Hayvanların Korunmasına İlişkin Düzenlemeler Nelerdir?

Hayvanların Korunmasına İlişkin Düzenlemeler Nelerdir?

Hayvanların Korunmasına İlişkin Düzenlemeler Nelerdir?

İnsan-dışı hayvanlar, insandan önce gezegenimizde var olmuş ve yaşamışlardır. Bu canlılar, ekosistemlerin devamlılığı açısından çok önemlidir. Dolayısıyla bu canlıların korunması da gezegenimizin devamlılığı ve yaşamımız açısından olağanüstü bir öneme sahiptir. Hayvanları korumanın en etkili yollarından biri hiç şüphesiz hukuktur. Böylece hayvanları korumak için hukuki açıdan da adımlar atılmaya başlanmıştır. Yasal bir düzlemde örneğin kanunlar, yönetmelikler ve hatta bazen anayasalar ile hayvanların korunması, ekosistemlerde ve dolayısıyla gezegenimizde devamlılığı sağlayacak en etkili koruma yollarından birisi olarak görülmektedir. Nitekim, Almanya, İsviçre, Bolivya, Ekvador gibi ülkelerle birlikte Türkiye’nin de yasal mevzuatında hayvanların korunmasına ilişkin çeşitli hükümlere rastlamak mümkündür. Bu noktada en başta Medeni Kanun ve Hayvanları Koruma Kanunu ön plana çıkmaktadır. Biz de bu yazımızda farklı kanunlarda hayvanların korunmasına ilişkin düzenlemeleri ele alacağız. 

Hayvan Hakları Konusunda Anayasamızda Yer Alan Düzenlemeler Nelerdir?

1982 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56. maddesi, “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.” demek suretiyle insanın sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını güvence altına alsa da sağlıklı ve dengeli bir çevrenin vazgeçilmez unsuru olan hayvanlar da bu madde çerçevesinde dolaylı olarak korunmaktadırlar. 

Anayasa Mahkemesi (AYM) başkanı Zühtü Arslan da bir kararda vermiş olduğu karşıoy gerekçesinde hayvanların sağlıklı ve dengeli çevrenin vazgeçilmez unsuru olduklarını, acı çekebilen canlılar olarak birtakım menfaatlere sahip olduklarını ve dolayısıyla hayvanlara yönelik araçsal yaklaşımın kabul edilemeyeceğini; bunun yerine hayvanların bir amaç olarak belirli birtakım hakların öznesi hâline gelebileceklerini vurgulamıştır [1].

5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda Yer Alan Düzenlemeler

Türkiye’de hayvan mevzuatı denildiği zaman akla gelen ilk düzenlemeler, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda yer almaktadır. Gerçekten de bu kanunda hayvanlarla doğrudan alakalı olan birçok düzenleme bulunmaktadır. 

Öncelikle ilgili kanun çerçevesinde evcil hayvan, insan tarafından kültüre alınmış ve eğitilmiş hayvanları, sahipsiz hayvan, barınacak yeri olmayan veya sahibinin ya da koruyucusunun ev ve arazisinin sınırları dışında bulunan ve herhangi bir sahip veya koruyucunun kontrolü ya da doğrudan denetimi altında bulunmayan evcil hayvanları, güçten düşmüş hayvan, bulaşıcı ve salgın hayvan hastalıkları haricinde yaşlanma, sakatlanma, yaralanma ve hastalanma gibi çeşitli nedenlerle fizikî olarak iş yapabilme yeteneğini kaybetmiş binek ve yük hayvanlarını ve son olarak yabani hayvan da doğada serbest yaşayan evcilleştirilmemiş ve kültüre alınmamış omurgalı ve omurgasız hayvanları ifade etmektedir. Belirtmek gerekir ki hayvanlar arasında yaratılan bu sınıfsal farklılık, kanunun amacının yöneldiği hayvanların korunmasıyla bağdaşmamaktadır. [2]

Bu çerçevede ilgili kanunda hayvanların korunmasına ilişkin belki de en dikkat çekici düzenleme, kanunun 4. maddesinin “a” bendinde kanun çerçevesinde hayvanlara yaşama hakkı tanınmış olmasıdır. Böylece bu kanun ekseninde sınırlı da olsa hayvanlara yaşama hakkı tanınmıştır. 

Bunun yanı sıra kanun çerçevesinde en çok tartışılan maddelerden birisi de 6. maddedir. 6. madde de özel olarak sokak hayvanlarının korunması amaçlanmıştır. Bu maddeye göre öncelikle sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların 3285 sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanununda öngörülen durumlar dışında öldürülmeleri yasaklanmış ve güçten düşmüş hayvanların ticari ve gösteri amaçlı olarak hiçbir şekilde çalıştırılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Maddenin tartışmalı olan 4. fıkrasına göre ise “Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların en hızlı şekilde yerel yönetimlerce kurulan veya izin verilen hayvan bakımevlerine götürülmesi zorunludur. Bu hayvanların öncelikle söz konusu merkezlerde oluşturulacak müşahede yerlerinde tutulması sağlanır. Müşahede yerlerinde kısırlaştırılan, aşılanan ve rehabilite edilen hayvanların kaydedildikten sonra öncelikle alındıkları ortama  bırakılmaları esastır.” Böylece sahipsiz hayvanların korunması hususunda yerel yönetimlere oldukça önemli yükümlülükler yüklenmiştir. Buna göre yerel yönetimlerin sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanları tespit etmesi, daha sonrasında bakımevine götürerek kısırlaştırma ve aşılama işlemlerinin yaptırılmasını sağlaması ve son olarak işlemleri tamamlanan hayvanları da alındığı yere bırakması gerekmektedir. 

Hayvanların korunmasına ilişkin sıklıkla araştırılan bir diğer husus da hayvan deneyleridir. Buna göre kanun tarafından 9. maddede öncelikle hayvanların bilimsel veya tıbbi amaçlı olmayan deneylerde kullanılmaları kesin olarak yasaklanmıştır. İkinci fıkrada ise deneylerde kullanılan hayvanların korunması gerektiği belirtilmiş ve bu hayvanların uygun bir şekilde bakılması ve barındırılması esas kılınmıştır. Hayvan deneyleri konusunda düzenleme yapan 9. maddenin en önemli hükümlerinden birisi, hayvan deneylerine deneyi yapacak kurum ve kuruluşların kendi bünyelerinde kurulacak etik kurulların onayıyla izin verilmesidir. 

Bunun yanı sıra HKK’nin 14. maddesinde “kabahat” olarak belirtilen yasak eylemler sayılmış ve bunların ihlali, idari para cezasına bağlanmıştır. Bir istisna olarak son değişiklik sonrası bu maddenin birinci fıkrasının (m)bendinde yer alan yasağa aykırı davranarak bir ev hayvanına veya evcil hayvana işkenceden veya acımasız ve zalimce muamelede bulunan kişi altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Yine son değişiklik ile beraber 28. maddenin sonuna “Adli Cezalar” isimli bir bölüm eklenmiş ve çeşitli eylemler de hapis cezasına konu edilmiştir.

Ayrıca bu kanunla birlikte adli para cezası, idari para cezası, hapis cezası gibi yaptırımlara ek olarak “hayvan bulundurmanın yasaklanması” ve “hayvana el konulması” gibi yaptırımlar da öngörülmüştür.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Yer Alan Düzenlemeler

Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) da hayvanları koruyan düzenlemelere yer verilmiştir. Örneğin, TCK m. 142’de düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunda hırsızlık suçunun büyükbaş ya da küçükbaş hayvanlara karşı işlenmesi, cezayı ağırlaştıran nitelikli hâl olarak sayılmıştır. Bu hâlde suçu işleyen kişiye beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülmüştür. Benzer şekilde TCK m. 151’de yer alan mala zarar verme suçunda hayvanın da bireyin mülkiyetinde bulunduğu düşüncesinden bahisle maddenin ikinci fıkrasında bir kimsenin sahipli hayvanını haklı bir neden olmaksızın öldüren, işe yaramayacak hâle getiren veya değerini azaltan kişinin mala zarar verme suçunu işlemiş olacağı ifade edilmiştir. 

Bu maddeler, hayvanı korumak yerine bireyi korumak amacına yönelmiştir. Yine de maddelerin koruma kapsamı düşünüldüğünde cezaların caydırıcılığı da dikkate alındığında dolaylı ve otomatik olarak bu maddelerle hayvanların da korunduğu söylenebilir.

2128 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda Yer Alan Düzenlemeler

İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK), 82. maddesinin üçüncü fıkrasında, “insan ya da hayvanlara önemli bir tıbbi fayda sağlamaksızın hayvanlara acı çektirebilecek genetik kimlik değiştirme işlemleri ve bu işlemler sonucu elde edilen hayvanlar”, patent verilmeyecek buluşlar arasında sayılmış ve böylece önemli bir tıbbi fayda sağlamaksızın hayvanlara acı çektirecek olan genetik kimlik değiştirme işlemleri, ekonomik fayda olarak kabul edilmemiştir. Yine İİKw’nin 83. maddesinin “b” bendi, “Hayvan hacizlerinde, anaları tarafından beslenme ve bakılmaya muhtaç olan yavrular analarından ayrı haczedilemiyecekleri gibi bunların anaları da yavrularından ayrı haczedilemezler.” düzenlemesi getirmek suretiyle hayvanları bakıma muhtaç yavrularından koparmayı yasaklayarak, hayvanların eşya olma niteliğine, bu canlı varlıkların ihtiyaçlarını dikkate alan bir istisna getirmiştir. [3]

Hayvanların Korunmasına İlişkin Düzenlemeler

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda Yer Alan Düzenlemeler

Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK), hayvanlar, genel olarak korunan özne değillerdir. Buna karşın, hayvanların dolaylı da olsa korunduğu birkaç maddeye rastlamak mümkündür. Örneğin, 359. maddenin ikinci fıkrasında, “Kiracı, kiralanan hayvanları beslemek, onlara iyi bakmak ve kiraya verene para veya hayvanlardan elde ettiği ürünün belli bir payını ödemekle yükümlüdür” denilerek kiraya verenin korunmasından dolaylı olarak hayvanlar da yararlanmaktadır.

Bundan başka, 415. maddenin 3. fıkrasında da “İşçi işverenle anlaşarak, hizmetin görülmesinde kendisine ait diğer taşıma araçlarını ve hayvanlarını kullanıyorsa işveren, bunların kullanma ve bakımı için gerekli olan olağan giderleri hizmet için kullanıldığı ölçüde karşılamakla yükümlüdür”. Şeklinde bir düzenleme getirilmiştir. Bu düzenlemeyle birlikte işçi, eğer kullanıyorsa kullandığı hayvana bakmakla yükümlü kılınmıştır. Dolayısıyla iş ilişkilerinde de hayvan, dolaylı olarak korunan bir konuma gelmiştir. 

4915 Sayılı Kara Avcılığı Kanunu’nda Yer Alan Düzenlemeler

Kara Avcılığı Kanunu’nda kanunun amacını içeren birinci madde, “İşçi işverenle anlaşarak, hizmetin görülmesinde kendisine ait diğer taşıma araçlarını ve hayvanlarını kullanıyorsa işveren, bunların kullanma ve bakımı için gerekli olan olağan giderleri hizmet için kullanıldığı ölçüde karşılamakla yükümlüdür” şeklinde düzenlenmiş, 4. madde, av ve yaban hayvanlarının koruma alanlarını belirtmiş, 6. madde avlanma esas ve usullerini, 12. Madde, izne tabi, yasak ve serbest av sahalarını ele almıştır. Son olarak 21 ve devamı maddelerinde ise yasaklara uymama hâlinde öngörülen cezalar belirtilmiştir. 

2872 Sayılı Çevre Kanunu’nda Yer Alan Düzenlemeler 

Kanunun birinci maddesinde kanunun amacı, “bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamak” şeklinde belirtilmiştir. Kanunun 9. maddesinin “f” bendi ise “Biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilirliliğinin sağlanması bakımından nesli tehdit veya tehlike altında olanlar ile nadir bitki ve hayvan türlerinin korunması esas olup, mevzuata aykırı biçimde ticarete konu edilmeleri yasaktır” şeklinde getirdiği düzenlemeyle her ne kadar nadir bulunan ve nesli tükenen veya tükenme tehlikesi altında olan hayvanlara yönelik bir koruma getirmiştir [4]. Bunun yanı sıra Kanun’un 20. maddesinin birinci fıkrasının “k” bendine göre ise “Bu Kanunun 9 uncu maddesinin… (f) bendinde belirlenen esaslara ve yasaklamalara aykırı davrananlara 20.000 Türk Lirası (2019 yılı için 60.163 TL),… idarî para cezası verilir” hükmü mevcuttur.

Apartmanda Evcil Hayvan Beslemek Yasak Mıdır? 

Kişiler tarafından en çok merak edilen konulardan biri de apartmanlarda evcil hayvan ve özellikle kedi köpek beslemenin yasak olup olmadığıdır. Belirtmek gerekir ki bu soruya verilecek cevap, çeşitli ihtimallere göre değişecektir. İlk ihtimal, apartman yahut site yönetmeliğinde hayvan beslenmesini yahut özellikle bazı hayvanların beslenmesini yasaklayan bir hüküm bulunmasıdır. Eğer böyle bir hüküm varsa, kat malikleri kurulunun izin verdiğine dair belge ibraz edilmeden evcil hayvan beslenmesi mümkün değildir. Bu konuda Yargıtayın da “Bağımsız bölümlerde (kedi, köpek, tavuk gibi) hayvanların beslenmesini açıkça yasaklamış olan yönetim planı hükmüne tüm kat malikleri uymak zorundadır.”şeklinde kararı mevcuttur [5].

Öte yandan apartman yahut site yönetmeliğinde böyle bir yasak bulunmuyorsa kural olarak bağımsız bölümlerde ve ortak mahallerde evcil hayvan beslemek mümkün olacaktır. Yalnız belirtmek gerekir ki evcil hayvan beslenmesi, çıkardığı gürültüden vs. mütevellit komşuları rahatsız ediyorsa, bu rahatsızlık belirli bir şiddetin üzerindeyse ve sürekliyse, bir arada yaşamayı çekilmez hâle getiriyorsa komşu(lar), mahkemeye başvurarak hayvanın tahliyesini isteyebilmektedir. Bu sebeple apartman gibi ortak alanlarda evcil hayvan besleyen bireylerin dikkatli olmaları gerekir. 

Hayvanların Korunması İçin Neler Yapabilirim? 

Öncelikle bu konuda yapılabilecek ilk ve en etkili öneri, hayvan refahı, hayvan hakları gibi konularda hayvanların korunmasını amaç edinerek çalışan sivil toplum kuruluşlarıyla koordine bir şekilde çalışmak olur. Böyle sivil toplum kuruluşlarına örnek olarak HAYTAP, HAKİM, Kafessiz Türkiye gibi kuruluşlar verilebilmektedir.

Bunun yanı sıra sokaklarda hayvan haklarının ihlal edildiği durumlarla karşılaşıldığı zaman, 112 numaralı telefondan hayvan polisleri aranarak veyahut da İçişleri Bakanlığı’nın “HAYDİ” uygulaması üzerinden ihbarda bulunulabilir. Buna ek olarak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın e-devlet üzerindeki sistemi üzerinden de hayvanların korunmasına ilişkin şikayet başvurusunda bulunulabilmektedir. 


Kaynakça

[1] AYM E. 2021/97, K. 2022/36, 24.03.2022.

[2] Onur Akbulut / Nesrin Çobanoğlu: “Türk Hukukunda Hayvanların Korunmasına İlişkin Mevzuat ve Bu Mevzuata Göre Hayvanların Hukuki Durumları”, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 36, 2020, s. 14-15.

[3] Özgün Çelebi: “Kişi ve Eşya Ayrımı Bağlamında Hayvanların Hukuki Statüsü”, İstanbul Hukuk Mecmuası, Cilt: 76, Sayı: 2, 2018, s. 593.

[4] Alper Uyumaz: “Bir Hukuk Sorunsalı Olarak Güncel Gelişmeler Işığında Türkiye’de Hayvan Hakları”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 20, Sayı: 3, 2016, s. 171.

[5] Yargıtay HGK., E.5-780, K.131, 19.02.1982.