Haberleşme Özgürlüğü
Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan bahsetmeden önce haberleşme özgürlüğü kavramına değinelim. Haberleşme özgürlüğü kişinin temel haklarındandır. İnsan haklarını düzenleyen uluslararası belgelerde, kişinin haberleşme hak ve özgürlüğüne sahip olduğu öngörülmüş, bu hakkın tanınması ve korunmasının gerekliliği belirtilmiştir. Anayasa’nın 22. maddesine göre; “(1)Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır. (2) Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde karar kendiliğinden kalkar. (3) İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir.” Bu madde ile haberleşme özgürlüğü kişiye bir hak olarak tanınmakta; haberleşme özgürlüğünün sınırlandırılabileceği haller belirtilmek suretiyle anayasal güvence sağlanmaktadır.
Haberleşme özgürlüğünün korunması, hem haberleşmenin engellenmemesini hem de haberleşmenin gizliliğinin korunmasını gerektirir. Nitekim Anayasa’nın 28. maddesinin 1. fıkrasında haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu, 2. fıkrasında ise haberleşmenin gizliliğine müdahalenin hangi sebeplerle hangi koşullarla olabileceği belirtilerek, gizliliğin dokunulmazlığı öngörülmüştür. [1]
Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu Nedir?
TCK Madde 132: “Bir kimseyi, özel hayatının gizliliğini ihlal edecek şekilde dinleyen, görüntü veya ses kaydı yapan, görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ele geçiren, ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.”
Türk Ceza Kanunu’nun 132. maddesinde kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini ifşa ve kendisiyle yapılan haberleşme içeriğini ifşa olmak üzere üç ayrı suç düzenlenmiştir.
A.Korunan Hukuksal Değer
Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun (TCK m.132) Türk Ceza Kanunu’nun “Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiş olduğunu göz önüne alırsak, bu suçlarda genel olarak özel yaşam (AY m.20) ve özel olarak da “haberleşme özgürlüğü” (AY m.22) korunmaktadır. Haberleşmenin aile üyeleri arasında gerçekleşmiş olması halinde aile yaşamının da dolaylı olarak korunduğu söylenebilir. Haberleşmenin gizliliğinin ihlal edilmesiyle sadece Anayasa’nın 22. maddesindeki haberleşme özgürlüğüne değil, Anayasa’nın hukuk devleti ilkesi (AY m.2), kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı (AY m.17) ve düşünce özgürlüğü (AY m.25) hükümlerine de aykırılık söz konusu olur.
1. Suçun Maddi Konusu
Türk Ceza Kanunu m.132/1’deki suçun maddi konusu haberleşme, TCK m.132/2-3 de düzenlenen suçların maddi konusu ise haberleşmenin içeriğidir. Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunda haberleşmeyi gerçekleştirilmek için yararlanılan araçlar bakımından herhangi bir sınırlama söz konusu olmayıp, yapılma biçimi ne olursa olsun her türlü haberleşme açısından bir koruma sağlanmıştır. Haberleşmenin bir araçla yapılması gerektiği için, kişiler arasında haberleşme niteliği taşımayan konuşmaların çıplak kulakla dinlenmesi bu suçu oluşturmaz. Ancak bu durum özel hayatın gizliliğini ihlal suçu (m.134) kapsamında değerlendirilebilir.
Bu suçta haberleşmeden anlaşılması gereken, zorunlu olarak iki kişi arasında, kişilerin başkalarıyla paylaşmaması sebebiyle özel olan, doğrudan doğruya değil, bir araç vasıtasıyla yapmış oldukları iletişimdir. Kişiler arasındaki haberleşmenin mektup, telgraf, telefon, faks, elektronik posta veya başka herhangi bir yolla yapılmış olmasının önemi yoktur. Bu bakımdan internet ortamında elektronik posta yoluyla yapılan haberleşmenin gizliliğinin ihlali halinde de bu suç oluşacaktır.
2. Fail ve Mağdur
Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu (TCK m.132/1) ile kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini ifşa suçunu (TCK m.132/2) haberleşmenin tarafı olmayan üçüncü bir kişi işleyebilir. Failin, görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanan kamu görevlisi olması ile failin belirli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanan meslek ve sanat sahibi olması halinde suçun nitelikli hali söz konusu olur. Bu suç herkese karşı işlenebilir. Suçun mağduru haberleşmenin tarafları olan kişi veya kişilerdir.
Kendisiyle yapılan haberleşme içeriğini ifşa suçunun faili haberleşmenin tarafı, mağduru ise haberleşmenin diğer tarafı yani haberleşmenin yapıldığı diğer kişi veya kişilerdir. [1]
Aşağıdaki seçimlik hareketlerden birinin işlenmesiyle suç meydana gelir:
- En az 2 veya daha fazla kişi arasındaki haberleşmenin gizliliğinin üçüncü bir kişi tarafından herhangi bir şekilde ihlal edilmesi (TCK md.132/1-1.cümle),
- En az 2 veya daha fazla kişi arasındaki haberleşmenin üçüncü bir kişi tarafından “kayda alınmak suretiyle” gizliliğin ihlal edilmesi (TCK md.132/1-2.cümle),
- En az 2 veya daha fazla kişi arasındaki haberleşmenin üçüncü bir kişi tarafından “ifşa edilmesi” (açığa vurulması) suretiyle gizliliğin ihlal edilmesi (TCK md.132/2),
- Kişinin kendisiyle yapılan haberleşmeyi herhangi bir şekilde veya basın ve yayın yoluyla “hukuka aykırı bir şekilde alenen ifşa ederek (açığa vurarak)” gizliliği ihlal etmesi (TCK md.132/3). [3]
Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunun Unsurları
Suçun meydana gelmesi için önşart; iki veya daha fazla kişi arasında elverişli araçlarla gerçekleştirilen bir haberleşme olmasıdır. Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun konusunu teşkil eden haberleşmenin şu özelliklere sahip olması gerekir:
-Haberleşme, en az 2 veya daha fazla kişi arasında aleni olmayacak bir şekilde gerçekleşen düşünce ve duygu aktarımı şeklinde olmalıdır.
-Kişiler, haberleşmenin gizli kalacağı, başkaları tarafından bilinmeyeceği düşüncesiyle hareket edip gizliliği sağlamaya özen göstermelidir. Aleni olmayan haberleşme içeriği, üçüncü kişiler tarafından özel bir çaba gösterilerek öğrenilmelidir. Örneğin, iki kişi arasındaki haberleşmenin bir salona yansıtılan bir ekran vasıtasıyla yapılması halinde kişiler gizliliği sağlamaya özen göstermediğinden, bu görüşmenin kaydedilmesi suç oluşturmaz.
-Haberleşmenin özel hayata ilişkin olması veya sır teşkil etmesi gerekmez. Önemli olan haberleşmenin iki kişi arasında sözlü veya yazılı düşünce ve duygu aktarımı niteliğinde olmasıdır.
-Haberleşme, mutlaka “internet, telefon, telsiz, faks, mektup, telgraf, kağıt vb. elverişli araçlarla” gerçekleştirilmelidir. Kişilerin yüz yüze yaptıkları iletişimin dinlenmesi veya kayda alınması haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu değil, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu (TCK md.133) oluşturur.
İnternet yoluyla yapılan haberleşme, whatsapp, facebook, msn, twitter, instagram vb. aplikasyonlar ve sosyal medya hesapları kullanılarak yapılabilir. Bu araçlarla aleni olmayacak bir biçimde kişiler arasında yapılan tüm haberleşmelerin dinlenmesi, okunması, kaydedilmesi veya ifşa edilmesi haberleşmenin gizliliğini ihlal suçuna vücut verir.
Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu birbirinden farklı seçimlik hareketlerle oluşmakta olup her seçimlik hareket için ayrı bir ceza yaptırımı öngörülmüştür. [3]
Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunun Temel Şekli ve Cezası
Suçun temel şekli; üçüncü kişi olan failin, iki veya daha fazla kişi arasında aleni olmayan haberleşmeyi, özel bir çaba göstererek elverişli araçlar kullanarak “dinlemesi” veya “okuması” ile meydana gelir. Örneğin, iki kişi arasındaki telefon görüşmesinin elverişli bir araç kullanılarak dinlenmesi; iki kişi arasındaki mektupların postada veya kapının önünde alınarak okunması; bir google uygulaması olan hangouts üzerinden gerçekleştirilen kapalı bir toplantının dinlenmesi suçun temel şeklinin işlenmesine neden olur. Suçun temel şeklinin; yani “dinleme” veya “okuma” yoluyla haberleşmenin gizliliğinin ihlal suçunun cezası, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. [3]
Haberleşmenin Kayda Alınması Suretiyle Gizliliğin İhlal Edilmesi Suçu ve Cezası
İki veya daha fazla kişi arasında aleni olmayan haberleşmenin üçüncü bir kişi tarafından kayda alınması, TCK md. 132/1-2. cümlesinde suçun nitelikli bir şekli olarak ayrıca düzenlenmiştir. Üçüncü kişinin bu fıkraya göre cezalandırılması için haberleşmeyi kaydetmesi gerekir. Kişinin kaydettiği haberleşmeyi okuması veya dinlemesi şart değildir, haberleşme elverişli bir araçla kaydedildikten sonra, fail tarafından dinlenmemiş veya okunmamış olsa da suç işlenmiş olur. Haberleşme içeriğine ilişkin yapılan kaydın anlaşılabilir olup olmadığının da bir önemi yoktur. Yapılan kayıttan içerik anlaşılmasa bile suç oluşur.
Haberleşmenin kaydedilmesinin hukuken şu şekillerde gerçekleşebileceği kabul edilmektedir:
- İki veya daha fazla kişi arasındaki ses veya görüntünün kaydedici cihazlarla kaydedilmesi,
- İki veya daha fazla kişi arasındaki, aleni olmayan yazıların fotokopisinin çekilmesi, resminin çekilmesi veya bir aletle başka bir nesne üzerine geçirilmesi halinde haberleşme kaydedilmiş sayılır. Örneğin, iki kişi arasında iletilen bir mektubun açılarak cep telefonu ile fotoğrafının çekilmesi, haberleşmenin kaydedilmesi olarak kabul edilir.
- Elektronik veya internet ortamında iletilen iletilerin herhangi bir şekilde elverişli bir araç kullanılarak kaydedilmesi halinde de haberleşmenin kaydedildiği kabul edilir. Örneğin, gizli bir mailin kendi hesabına forward edilerek kaydedilmesi; e-mailin fotoğrafının çekilmesi; emailin taşınabilir belleğe veya CD’ye aktarılması haberleşmenin kaydedilmesi olarak kabul edilmektedir.
Üçüncü bir kişi tarafından, en az 2 veya daha fazla kişi arasındaki haberleşmenin “kayda alınmak suretiyle” gizliliğin ihlal edilmesi suçunun cezası, 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezasıdır (TCK md. 132/1-2.cümle). [3]
Kişiler Arasındaki Haberleşme İçeriklerini İfşa ve Cezası
Haberleşmenin tarafı olmayan üçüncü bir kişi tarafından, iki veya daha fazla kişi arasındaki “haberleşme içeriğinin ifşa edilmesi” de TCK md.132/2’de suçun nitelikli bir şekli olarak düzenlenmiştir. İfşa etme, haberleşme içeriğinin üçüncü bir kişiye veya belirsiz sayıdaki kişiye duyurulması, açığa vurulması veya iletilmesi yoluyla meydana gelir. Failin bu fıkra kapsamında cezalandırılması için haberleşme içeriğinin ne şekilde elde edildiğinin bir önemi yoktur. Tamamen hukuka uygun elde edilmiş olsa dahi, kişiler arasındaki haberleşme içeriklerinin bilerek ve isteyerek ifşa edilmesi halinde, ifşa etme suretiyle haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu oluşur. Örneğin, iki kişi arasındaki gizli bir mektubun basın yayın yoluyla veya sosyal medya hesaplarından yayınlanması; gizli kalması gereken bir e-mailin elde edilerek haberleşmenin tarafı olmayan bir kişiye gönderilmesi; iki veya daha fazla kişi arasında telefonda yapılan bir konuşmadan elde edilen ses veya görüntü kaydının facebook, x, youtube vb. i bir sosyal medya hesabı üzerinden yayınlanması, ifşa etme suretiyle haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturur. İfşa etme suretiyle haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun cezası, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıdır.[3]
Kendisiyle Yapılan Haberleşme İçeriğini İfşa Etmesi ve Cezası
Kişinin kendisiyle yapılan haberleşme içeriğini ifşa etmesi suçu nedeniyle cezalandırılabilmesi şu şartların gerçekleşmesi gerekir:
-Kişinin kendisi ile yapılan haberleşmenin kaç kişi arasında olduğunu önemli değildir. Örneğin, cep telefonunda telekonferans yöntemi ile 5 kişi arasında gerçekleşene bir görüşmenin, görüşmenin tarafı olan herhangi bir kişi tarafından kaydedilerek youtube veya facebookta yayınlanması halinde bu fıkradaki suç oluşur.
-Kişinin kendisi ile yapılan haberleşme içeriğini belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan aleni bir ortamda ifşa etmesi gerekir. Birden fazla kişinin somut olarak haberleşme içeriğini algılayıp algılamadığının hiçbir önemi yoktur, önemli olan haberleşme içeriğinin algılanabilme imkanının olmasıdır. Haberleşme içeriklerinin, haberleşmenin muhatabı olan diğer kişi tarafından, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan aleni bir ortamda, ilgilisi veya ilgililerinin rızası dışında ifşa edilmesi, yani; yayılması, açığa vurulması, afişe edilmesi, ilan edilmesi, kamuoyuna duyurulması, özetle; içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması eyleminin TCK’nın 132/3. maddesinde tanımlanan haberleşmenin gizliliğini ifşa suçu kapsamında değerlendirilmektedir. Örneğin, kendisiyle yapılan whatsapp yazışma veya görüşmesini bir arkadaşına gizlice gösteren kişinin bu eylemi haberleşmenin gizliliğini ifşa suçu oluşturmaz, çünkü suçun aleniyet unsuru vücut bulmamıştır.
-Haberleşmenin diğer tarafı olan ilgilinin ifşa etme eylemine rızasının olmaması gerekir. Rıza verilip içerik ifşa edildikten sonra, rızanın daha sonra geri alınması halinde suç oluşmayacağı gibi ifşa edene bir yükümlülük de yüklenemez. Örneğin; iki kişi arasındaki telefon görüşmesi içeriğinin herhangi bir haber sitesine verilmesine rıza gösteren kişi, daha sonra diğer tarafı haberin siteden kaldırılması konusunda girişimde bulunmaya zorlaması da mümkün değildir.
-İfşa etme; haberleşme içeriğini yayma, açığa vurma, afişe etme, ilan etme, kamuoyuna duyurma, özetle; içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunma olarak anlaşılmaktadır.
İfşa etme eylemi hukuka aykırı olmalıdır. Kişinin, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda, örneğin; kendisine karşı işlenmekte olan (cinsel saldırı, hakaret, tehdit, iftira veya şantaj gibi) bir suç söz konusu olduğunda ya da kendisine veya aile birliğine yönelen, onurunu zedeleyen, haksız bir saldırıyı önlemek için, kaybolma olasılığı bulunan kanıtların kaybolmasını engelleyip, yetkili makamlara sunarak güvence altına almak amacıyla, saldırıyı gerçekleştiren tarafın bilgisi ve rızası dışında, konuşma ve haberleşme içeriklerini veya özel hayata ilişkin ses ve görüntülerini dinleme, izleme ya da kaydetme eylemlerinin hukuka uygun olduğu kabul edilmektedir. “Kişinin kendisiyle yapılan haberleşme içeriğini ifşa etme” suretiyle gizliliği ihlal etmesi suçunun cezası, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. İfşa etme fiilinin, basın yayın yoluyla işlenmesi halinde de aynı cezaya hükmolunur.[3]
Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu Yargıtay Kararları
Yargıtay 12. Ceza Dairesi – 2015/20 karar
“Sanığın, eşiyle arasındaki boşanma davasında tanıklık yapan ve aynı zamanda bacanağı olan katılanın, duruşmada, eşinin başka bir kişiyle ilişkisi olduğunu bildiği halde ilişkiyi bilmediğine dair yalan beyanda bulunarak suç işlediğini ispat etmek amacıyla, katılanla yaptığı telefon görüşmesinde, katılana özel olarak sorular sorarak, katılanın cevaplarını ve aralarındaki tüm konuşmaları cep telefonuyla gizlice kayda aldığı, bilahare ses kayıtlarını CD’ye aktarıp C. Başsavcılığına ibraz ederek katılan hakkında yalan tanıklık suçundan şikayetçi olduğu ve kayıtları boşanma davasına da delil olarak sunduğu olayda; sanığın, bir daha delil elde etme olanağının bulunmadığı bir durumda iken, kaybolma olasılığı bulunan mevcut delilin muhafazasını sağlamak için değil, önceden hazırlıklı ve planlı şekilde, katılan hakkında C. Başsavcılığına yapacağı şikayete ve boşanma davasına delil oluşturmak amacıyla hareket ederek gizlice kayıt yapıp, bu ses kayıtlarını içerir CD’yi, adli makamlara delil olarak sunduğu, somut olayda, sanığın, hukuka uygun davrandığı kabul edilmeyeceğinden ifşa suretiyle haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu oluşmuştur.”[2]
Yargıtay 12. Ceza Dairesi-Karar:2019/3132
“Belirli veya belirlenebilir iki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmemeleri gerektiği yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, gizliliği sağlamaya özen gösterip, elverişli araçlar (internet, telefon, telsiz, faks, mektup, telgraf, kağıt vb.) ve ortak semboller (söz, yazı, işaret vb.) aracılığıyla paylaştıkları bilgi, düşünce, duygu ve tutumlarının; özel hayata ilişkin olsun ya da olmasın, başka kişi veya kişiler tarafından, özel bir çaba gösterilerek, doğrudan veya dolaylı şekilde (zarfı açılmadan ışığa tutulan mektupta olduğu gibi), okunmak veya dinlenmek suretiyle öğrenilmesi eyleminin TCK’nın 132/1-1. cümlesinde; anlaşılabilir olsun ya da olmasın, başkalarının haberleşme içeriklerinin kaydı, yani; yazı, ses, görüntü, özel işaretler gibi ortak sembollerin, başka bir nesne üzerine taşınarak (örneğin; ses veya görüntünün, manyetik bant üzerine, yazının başka bir kağıt, defter vb. nesne üzerine geçirilmesi, kopyasının alınması, elektronik iletinin taşınabilir belleğe veya CD’ye aktarılması gibi işlemlerle) sabitlenmesi eyleminin TCK’nın 132/1-2. cümlesinde haberleşmenin gizliliğini ihlal başlığı altında suç olarak tanımlandığı, bu madde kapsamında yer verilmeyen kişinin kendisiyle yapılan haberleşme içeriğini kaydetmesi eyleminin, koşulları bulunduğu takdirde, aynı Kanunun 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabileceği; haberleşme içeriklerinin, haberleşmenin muhatabı olan diğer kişi tarafından, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan aleni bir ortamda, ilgilisi veya ilgililerinin rızası dışında ifşa edilmesi, yani; yayılması, açığa vurulması, afişe edilmesi, ilan edilmesi, kamuoyuna duyurulması, özetle; içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması eyleminin TCK’nın 132/3. maddesinde tanımlanan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirileceği,
Görüldüğü üzere, kişilerin tarafı oldukları haberleşme içeriklerini kaydetmeleri TCK’nın 132/1-2. maddesi kapsamında suç olarak düzenlenmemiştir. İncelenen dosya kapsamına göre; sanığın, katılan ile yapmış olduğu haberleşme içeriklerini kaydedip, tanık …’e dinletmesine konu olayda, sanığın söz konusu kaydı tanık …’e aleni bir şekilde dinletmemesi nedeniyle yerel mahkemece verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.”[2]
Yargıtay 12. Ceza Dairesi -2015/3 karar
“Sanığın, haberleşme içeriğini kaydedip, bu kaydı içeren CD’yi, görülmekte olan dava dosyasına delil olarak vermesi biçimindeki eylemleri, 5237 sayılı TCK’nın 134/1-2. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal ve TCK’nın 132/3. maddesindeki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçları kapsamında değerlendirilebilir ise de, görüşme ayrıntıları dökümünü üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına dair hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, boşanma davasındaki iddiasını ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket etmediğinden suç oluşmamıştır.’’[2]
Kaynakça
[1] Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu/ Doç.Dr.Handan Yokuş Sevük/(syf 159-195) – https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/213966
[2] Akbaş Hukuk&Arabuluculuk / Yusuf Avcı/ Haberleşmenin Gizliliğini İhlal ve Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Suçu – https://www.akbashukuk.com.tr/haberlesmenin-gizliligini-ihlal-ve-kisiler-arasindaki-konusmalarin-dinlenmesi-sucu-tck-132-ve-133/
[3] Av. Baran Doğan Hukuk Bürosu/ Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu Ve Cezası – https://barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/haberlesmenin-gizliligini-ihla-sucu-cezasi.html




