası” meydana getirilmiştir. 1923 senesinde yeni bir ceza kanunu çalışmalarına devam edilmiştir. Türk Ceza Kanunu Layihası olarak metin 1909 tarihli İtalyan Kanunu’nu tercümesinin 1925 yılındaki değişikliğe uğramış şekli meclise sunulmuş ve 1 Mart 1926 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kanunlaştırılmıştır. 

1926 yılından itibaren çokça değişikliğe uğrayan yasa bütünlüğünü kaybettiğinden ve gelişmeler karşında eskiyen yasa 26.09.2004 tarihinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun kabul edilmesine sebep olmuştur. 

Ceza Hukukunun Kaynakları Nelerdir?

Anayasa:

Doğrudan kaynakların ilki Anayasadır. Anayasada güvence altına alınmış olan insanların hak ve özgürlüklerinin ihlallerinin yaptırımları ceza kanunlarında gösterilir.TC Anayasa’nda ceza hukukunu ilgilendiren pek çok hüküm mevcuttur. 

Kanun:

Suçta ve cezada kanunilik ilkesi doğrultusunda suç teşkil eden fiiller ve bunların yaptırımları kanunlarda belirtilir. Ceza hukukumuzun temel kanunu 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’dır. 

Milletlerarası Sözleşmeler:

Usulüne uygun olarak kabul edilmiş ve yürürlüğe konulmuş milletlerarası sözleşmeler ceza hukukunda dikkate alınan bir başka kaynaktır. Bu konuda Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrası; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”şeklindedir. 

Türkiye’nin taraf olduğu bazı milletlerarası sözleşmeler: 

  • Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi (bkz.)
  • Yolsuzluğa Karşı Özel Hukuk Sözleşmesi (bkz.)
  • Avrupa Konseyi Çocukların Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi (bkz.)
  • Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi (bkz.)
  •  Suçtan Kaynaklanan Gelirlerin Aklanması, Araştırılması, Ele Geçirilmesi ve El Konulmasına İlişkin Sözleşme (bkz.)

Yüksek Mahkeme Kararları:

Ceza yargılaması yapılırken her somut olay birbirinden farklı özellikler arz ettiğinden kendi içinde değerlendirilmelidir. Mahkemelerin vermiş olduğu kararlar, ilgili oldukları somut uyuşmazlık bakımından hukuki sonuç doğurmaktadırlar fakat bu kararların somut uyuşmazlıkta kanun hükümlerinin yorumlanması ve anlaşılmasında yardımcı olması söz konusu olabilmektedir.

Doktrin:

Doktrinde bulunan bilimsel çalışmaların karara varırken uygulayıcılar açısından yararlanılabilecek bir kaynak olması mümkündür. Yol gösterme açısında bu çalışmalardaki tespit ve değerlendirmeler, neticeler göz önünde bulundurulabilir. 

ceza hukuku

Ceza Hukukunun Temel İlkeleri Nelerdir?

  • Kanunsuz Suç ve Ceza Olmaz İlkesi Nedir?

Ceza hukukunun güvence fonksiyonu bu ilke ile sağlanmaktadır. Ancak ve ancak kanunlarda bir fiil suç sayıldığında yine kanunda karşılık gelen ceza yahut güvenlik tedbirinin uygulanabileceği birçok milletlerarası sözleşme ile de garanti altına alınmış evrensel bir ilkedir. Kişilerin kanunların suç olarak tanımlayıp yaptırıma tabi tutmadığı fiilleri işlemesi halinde kamu davası ile karşı karşıya kalma ihtimali ve hakimlerin istedikleri cezaları verebilme olasılığı keyfiliği doğuracaktır. Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin mantığı bu keyfiliğin oluşmaması için düzenlenmiştir. TCK’nın ikinci maddesinin 1. Fıkrasında da bu durum düzenlenmiş olup suç ve ceza koyma yetkisi yasama organına tanınmıştır. 

  • Kusursuz Ceza Olmaz İlkesi Nedir?

Kusur ilkesi olarak da adlandırılan bu ilkede objektif sorumluluk ya da netice sorumluluğu esası terk edilerek failin ancak işlediği suçtan dolayı kusurlu ise ve kusuru oranında cezalandırılması öngörülmüştür.Bir suçun var olması failin her zaman ceza ile karşı karşıya olması anlamına gelmemektedir. 

Ceza yaptırımına tabi olması için failin haksızlık dolayısıyla kusurlu da olması gerekmektedir.  Kusur, suçun oluşmasının tespitinde aranan bir unsur olmayıp sonrasında değerlendirilecek bir unsurdur.

  • Cezanın Kişiselliği İlkesi Nedir?

Kusursuz ceza olmaz ilkesi ile ilintili bir ilke olan cezanın kişiselliği ilkesi TCK’nın 20. Maddesinde “Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.” Şeklinde düzenlenmiştir. Bu ilkedeki amaç kimsenin işlemiş olmadığı bir fiilden dolayı ceza almamasıdır. 

  • Hümanizm (İnsancıllık) İlkesi Nedir?

Hümanizm ilkesinde amaç suçların yaptırımlarının ve bu yaptırımların infaz şekillerinin bireyleri sosyalleştirme ve topluma geri kazandırma yani onarıcı bir amaca hizmet etmesinin sağlanmasıdır. Hümanizm ilkesinde cezaların verilirken insan onuruyla bağdaşır olması oldukça önemli olup kişilerin yasal kısıtlamalar hariç bir kötülüğe uğratılmaması gerekmektedir. 

  • Hukuk Devleti İlkesi Nedir?

Kişilerin hak ve özgürlüklerine doğrudan müdahalede bulunan ceza hukuku alanında devletlerin bireylere hukuk yoluyla güvence sağlaması bir başka deyişle hukuk devleti ilkesinin gözetilmesi oldukça önemlidir. Hukuk devleti ilkesi vasıtasıyla bireylerin korunması için suçta ve cezada kanunilik ilkesi benimsenerek bireyler için ceza ve güvenlik tedbirlerinin ancak kanunla belirlenmesi ve kanunda belirlenmeyen bir suçtan dolayı kimsenin cezalandırılmaması sağlanmıştır. 

  • Kıyas Yasağı İlkesi Nedir?

Kıyas yasağı TCK madde 2’de hükme bağlanmıştır. Bu hükmün 3. Fıkrası “Kanunun suç ve ceza içeren hü- kümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu yasağı Anayasanın 38. Maddesindeki kanunilik ilkesi düzenlemesinden de çıkarmak mümkündür. Kıyas yasağının aleyhe normlarla sınırlı olup olmadığı akıllarda bir soru işaretiydi. 

2004 sayılı ceza kanunun sadece suç ve ceza içeren hükümlerin uygulanmasında ve yorumlanmasında kıyası yasaklayan hükmünden anlaşılacağı itibarla suç ve ceza içermeyen hükümler bakımından, lehte kıyas yapılmasında kanunî bir engel görülmemektedir.

Maddi Ceza Hukuku Nedir?

Suçu meydana gelmesini sağlayan yapısal unsurlarını, kişilerin cezalardan sorumlu olması için aranan şartları ve müeyyideleri incelemektedir. Maddi ceza hukuku, genel hükümler ve özel hükümler olmak üzere iki kola ayrılmaktadır. Genel hükümler kısmı suç ve yaptırım teorisine ilişkin temel bilgileri ihtiva etmektedir. TCK’nın ilk kısmı “genel hükümler” hükümler olarak adlandırılmakta 1-75.maddeler arası bu kısmı içermektedir. Devamı olan özel hükümler kısmında ise, suç teşkil eden fiiller ve bunlara ilişkin yaptırımlar yer almaktadır. 

Ceza Muhakemesi Hukuku nedir?

Suçun işlenme şüphesi üzerine suç teşkil eden bir fiilin olup olmadığı, var olması halinde kim tarafından ne şekilde meydana geldiği gibi soruların cevaplandırılmasına yönelik araştırma ve yargılama faaliyetlerinden oluşan süreci düzenleyen kurallardan oluşan bir hukuk dalıdır. Ceza hukuku ile yakından ilişkilidir. Devlet organları ceza kanunundaki hükümlerin ihlal edilip edilmediğini, ihlal halinde verilecek cezayı belirlemeye yönelik faaliyetlerini düzenlemektedir. Ceza hukuku ile yakından ilişkili olsa da ceza hukukunda geçmişe uygulanmazlık ilkesi ve kıyas yasağı söz konusuyken ceza muhakemesi hukukunda kıyas yasağı yoktur ve derhal uygulanırlık ilkesi benimsenmiştir. 

Türk Ceza Kanunu ve Kadına Şiddet

Ulusal ve uluslararası düzenlemelerle insanların, insan olmaları hasebiyle onurlu oldukları, eşit bireyler oldukları, doğuştan hak ve özgürlüklere sahip oldukları, aralarında ayrım yapılmaması gerektiği belirtilmektedir. Fakat ülkemiz de dahil yaşadığımız dünyada özellikle kadınlar ve çocuklar şiddetin odak noktasındadır. Kadına yönelik şiddetin insan hakları ihlali olması nedeniyle bu konuyla ilgili devletler pek çok düzenlemeler yapmaktadır.  Türk Ceza Kanunu’nda da suç mağdurunun kadın olduğu hallere ilişkin 7406 sayılı “Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, 27 Mayıs 2022 tarihli 31848 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu düzenlemelere bakacak olursak:

  • TCK 82. maddesine eklenen (f) bendi ile kasten öldürme suçunun kadına karşı işlenmesinin cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olarak belirlenmiştir.
  • Kasten öldürme suçunun nitelikli hallerinin düzenlendiği TCK’nın 86. maddesinin ikinci fıkrasına eklenen cümle ile basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek kasten yaralama suçunun “kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı altı aydan az olamaz.” şeklinde düzenlenmiştir.
  • İşkence suçunu düzenleyen TCK 94. maddenin ilk fıkrasına eklenen cümle ile “bu suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı beş yıldan az olamaz.” şeklinde düzenlenmiştir.
  • Eziyet suçunu düzenleyen TCK 96. maddenin birinci fıkrasına eklenen cümle ile “suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı iki yıl altı aydan az olamaz.” şeklinde düzenlenmiştir.
  • Tehdit suçunu düzenleyen TCK 106. maddenin ilk fıkrasına eklenen cümle ile “bu suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz.” şeklinde düzenlenmiştir.

Askeri Ceza ve Disiplin Hukuku Nedir?

Ordunun temeli disipline dayandığından ve disiplinin tesis edilmesi amacıyla da çok eski tarihlerden beri hukuki düzenlemeler oluşturulmaktadır. Devletler dış güvenliklerini korumak, milli güvenliklerini sağlamak amacıyla her vakit güçlü bir orduya ihtiyaç duymaktadırlar. Hukuki düzenlemeler ile bu ihtiyaç kurumsal hale getirilir. Bu bağlamda “Askeri Ceza ve Disiplin Hukuku” ordunun ideal işlemesi için ortaya çıkmaktadır. Sadece asker kişileri ilgilendiren hükümlerin ayrı bir düzenlemeye tabi olması gerekmektedir. Bu hukukun korumak istediği en mühim nokta askeri disiplindir. Ordu mensuplarının disiplinlerini sağlamak amacıyla genel ceza kanunlarıyla düzenlenmeyen suçlar ve yaptırımları ayrı bir mevzuatta toplanır. Askeri suçların düzenlendiği 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’na 7329 sayılı kanun ile değişiklik getirilmiş 30 Haziran 2021 tarihinde resmî gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.