Dezenformasyon Yasası Nedir? Nasıl İşler?

Dezenformasyon Yasası Nedir? Nasıl İşler?

Dezenformasyon Nedir?

Dezenformasyon, herhangi bir çıkar elde etmek ve kitleleri yanıltmak amacıyla yanlış bilgilerin kasıtlı olarak oluşturularak paylaşılmasıdır. Dezenformasyonda bilgi kendiliğinden tahrip edilmeyip medya aracılığıyla doğru bilgi değiştirilmekte ya da çarpıtılmaktadır. Dezenformasyona uğrayan bilgi ile toplum sahte haberlerle aldatılmakta, gerçeklerin inandırıcılığı kaybettirilerek gündem oluşturulmakta ve bu gündeme göre manipüle edilmektedir. Günümüz dijital dünyasında özellikle sosyal medya, sahte haberlerin yayımlanması ve yayılması açısından etkin olarak kullanılan bir araç konumuna gelmiş ve dezenformasyon için elverişli bir ortam oluşturmuştur. Sosyal medyada kullanıcıların aynı zamanda içerik üreten bir konumda olması, iletişim açısından büyük fayda sağlarken öte yandan içeriklerin kontrolsüz şekilde üretilmesine ve böylelikle söylentilerin hızla yayılmasına neden olmaktadır. Bu durum, paylaşılan bilgilerin kontrol edilmeden ve doğruluğunun teyit edilmeden yayılması problemini ortaya çıkarmaktadır. Sorunun çözümüne yönelik önlemler alınmadığı sürece dezenformasyonun katlanarak artması muhtemel görünmektedir.[1] Dezenformasyon kavramı gibi bilgi bozukluğunu ifade eden bir diğer kavram ise mezenformasyondur. Ancak dezenformasyon ve mezenformasyon kavramlarını birbirinden ayırmak gerekir. Mezenformasyon mevcut durumda manipülatif veya kötü niyetli olmadan oluşturulan veya paylaşılan yanıltıcı bilgileri tanımlamak için kullanılmaktadır. [5] Bu anlamda dezenformasyonla karıştırılmaması gereken bir kavramdır. Sosyal medya ve dijital platformlarda hızla yayılan dezenformasyon, günümüz dünyasında toplumsal olayları ve kamuoyunu önemli ölçüde etkileyen bir olgudur.  

Dezenformasyon Yasası Nedir?

Sosyal Medyada Dezenformasyon

Son yıllarda sosyal medyanın sosyal amaçlar dışında aynı zamanda bilgi edinme, haber alma ve paylaşma mecrası olarak kullanılması, bazı dezavantajları da beraberinde getirmiştir. Sosyal medyada yer alan haberlerin herhangi denetime tabi tutulmadan ve teyit edilme ihtiyacı duyulmaksızın paylaşılması, haberin ulaştığı kitlelerin algılarının değişmesine ve yanlış şekilde manipüle edilmesine yol açmaktadır. Bazı kişiler ya da gruplar tarafından kasıtlı ve kötü niyetli olarak sahte haberler üretilip sosyal medya üzerinden dolaşıma sokulmaktadır. Bireyler çoğu kez farkında olmadan kendisini dezenformasyona maruz kalan veya yapan konumda bulabilmektedir. Şimdi bir örnekle sosyal medyada dezenformasyonun nasıl oluştuğunu inceleyelim: 

X platformunda (eski adıyla Twitter) dezenformasyon yapacak kullanıcı, gündemle ilgili içerik oluşturarak farklı hesaplar üzerinden uygun etiketler kullanmak suretiyle paylaşım yaptığı anda süreci başlatmış olmaktadır. Katılımın artmasıyla birlikte yanlış bilgi daha fazla yayılmaktadır. Paylaşım arttıkça takipçisi çok olan hesaplar ya da ciddi haber siteleri de habere ilgi duymakta ve katılım çok daha büyük boyutlara ulaşmaktadır. Özellikle çok büyük takipçi sayısına sahip popüler şarkıcılar, oyuncular, siyasiler ve sosyal medya fenomenleri de çoğu kez dezenformasyon tuzağına düşerek paylaşım yapmakta ve yalan haberin daha büyük kitlelere ulaşmasına sebep olmaktadır. [1] (Ayrıca Bknz.)

Dezenformasyon Yasası Nedir?

Kamuoyunda “Dezenformasyon Yasası” olarak bilinen 7418 sayılı Basın Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 18 Ekim 2022 tarih ve 31987 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. [2] Basın, internet, sosyal medya, haber siteleri, gazete ve gazeteciler ve çocukların korunmasına ilişkin pek çok düzenlemeyi içeren “dezenformasyonun ve yanlış bilgilerin yayılmasını önlemek” amacıyla çıkarılmış bir yasadır. Dezenformasyon yasası beraberinde birçok yeniliği de beraberinde getirmiştir.

Dezenformasyon Yasası Olarak Bilinen Basın Kanununda Değişikliklikler Getiren Yasa Nedir?

1) İnternet Siteleri Ve Basın Kartı Hakkında Düzenlemeler:

Basın Kanunun kapsamı genişletilmiştir. Bu kapsamda internet sitesi çalışanları da radyo, televizyon gibi geleneksel yayın organlarındaki çalışanlar gibi basın kartı sahibi olmakla yükümlü kılınmıştır. Basın kartı başvurusu İletişim Başkanlığına yapılmalıdır. Basın kartı için başvuranın 18 yaşını bitirmesi, en az lise veya dengi bir eğitim kurumundan mezun olması, kısıtlı veya kamu hizmetlerinden yasaklı olmaması şartı aranmaktadır.[7] 

Basın kartı talep eden yabancı medya mensuplarına, medya kuruluşu tarafından görevlendirildiklerini belgelendirmeleri, Türkiye’de çalışma izinlerinin olması, bağlı bulundukları kuruluşun idare merkezinin bulunduğu ülkenin Türkiye’deki büyükelçilik, elçilik veya konsolosluklarından aldıkları takdim mektubunu ibraz etmeleri halinde, karşılıklılık esası da gözetilerek Başkanlıkça basın kartı verilebilecektir.[7]

İnternet haber siteleri süreli yayın kapsamına alınırken bu sitelerin faaliyetlerine ilişkin yükümlülükler getirilmiştir. Bu yükümlülüklerden biri, kullanıcıların ana sayfadan doğrudan ulaşabileceği şekilde bir iletişim başlığının bulunması ve bu başlık altında haber sitesinin faaliyet gösterdiği iş yeri adresi, ticari unvanı, elektronik posta adresi, iletişim telefonu ve elektronik tebligat adresi gibi bilgilere yer verilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Bununla beraber internet haber sitelerinde yayınlanan içerikler, gerektiğinde talep eden Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilmek üzere 2 yıl süre ile muhafaza edilecektir. Yayının soruşturma ve kovuşturma konusu olduğu tespit edildiği takdirde, bu işlemlerin sonuçlandığının bildirilmesine kadar soruşturma ve kovuşturma konusu yayın kaydının saklanması zorunlu hale getirilmiştir.[7]

2) İnternet Haber Sitelerinde Yayınlanacak Resmi İlan ve Reklamlar:

Resmi Gazetede yayımlananlar hariç olmak üzere; Kanun, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve yönetmelikler uyarınca yayınlanması mecburi olan resmi ilanlar ile, kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle kurulan sair müesseseler veya bunların iştiraklerinin internet haber sitelerinde yayınlatacakları ilan ve reklamların ancak Basın İlan Kurumu aracılığı ile yayınlanması ortaya çıkmıştır.[7]

3) Dezenformasyon Suçu:

Getirilen düzenlemelerden en tartışmalı olanı gerçeğe aykırı bilgi yayma suçu sebebiyle hapis cezası yani dezenformasyon suçudur. Kanunun 29.maddesinde düzenlenmiştir. Tartışmaya konu olan maddenin hangi düzenlemeleri içerdiğini inceleyelim.

MADDE 29- 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa 217 nci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma

MADDE 217/A- (1) Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

(2) Fail, suçu gerçek kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemesi hâlinde, birinci fıkraya göre verilen ceza yarı oranında artırılır.” [3]

Bu düzenleme sosyal medyada yayılan yanlış bilgi ve dezenformasyonla mücadele etmeyi amaçlamaktadır.

Kamu Barışına Karşı Suçlar arasına eklenen bu yeni suçun unsurları şu şekilde düzenlenmiştir:

  • Suçun failinde özel kast (Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle),
  • Gerçeğe aykırı bilgide özel nitelik (ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgi),
  • Eylemde elverişlilik (kamu barışını bozmaya elverişli)

Bu unsurların mevcut olmaması halinde suçun oluşmadığı kabul edilecektir.

Failin gerçek kimliğini gizlediği ve/veya suçun bir örgüt faaliyeti çerçevesinde gerçekleştiği durumlar suçun nitelikli hali olarak düzenlenmekte ve verilecek ceza yarı oranında arttırılmaktadır.[4]

4) Sosyal Medya Platformlarına Getirilen Yükümlülükler:

Düzenleme ile sosyal ağ sağlayıcıları için de çeşitli yükümlülükler öngörülmüştür. Buna göre sosyal ağ sağlayıcıları, kullanıcılarına eşit ve tarafsız davranmak, reklam kütüphanesi oluşturmak, gerekli hallerde bazı suçlara konu içeriklere ilişkin tüm bilgileri Türkiye temsilcisi aracılığıyla adli mercilere vermek, çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet sunma konusunda gerekli tedbirleri almakla yükümlü kılınmıştır.Günlük erişim miktarına bağlı olarak temsilcilere yönelik koşulan şartlara ek olarak sosyal ağ sağlayıcılarının Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na sundukları raporlarda içeriklere ilişkin algoritmalar, reklam, kişisel verilerin kullanılması ve şeffaflık politikaları gibi bilgileri bulundurması gerekli kılınmıştır. Öte yandan içeriğin çıkarılması ve erişimin engellenmesi kararlarının gereğinin yerine getirilmemesi durumunda altı aya kadar reklam verme yasağı veya internet trafiği bant genişliğinin daraltılması söz konusu olabilecektir. Reklam yasağına aykırı davrananlara da 100.000 TL’ye idari para cezası uygulanacağı öngörülmüştür.[8]

Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma Suçunda Dava Zaman Aşımı Süresi Ne Kadardır?

Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu için dava zamanaşımı süresi suçun işlendiği tarihte itibaren 8 yıldır.

Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma Suçunda Soruşturma Usulü:

Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu şikâyete bağlı bir suç değildir bu yüzden Cumhuriyet Savcısı tarafından resen soruşturulur.

Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma Suçunda Yetkili ve Görevli Mahkeme Hangisidir?

Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu için görevli mahkeme 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 11. maddesi uyarınca asliye ceza mahkemesidir, yetkili mahkeme ise suça yönelik fiilin işlendiği yer mahkemesidir.[9]

Dezenformasyon Suçuna Getirilen Eleştiriler Nelerdir?

Basın, internet, sosyal medya, haber siteleri, gazete ve gazeteciler ve çocukların korunmasına ilişkin pek çok düzenlemeyi içeren “dezenformasyonun ve yanlış bilgilerin yayılmasını önlemek” amacıyla çıkarılmış yasanın bu maddesi Türkiye kamuoyunda tartışma ve eleştirilere yol açmıştır, bazı taraflarca sansür olarak nitelendirilirken bazı taraflarca gerekli ve yerinde bir girişim olarak görülmüştür. 

Düzenlemeye karşı çıkan muhalefet partileri, hukukçular ve sosyal medya kullanıcılarının eleştirileri şu yöndedir:

• Düzenleme ifade özgürlüğünü kısıtlayacaktır ve sansür mahiyetindedir.

• Hiçbir konuya ilişkin değerlendirme yapamayan tedirgin bir toplum yaratılacaktır.

• Düzenleme Anayasanın 13. maddesi olan “ Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmünü ihlal etmektedir.

• 29. maddenin değerlendirmesi çok net olmadığı için kötüye kullanılmaya müsaittir ve yargıçlar bakımından niyet okuma sonucu doğurabilecektir.[2]

Tüm bu endişelere karşılık ise, düzenlemeyi destekleyici mahiyette şu ifadeler kullanılmaktadır:

• TCK 218. Maddesinin açık hükmüne göre, “haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştirici amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz”

• Dezenformasyon suçunun teşekkülü için TCK m.217/A maddesinde yer alan beş şartın, beşinin birlikte olması gerekiyor. Dolayısıyla döviz öngörüsünde bulunan ekonomist, deprem tahmini yapan bilim adamı bu suç kapsamına girmez.

• Burada tümüyle toplumsal yarar ve hakların korunması amaçlanmaktadır. Kötü niyet olmaksızın ve haber verme sınırlarını aşmayan biçimde yapılan düşünce açıklamalarının suç olması söz konusu değildir ve bu nedenle düzenlemede siyasi bir amaç yoktur. Ancak kötü niyetli kişilerin bir yalanı, gerçekdışı bir bilgiyi kasıtlı bir şekilde bu ülkenin huzurunu, barışını, kamu düzenini iç ve dış güvenliğini tehlikeye atacak şekilde kullanmasını engellemek devletin görevidir. [2]

Dezenformasyon Suçunun Hukuki Anlamda Değerlendirilmesi

Türk Ceza Kanunu’nun “Kanunun bağlayıcılığı” başlıklı 4. maddesi gereği kanunları bilmemek mazeret sayılamayacağından, “suçta ve cezada kanunilik” ilkesinin unsurlarından birisini belirlilik ilkesi oluşturmaktadır. Belirlilik ilkesi, kanunla düzenlenen suç tiplerinin herkes tarafından anlaşılabilecek şekilde düzenlenmesini, suç tiplerinin düzenlendiği madde metinlerinde muğlaklık bulunmamasını sağlamaktadır. Madde metnine bakıldığında; “ülkenin iç ve dış güvenliği”, “kamu düzeni”, “genel sağlık” ve “kamu barışı” gibi belirli olmayan, soyut ve tespiti zor kavramlara yer verildiği, bu kavramlar sebebiyle madde metninin muğlak olduğu, keyfi uygulamalara yol açabileceği, bu haliyle düzenlemenin öngörülebilirlik ve bilinirlik kriterlerini sağlamayarak belirsiz olduğunu ve yine madde metninin gerekçesinde  ”gerçeğe aykırı bilgi” kavramından ne anlaşılması gerektiği açıklanmamış, sadece “yalan”, “yanlış” veya “manipülatif içerik”, “dezenformasyon”, “uydurma içerik” gibi kavramlara yer verildiği, fakat suçun maddi unsurunu oluşturan “gerçeğe aykırı bilgi” kavramından ne anlaşılması gerektiği konusunda bir belirsizlik olduğunu ve haliyle “suçta ve cezada kanunilik” ilkesinin unsurlarından olan “belirlilik” ilkesine uygun olmayarak düzenlendiği görülmektedir. [6]  

Ayrıca Anayasanın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesi göz önünde bulundurularak değerlendirme yapmak gerekirse temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması söz konusu olduğunda dahi, sınırlandırılan hakkın özüne dokunulamayacağı ve sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı açıkça düzenleme altına alınmıştır.[6] Buradan hareketle bu yasa karşısında Anayasada teminat altına alınmış temel hak ve hürriyetleri kullanmak konusunda kişiler tereddüde düşebilir, üzerlerinde baskı hissedebilir,  basın ve sosyal medya eliyle  düşünce paylaşmanın ceza yaptırımına tabi tutulma korkusu içerisine girebilir. Dolayısıyla bu durumun hak ve hürriyetlerin özüne müdahale teşkil etmesi kaçınılmazdır.


Kaynakça

[1] İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırma Dergisi  |ISSN: 2147-1185|, Sosyal Medyada Dezenformasyon ve Manipülasyon, Ali Fikret Aydın / sy.4-5 https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3084807

[2] Kamuoyunda Dezenformasyon Yasası Olarak Bilinen, 7418 Sayılı Basın Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Getirdikleri Hakemli, Uluslararası, E-Dergi, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi Sayı: 13 / 2022 Güz E-ISSN: 2587-1285, Hasan Oymak / sy. 505-513, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2860682

[3] Basın Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Sayı 31987 https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2022/10/20221018-1.htm

[4] Dezenformasyon Suçu (Sosyal Medya Yasası)/ Tekcan Hukuk Bürosu https://www.tekcan.av.tr/dezenformasyon-sucu/

[5] Mezenformasyon ve Dezenformasyon Faaliyetleri, Sektörel Riskler ve İletişim Teknolojileri, ISSN 1308-8335,Yıl: 13, Sayı: 26, 44-51, 2022, Dr. Nurat Kara, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2755568

[6] Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alanen Yayma Suçu Önerisi/ Ersan Şen Hukuk Bürosu https://sen.av.tr/tr/makale/halki-yaniltici-bilgiyi-alenen-yayma-sucu-onerisi

[7] Dezenformasyon Yasası Olarak Bilinen Basın Kanunundaki Değişikliklerin Getirdiği Yenilikler / Kamacı Avukatlık Bürosu https://www.kamaci.av.tr/index.php/makaleler/109-dezenformasyon-yasasi-olarak-bilinen-basin-kanunundaki-degisikliklerin-getirdigi-yenilikler.html

[8] Dezenformasyonla Mücadele Kapsamında Yapılan Yeni Düzenlemeler / Güleryüz Partners Avukatlık Bürosu https://guleryuz.av.tr/tr/news-publications/detail/new-amendments-made-in-the-scope-of-combating-disinformation-entered-into-force-in-turkey

[9] Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma Suçu Ve Cezası / MGC Legal Hukuk & Danışmanlık https://www.mgc.com.tr/halki-yaniltici-bilgiyi-alenen-yayma-sucu-ve-cezasi/