Anayasa Nedir?
Anayasa, bir devletin yönetim biçimini belirtir. Toplumların ülke üzerindeki egemenlik haklarının, bireylerin temel haklarının hangi koşullar altında devlet tarafından kullanılabileceğini belirleyen temel kanunlardır.
Ekoloji Nedir?
Doğa bilimi, canlıların hem kendi aralarında hem de fiziksel çevreleri ile olan ilişkileri inceleyen bilim dalıdır. Ekoloji 19. yüzyılın sonlarından itibaren ciddi bir bilim hâline geldi. Adaptasyon ve doğal seçilim ile ilgili kavramlar modern ekoloji teorisinin temel taşlarını oluşturur.
Doğa Hakkı Kavramı ve Temel Dayanakları
Doğa hakkı kavramının ne zaman ve nasıl ortaya çıktığı bilinmemekle beraber kadınların da birey olarak görülmeye başlanarak toplum sözleşmesinin bir tarafı olarak görülmesi ve köleliğin kaldırılması süreci doğanın hak sahipliğine uzanan süreci anlamlandırmamıza ışık tutuyor.
İnsanoğlu, daha önce kadınlarda ve kölelerde olduğu gibi doğayı da eşyası ya da mülkü gibi görmektedir. Hukuk tarihine bakıldığında hak sahipliği kavramında dönemsel ve kültürel olarak bir değişimin olduğu görülmekte ve kavram biyolojik olmaktan çok siyasi kararlarla ilişkilendirilmektedir. Gerçek kişiler yanında özel ve kamusal kurum ve kuruluşların tercihen kişi statüsüne sokularak hak öznesi yapılmış olmaları da bu politikliğin bir yansımasıdır. [1]
Doğal çevrenin hukuki haklara sahip olması fikri, tıpkı diğer hak sahipliği örneklerinde olduğu gibi önerildiği ilk zamanlarda garip ya da çok radikal bir öneri olarak karşılanmıştır. Ne var ki; doğanın hak sahibi olması demek doğanın insanın tüm müdahalelerinden arındırılması, örneğin ağaçların kesilmesine son verilmesi gibi uç bir talebi ifade etmemektedir. Hak sahibi olarak insanların idam edilmesi, şirketlerin kapatılması gibi doğa da sahip olduğu haklara rağmen -hak sahibi olduğunda- bazı durumlarda zarar görecektir. Dolayısıyla doğa hak sahibi olduğunda insan yaşamının tümden sekteye uğraması gibi bir durum söz konusu olmayacaktır. Onu oluşturan her canlı bileşenin kendi niteliğine göre ve canlılığını sürdürebilecek şekilde korunması sağlanacaktır. [2]
Ekolojik Anayasa Nedir?
Doğanın hak öznesi olup olmayacağı tartışmalarının bir sonucu olarak ortaya çıkan ve doğayı da birey, toplum ve devlet unsurlarına ek bir unsur olarak hakkın öznesi kabul eden sistemdir. Çok yaygın olmamakla beraber Bolivya ve Ekvador yasalarında ekolojik anayasanın izlerini görmekteyiz.

Ekolojik Anayasa Terimi Nasıl Ortaya Çıkmıştır?
Anayasacılığın amacı hak ve özgürlüklerin teminat altına alınmasıdır. Devletin bu konuda pozitif ve negatif yükümlülükleri vardır. Günümüzde artış gösteren iklim krizi ve ekolojik dengenin bozulması sorunları karşısında da devletin bu yükümlülükleri devam etmektedir. Devlet, bu dengenin bozulmasını önleyecek düzenlemeler yapmalıdır.
21. yüzyılda devletler çevre sorunları, insan hakları ve küreselleşme ile uğraşmaktadır.
İklim değişikliği ve savaş neticesinde gerçekleşen kitlesel göçler 195 devletin egemenliğinin tekrar irdelenmesine yol açmıştır. Çünkü şimdiye kadar elde edilen hak ve özgürlükler demetine artık doğa-çevre ve insan ilişkili haklar dahil olmuştur. Artık iktidar-insan ikili sarmalına ülkesel boyutuyla doğa-çevre eklemlenmiş ve bu üç boyutlu son durum devleti yeniden yapılandırmada kıstas olarak kullanılacaktır.
Bu kapsamda 21. yy. anayasalcılığı da ülkesel boyutuyla doğa haklarını benimseyen, halkın katılımını arttıran, uluslararası ekonomik etkinlikleri tanzim eden ve daha eşitlikçi-sosyal demokrat gelişim gösteren anlayışa katkı sağlamalıdır. Yalnızca insanlara karşı siyasal iktidarın sınırlanması düşüncesine denk düşen Batı liberal anayasalcılık yerine doğaya karşı da iktidarları sınırlayan bir anayasalcılık anlayışı geliştirilmelidir
Bolivya, Ekvator, Venezüella ve diğer yoksul Latin Amerika devletleri ile Somali, Kenya ve Durban gibi Güney Afrika devletlerinde hem ekolojik hem de ekonomik krizin 1990’lı yıllarda beliren toplumsal dönüşümle beraber derinden hissedilmesi anayasalarına yansımıştır. Toplumsal hareketlerin artmasıyla yerel ve bölgesel düzeyde çevre hakkının yanı sıra doğa hakları şeklinde ayrı bir gruplandırma telaffuz edilmeye başlanmıştır. [3]
Bir Örnek Olarak Bolivya Anayasası Nasıl Çalışır?
2009 Bolivya anayasası 411 maddeden oluşan ayrıntılı bir anayasadır. Bolivya Devlet Başkanı Morales 2009 Bolivya Anayasası’nın yürürlüğe eğirmesinden sonra yaptığı konuşmada anayasanın yürürlüğe girmesini, ikinci bir bağımsızlık ve Bolivya’nın gerçek kurtuluşu olarak nitelendirmiştir. [4] Morales’in bu açıklaması, anayasanın neden çerçeve anayasa şeklinde değil de uzun ve kapsamlı bir şekilde hazırlandığını bir ölçüde aydınlatmaktadır. 2009 Bolivya Anayasası, Bolivya’daki dönüşüm çabasının anahtarıdır ve bu nedenle hemen her konu anayasa kapsamı içinde düzenlenerek geçmişin izleri silinmeye çalışılmıştır.
Çevre vurgusu, çoğulculuk ve çok kültürlülük, neoliberal politikalardan kopuş şeklinde üç temel felsefe etrafında şekillenen Bolivya Anayasası’nın başlangıç bölümü destansı bir dille yazılmıştır. Ayrıca bu anayasada doğa anaya yani Pachamama’ya duyulan saygı o denlidir ki; “Pachamama’nın gücü ve Tanrı’ya olan minnet borcu ile halkın verdiği vekaletin gereği yerine getirilerek..” şeklinde bir cümle ile aslında bu anayasa ile Bolivya’nın yeniden kurulduğu ifade edilmiştir. [5]
Bolivya Anayasası’na 411 madde boyunca özgürlük ve eşitlik ilkeleri damgasını vuruyor. “çoğulluk ve çoğulculuk” ilkelerine yaslanan, adem-i merkeziyetçi bir demokrasi anlayışı ile kaynakların halkın çoğunluğu, özellikle de emekçiler ve ezilenler lehine kullanılmasını öngören bir “üniter sosyal devlet” kavrayışı bu anayasanın temel taşlarından biridir
Neo-liberalizmden beslenen postmodernizmin bize zıt, uzlaşmaz, bağdaştırılamaz kutupsallıklar olarak bellettiği iki alan arasında gerçekte aşılmaz bir mesafenin olmadığının doğrulanması; bir başka deyişle, “Büyük İnsanlık”ın iki kadîm özlemi, “özgürlükçülük” ile “eşitlikçilik”in ille de birbirini dışlamak zorunda olmadığı, bağdaştırılabilir olduğunun anlaşılması ve bunun anayasada yer alması aslında bu anayasanın neden bu kadar kapsamlı olduğunu da anlatıyor. [6]
Kaynakça
[1] OCAK, Ayşenur, Bir Doğa ve İnsan Hakkı Olarak Su Hakkı, Mayıs 2019, On İki Levha Yayıncılık s. 44 vd
[2] STONE, Christopher D., Should Trees Have Standing?, Oxford University Press, Oxford, 2010, s.4
[3] KURU, Ensar, Yeni Bir Yerküre Tasarımı : Ekolojik Anayasalcılık, Yüksek Lisans Tezi Galatasaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı
[4] GÖZLER, Kemal, Genel Esaslar, s.65.
[5] ÇAKMAK, Gülçin, Yapım Süreci ve İçeriği ile anayasacılık Açısından Farklı Bir Deneyim Üzerine İnceleme: 2009 Bolivya Anayasası, Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı
[6] ÖZBUDUN, Sibel, Eşitlik ile Özgürlük, Sınıf İle Kimlik, İktisat İle Kültür Bağdaşabilir mi? Ya Da Nasıl Bir Anayasa (Bolivya Anayasası Örneği)



