Mal Ayrılığı Sözleşmesi Nedir?

Mal Ayrılığı Sözleşmesi

Mal Ayrılığı Sözleşmesi Nedir?

Evlilik kurumu, beraberinde eşler arasında bir mal yönetimi ve mal paylaşımı da gerektirmektedir. Bu mal paylaşımı ve mal yönetimine ilişkin ayrımlar, mal rejimi olarak da adlandırılmaktadır. Türk Hukuku’nda mal rejimine ilişkin hükümler, Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 202 ve devamında yer almaktadır. İşte kanunda, mal rejimine ilişkin bir ayrım da yasal mal rejimi – sözleşmesel mal rejimi şeklinde yapılmaktadır. 01.01.2002 öncesinde yasal mal rejimi olarak kabul edilen mal ayrılığı sözleşmesi ise TMK m. 242-243’te düzenlenmiştir.

Yeni kanunla birlikte mal ayrılığı sözleşmesi eşler ve evlenecek bireyler tarafından merak edilmekte, mal ayrılığı sözleşmesi örneği, mal ayrılığı sözleşmesinin mirasa etkisi gibi kavramlar gitgide artarak sorgulanmaktadır. Mal ayrılığı sözleşmesi, sözleşmesel mal paylaşımı ayrımına girmekle birlikte eşlerin birbirlerinden ayrı malvarlığına sahip olmaları esasına dayanmaktadır. Böylece eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf hakkına sahip olmaktadır. [1] TMK’nin 242. maddesi de “Mal ayrılığı rejiminde eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur.” şeklinde düzenlenmiştir. Yine mal ayrılığı sözleşmesi ile eşlerden her biri, kendi borçlarından bütün malvarlığı ile sorumlu hâle gelmektedir. Mal ayrılığı rejimi ile ilerideki olası bir boşanma hâlinde eşlerin mal paylaşımına ilişkin uyuşmazlık yaşamalarının önüne geçilmektedir.

Mal Ayrılığı Sözleşmesi Evlenmeden Önce Mi Yapılmalı Yoksa Evlilik Sonrasında Mı Yapılmalı?

Mal ayrılığı sözleşmesi, evlenmeden önce veya evlilik sonrasında imzalanabilmektedir. Bu bakımdan sözleşmenin evlendikten sonra yapılması da bir sakınca doğurmayacaktır. Yani eşler, evlilik sürecinde diledikleri zamanda mal ayrılığı rejimini seçmekte, değiştirmekte ve kaldırmakta özgürdürler. Evlilik öncesinde mal ayrılığı sözleşmesi yapılmak istenirse eşler, nikâh başvurusu esnasında mal ayrılığı rejimini seçtiklerini yazılı olarak bildirebilirler.

Bu durumda eşlerin evlenmesiyle birlikte mal ayrılığı sözleşmesi de geçerli hâle gelecektir. Yalnız dikkat etmek gerekir ki kendisine yazılı bildirimde bulunulan evlendirme memuru, sözleşmeyi düzenleme veya onaylama yetkisine sahip değildir. Evlendikten sonra mal ayrılığı sözleşmesi yapılmak istenirse ise noterde sözleşmeyi imzalamak gerekmektedir ve bu takdirde sözleşme, noterde düzenlendiği tarihten itibaren geçerli olacaktır. [2] 

Belirtmek gerekir ki 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanunu ile yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimi olarak öngörülmüştür. Dolayısıyla 01.01.2002 tarihinden önce mal ayrılığı sözleşmesi ile evliliklerini sürdüren eşler de bu tarihten itibaren edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olmuşlardır.

Mal Ayrılığı Sözleşmesi Nerede İmzalanır?

Mal ayrılığı sözleşmesi, noterde “düzenleme” veya “onaylama” şeklinde yapılabilir. Yani eşler, kendileri önceden hazırladıkları mal ayrılığı sözleşmesini noter huzurunda onaylatabilirler veya noterde sıfırdan bir mal ayrılığı sözleşmesi yapabilirler. Dolayısıyla mal ayrılığı sözleşmesinin geçerliliği, sözleşmenin noter huzurunda düzenleme veya onaylama şeklinde yapılmasıdır. Bu bağlamda mal ayrılığı sözleşmesi, resmi şekle tabidir. Noterde mal ayrılığı sözleşmesi yapılabilmesi için eşlerden kimlik ve vesikalık fotoğraf istenmektedir. Mal ayrılığı sözleşmesi noter masrafı, her yıl Adalet Bakanlığınca açıklanan noterlik ücret tarifesine göre belirlenmektedir.

Belirtmek gerekir ki her ne kadar noterden başka bir makam mal ayrılığı sözleşmesini düzenleme veya onaylama yetkisine sahip olmasa da Türk konsolosluklarının noter yetkisi bulunmaktadır. Dolayısıyla Türk konsolosluklarının da mal ayrılığı sözleşmesi düzenleyebileceği veya onaylayabileceği kabul edilmektedir. Bunun yanı sıra önceden belirtildiği üzere kendisine bildirimde bulunulan evlendirme memuru, mal ayrılığı sözleşmesini onaylamaya yahut düzenlemeye yetkili değildir.

Mal Ayrılığı Sözleşmesi Geçerlilik Şartları

Mal ayrılığı sözleşmesi geçerlilik şartları da merak edilen hususlar arasında yer almaktadır. Belirtelim ki mal ayrılığı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için aranan şartların eksikliği, mal ayrılığı sözleşmesini geçersiz kılar. Bu geçerlilik şartları, aşağıdaki gibi sıralanabilir: 

1) Ehliyet: Mal ayrılığı sözleşmesinin yapılabilmesi, tarafların ayırt etme gücünün bulunmasına bağlıdır. Dolayısıyla ayırt etme gücü bulunan 18 yaşın üzerindeki kısıtlı olmayan kişiler serbestçe mal ayrılığı sözleşmesi yapabilirler. Buna karşın küçükler ve kısıtlılar mal ayrılığı sözleşmesi yaparken yasal temsilcilerinin rızasını almak zorundadırlar. 

2)  Tarafların Anlaşması: Mal ayrılığı sözleşmesinin geçerli olarak yapılabilmesi için eşlerin ikisinin de mal ayrılığı sözleşmesi yapmaya yönelik karşılıklı ve birbirine uygun iradeleriyle rızalarının bulunması gerekmektedir. Korkutma, aldatma, yanılma gibi haller, sözleşmenin geçerliliğini etkileyecektir. 

3)  Noterde Düzenlenme Veya Onaylanma Ya Da Evlilik Başvurusu Esnasında Seçilme: Önceden belirttiğimiz üzere mal ayrılığı sözleşmesi, iki şekilde yapılabilir ve bu iki şekil, geçerlilik şartı niteliğindedir. Dolayısıyla mal ayrılığı rejiminin seçildiğine dair evlilik başvurusu sırasında evlendirme memuruna bildirimde bulunmak veya evlilik süresince noterde düzenleme veya onaylama yoluyla sözleşme yapmak dışında bir metotun seçilmesi, sözleşmeyi geçersiz kılacaktır. 

4)  İmza: Mal ayrılığı sözleşmesinin geçerli bir biçimde kurulabilmesi için mutlaka eşler veya gerektiğinde yasal temsilcilerin imzasının bulunması gerekmektedir. 

5)  Kanuna, Genel Ahlaka, Kamu Düzenine, Kişilik Haklarına Uygunluk: Eşler arasında mal ayrılığı sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesinin bir diğer şartı da Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen emredici hükümlere, toplumca kabul edilen genel ahlaka, kamu düzenine ve bireylerin kişilik haklarına uygun bir sözleşme hazırlanmasıdır.

Mal Ayrılığı Sözleşmesi

Mal Ayrılığı Sözleşmesini Kimler Yapabilir?

Mal ayrılığı sözleşmesini yapabilecek olanlar da evlilik sözleşmesine ilişkin genel hükümlerden olan TMK m. 204/1’de düzenlenmiştir. Buna göre, ayırt etme gücüne sahip olanlar mal ayrılığı sözleşmesi yapabilirler. Küçükler ve kısıtlıların ise yasal temsilcilerinin rızasını almaları gerekmektedir. Eşlerden birisinin sonradan ayırt etme gücünü kaybetmesi hâlinde ayırt etme gücü bulunmayan eşin yasal temsilcisi yahut ayırt etme gücü bulunan eş, hakimden, mal ayrılığı rejimine geçilmesine karar vermesini talep edebilir. [3] Burada hemen şunu belirtmek gerekir ki TMK m. 124 gereği evlilik yaşı, erkek için de kadın için de “17” (on yedi) olarak öngörülmüştür.

Bununla birlikte hâkim, pek önemli bir sebebin varlığı hâlinde “16” (on altı) yaşını doldurmuş erkek ve kadının evlenmesine de izin verebilir. Bunun yanı sıra evlilik birliği, ayrı cinsten kişiler arasında kurulmaktadır. Dolayısıyla aynı cinsten kişilerin evlilik beyanında bulunması, evlenmenin yokluk ile sakat olmasına yol açacaktır. 

Son olarak TMK m. 129/1’e göre “Üstsoy ve altsoy arasında; kardeşler arasında; amca, dayı, hala ve teyze ile yeğen arasında” evlenme yasaktır. Yine TMK m. 129/2’ye göre “Kayın hısımlığı sona ermiş olsa dahi eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu ile altsoyu arasında evlenme yasaktır” ve TMK m. 129/3’e göre de “Evlat edinen ile evlatlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında evlenme yasaktır.” 

Dolayısıyla yukarıda açıklanan evlenme engellerine sahip olan tarafların yaptığı mal ayrılığı sözleşmesi, evlilik gerçekleşmeyeceği için geçerli de olmayacaktır.

Mal Ayrılığı Rejiminin Tasfiyesi Davası Nedir?

Mal ayrılığı rejimi de eşler arasında öngörülebilecek mal rejimi türlerinden birisidir. Dolayısıyla mal ayrılığı rejiminin tasfiyesi de mal rejiminin tasfiyesi davasıyla ortaya çıkar. Mal ayrılığı rejimi sona erdiği zaman, tasfiye gerçekleşecektir. Mal ayrılığı rejiminin tasfiyesinde eşler, birbirlerine ait malların iadesini gerçekleştirirler. Başka bir deyişle, eşler, kendilerine ait olmayan malları, birbirlerine iade ederler. Bu hususun mahkeme önünde ispat edilmesi gerekmektedir. İspata ilişkin hükümler de TMK’de düzenlenmektedir. TMK m. 245 hükmü, mal ayrılığı rejimi için de uygulama alanı bulacaktır. Buna göre, “Belirli bir malın, eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.” (fıkra 1). “Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır.” (fıkra 2). İspat süreci sonrasında eşlere ait olan mallar, eşlere iade edilecektir. 

Mal Ayrılığı Rejimi Nasıl Sonlanır?

Mal ayrılığı rejimi, birkaç hâlde sona erebilir. Bu sona erme hâllerinden ilki, ölümdür. Taraflardan birinin ölmesi ile mal ayrılığı rejimi de sona erecektir. Bunun yanı sıra boşanma ile de mal ayrılığı rejimi sona erer zira ortada bir evlilik kalmamıştır. Dikkat edilmesi gerekir ki boşanma davasıyla birlikte mal rejiminin tasfiyesi davası açılamaz, mal rejiminin tasfiyesi için ayrı bir dava açılması gerekmektedir. 

Bir diğer sona erme hâli ise evliliğin iptalidir. Evliliğin geçersizliğini gerektiren sebeplerin varlığı hâlinde evliliğin iptali, mal ayrılığı rejiminin de sona ermesi sonucunu doğuracaktır. Bunlara ek olarak eşler tarafından başka bir mal rejiminin kabul edilmesi olacaktır. Eşler tarafından evlilik süresi boyunca kanunda yazılı sınırlar çerçevesince farklı bir mal rejiminin kabul edilmesi mümkündür. [4] Mal ayrılığı rejimini sona erdiren son hâl ise mal ayrılığı sözleşmesinin iptalidir.

Mal ayrılığı sözleşmesi kurulurken eşlerden birisinin iradesinin aldatma, yanılma veya korkutma ile sakat olması hâlinde iradesi sakat olan taraf, sözleşmenin geçersizliğini ileri sürebilecektir. Geçersizliğin ileri sürülebilmesi için bazı şartlar vardır. Buna göre sözleşmenin kurulduğu tarihten itibaren 1 yıl içerisinde dava açılması gerekmekle birlikte sözleşme noter ile düzenlendiği için istisnalar saklı kalmak üzere aksi iddianın da denk ispat kuvvetine sahip bir belge ile ispatlanması gerekmektedir.

Paylaşmalı Mal Ayrılığı Nedir?

Paylaşmalı mal ayrılığı, TMK’nin yasal mal rejimi dışında seçimlik olarak düzenlendiği ikinci mal rejimi türüdür. Paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde, eşlerin evlilik birliğini herhangi bir zamanda sonlandırmaları durumunda evlilik birliği içerisinde yer alan her mal, eşlere eşit oranda pay edilecektir. [5] Eşlerden her biri, diğer eşin malvarlığına katkıda bulunmuşsa, katkısı oranında payını talep edebilecektir. Yine TMK m. 244 gereği, paylaşmalı mal ayrılığında, “Eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur.” Bunun yanı sıra TMK m. 246 gereği de yine tıpkı mal ayrılığı sözleşmesi gereği eşlerden her biri kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumlu olacaktır. 

Paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde de mal ayrılığı rejimi gibi her eş, diğer eşte bulunan malvarlığını geri alacaktır. (TMK m. 248/1) Bunun yanı sıra TMK m. 248/2 gereği üstün yararı olduğunu ispatlayan eş, eşine, payın ödeme günündeki karşılığını temin etmek suretiyle malın tamamının kendisine verilmesini talep edebilir. 

Paylaşmalı mal ayrılığı rejiminin sona erme hâlleri de mal ayrılığını sona erdiren haller ile aynıdır. 

Mal Ortaklığı Rejimi Nedir?

Mal ortaklığı rejimi de kanunun eşlere tanıdığı seçimlik bir mal rejimi türüdür. Mal ortaklığı rejimi, diğer mal rejimi türlerine nazaran seyrek uygulanmaktadır. Mal ortaklığı rejimi, genel mal ortaklığı ve sınırlı mal ortaklığı şeklinde ikiye ayrılır.

Genel mal ortaklığında eşlerin kanun gereği kişisel mal sayılan malları dışındaki mallar, bir araya gelerek ortaklığı oluşturmakta ve eşler, ortaklık mallarına bütün olarak ve elbirliği ile sahip olmaktadırlar. Başka bir deyişle, ortaklık malları, müşterek mülkiyete tabidir; eşlerden herhangi biri, ortaklık malları üzerinde tek başına tasarruf yetkisine sahip değildir. Bu mal ortaklığında eşlerin kişisel malları ve ortaklık malları bulunmaktadır. [6] TMK m. 226 gereği “Bir eşin kişisel malı olduğu ispatlanmadıkça tüm malvarlığı değerleri ortaklık malı sayılır.” 

Sınırlı mal ortaklığı ise “edinilmiş mal ortaklığı” ve “diğer mal ortaklığı” şeklinde iki alt türe ayrılmaktadır. 

Edinilmiş mal ortaklığı, eşlerin mal rejimi sözleşmesiyle yalnızca edinilmiş malları ortaklık malı olarak kabul ettikleri hâllerde ortaya çıkar. Eşlerin kişisel mallarının gelirleri de ortaklık mallarından sayılmaktadır. 

Bunun yanı sıra eşler, mal rejimi sözleşmesiyle belirli bazı malvarlığı değerlerini yahut türlerini ortaklık dışında tutabilirler. Genellikle taşınmaz mallar, bir eşin kazancı veya bir eşin meslek veya sanat icrası için kullandığı mallar ortaklık malları dışında bırakılmaktadır. İşte belirli malların ortaklık malları dışında bırakıldığı mal ortaklığı rejimi de “diğer mal ortaklığı” olarak adlandırılır. 

Mal Ortaklığı Rejimi Nasıl Sonlanır?

Mal ortaklığı rejiminin sona ermesi de sona erme ve tasfiye ile gerçekleşir. Mal ortaklığı rejimi, eşlerden birinin ölmesiyle, başka bir mal rejiminin kabulüyle veya eşlerden biri hakkında iflasın açıklanmasıyla son bulur. Öte yandan mahkeme kararıyla evliliğin iptali yahut boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine hükmedilmesiyle yine mal ortaklığı son bulacaktır. 

Ortaklık malları ile kişisel malların kapsamının belirlenmesinde esas alınacak tarih, mal ortaklığının sona erdiği tarihtir. Bu nedenle mal ortaklığı rejimi sona erdikten sonra ortaklık malları da mevcudiyetini kaybedecektir. 

Bunun yanı sıra mal ortaklığının sona ermesinde denkleştirme, değer artış payı ve paylaşma kavramları eşler açısından öneme sahip kavramlardır. 

  • Denkleştirme

TMK m. 273/1 uyarınca “Bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları, ortaklık mallarından veya ortaklığa ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise; tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir.

  • Değer Artış Payı

TMK m. 274 gereğince “Bir eşin kişisel malı veya ortaklık malıyla bir başka mal kesimine giren malvarlığı değerinin edinilmesi, iyileştirilmesi veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, edinilmiş mallara katılma rejiminde değer artış payına ilişkin hükümler uygulanır.”

  • Paylaşma

Mal ortaklığı rejiminin ölüm veya başka bir mal rejiminin kabulü sebebiyle sona ermesi hâlinde eşlere veya mirasçılarına ortaklık mallarının yarısı verilecektir. Bunun yanı sıra yukarıda açıklanan diğer hâller ile mal ortaklığı rejimi sona ermişse, eşler, kendi kişisel malı niteliğindeki mallarını ortaklık mallarından alır. Bu işlem sonucunda kalan ortaklık malları ise eşler arasında eşit olarak paylaştırılır. Yargıtay da bir kararında muris eşin ölüm tarihi itibarıyla ölümle değil de yasal mal rejimine geçişle sona eren bir mal ortaklığı rejiminde sağ kalan eşin malın tümüne ilişkin talebinin reddini haklı bulmuştur. [7]


Kaynakça

[1] Mustafa Dural / Tufan Öğüz / Mustafa Alper Gümüş – Türk Özel Hukuku Cilt III: Aile Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul, 2020.

[2] Pınar Özlem Demir – Yasal Mal Rejimi Çerçevesinde Eşlerin Aralarında Yapabilecekleri Sözleşmeler, İstanbul Üniversitesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2005.

[3] Serra Kocar – Olağanüstü Mal Rejimi, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt. 5, Sayı. 1, 2019, s. 165-166.

[4] Betül Kiraz – Mal Rejimi Sözleşmeleri, Türk-Alman Üniversitesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2019.

[5] Büşra Cömert Akbay – Ayni İkame İlkesi ve Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt. 25, Sayı. 1, 2021, s. 279-280.

[6] Veysel Başpınar – Türk Medeni Kanunu ile Aile Hukukunda Yapılan Değişiklikler ve Bu Konuda Bazı Önerilerimiz, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt. 52, Sayı. 3, 2003, s. 91-92. 

[7] Yargıtay 8. HD, E. 2019/6537, K. 2020/1753, 25.02.2020.