Türk Hukukunda Yabancıların Statüleri Nelerdir?

Türk Hukukunda Yabancıların Statüleri Nelerdir?

Türk Hukukunda Yabancıların Statüleri Nelerdir?

Türkiye’de yaşayan yabancılar farklı statülere sahip olabilirler. Bu statüler, yabancının Türkiye’deki konumu, hukuki durumu ve haklarına göre farklılık gösterir. Türkiye’de yabancıların sahip olabileceği yaygın statülere baktığımızda karşımıza şu statüler çıkmaktadır:

Çalışma İzni Sahibi: Türkiye’de yasal olarak çalışma izni alan yabancılar, belirli bir işte çalışabilirler. Bu izin, işverenin teklifi ve İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün onayı ile verilir.

Öğrenci: Türkiye’de eğitim görmek isteyen yabancılar öğrenci statüsünde bulunurlar. Bu statü altında eğitim alabilmek için belirli bir okul veya üniversite tarafından kabul almaları gerekmektedir.

Uluslararası Koruma Sahibi: Zorla yerinden edilmiş veya ülkelerindeki zulüm nedeniyle Türkiye’ye sığınan kişiler sığınmacı veya mülteci olarak uluslararası koruma statüsünde olabilirler. Bu statü, koruma ihtiyacı olan kişilere verilir.

Aile Birliği: Türkiye’de çalışma izni sahibi olan yabancının ailesi de aile birliği statüsünde bulunabilirler.

Yabancıların Çalışma İzni Alması ve Çalışma İzni Türleri

Yabancıların çalışma izinleri rejimi, yabancıların çalışma hak ve özgürlüklerinin nasıl ve hangi usuller çerçevesinde kullanılabileceğini gösteren ve bu yönüyle, çalışma hak ve özgürlüğünün yaşama geçirilmesini sağlayan önemli bir araçtır.[1] Çalışma izni ile, yabancı işçilerin çalıştırılması sebebiyle işsiz kalabilecek yerli ve ayrıcalıklı işçilere işe alınmada öncelik hakkı tanınmaktadır. Çalışma izni ile sağlanan öncelik hakkından sadece yerli işçiler yararlanmaz. Ülkede sürekli ikamet izni bulunan veya süresiz çalışma izni olan yabancılar ile ikili veya çok taraflı antlaşmalar uyarınca çalışma hakkından yararlanan yabancılar da diğer yabancılara göre işe girmede önceliğe sahiptir.[2] Diğer taraftan çalışma izinleri sayesinde stratejik öneme sahip, doğası gereği yabancı çalıştırılamayacağı veya başka nedenlerle yabancıların çalıştırılmasında kamu yararı görülmeyen mesleklerde yabancıların çalışmaması, her devletin öncelikle kendi işsiz vatandaşlarına iş imkânı sağlamasını amaçlanmaktadır.[3] Tüm bu faktörlerin doğal bir sonucu olarak birbirinden farklı çalışma izni türleri karşımıza çıkmaktadır. Bunlar; süreli çalışma izni, süresiz çalışma izni ve bağımsız çalışma iznidir.

  1. Süreli Çalışma İzni: 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu md.10’da süreli çalışma izni; “yabancıya iş sözleşmesinin veya işin süresine göre, belirli bir işyerinde çalışmak için en çok bir yıl süreliğine verilen çalışma iznidir” olarak tanımlanmıştır. Çalışma izni süre uzatma başvurusunun olumlu değerlendirilmesi hâlinde yabancıya aynı işverene bağlı olarak ilk uzatma başvurusunda en çok iki yıl, sonraki uzatma başvurularında ise en çok üç yıla kadar çalışma izni verilir.
  2. Süresiz Çalışma İzni: Süresiz çalışma izni yabancı bir kimseye Türkiye’de süresiz olarak çalışmasını ve ikamet etmesini sağlayan izindir. Bu bağlamda, 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu md.10/3 e göre çalışma izni alma hakkına sahip olabilecekler sayılmıştır. İlgili maddeye göre; “Türkiye’de uzun dönem ikamet iznine sahip olanlara veya Türkiye’de en az sekiz yıl yasal çalışma izni olan yabancılar” süresiz çalışma iznine sahip olabilir. Ancak unutulmamalıdır ki süresiz çalışma izni için şartlar gerçekleşse bile iznin mutlak bir hak olduğu düşünülmemelidir. Bu noktada idarenin takdir yetkisine sahip olduğu karşımıza çıkmaktadır.
  3. Bağımsız Çalışma İzni: 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu md.3’e göre bağımsız çalışma; “yabancıya Türkiye’de kendi ad ve hesabına çalışma hakkı veren çalışma izni” olarak tanımlanmıştır. İlgili kanunun 10.maddesi kapsamında; TTK’ya göre kurulmuş olan limitet şirketlerde şirket ortağı olan müdür, anonim şirketlerde şirket ortağı olan yönetim kurulu üyesi, sermayesi paya bölünmüş komandit şirketlerin yönetici olan komandite ortağı olan yabancılar bağımsız çalışma iznine başvurabilirler. Bunların yanında profesyonel meslek mensubu yabancılara da diğer kanunlarda belirtilen özel şartların sağlanması kaydıyla bağımsız çalışma izni verilebilir. Ancak kanunda, bağımsız çalışma izninin süresiyle ilgili herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.

Yabancıların Sosyal Güvenlik Hakları Hangi Yasalarla Korunuyor?

Türkiye’de çalışan yabancıların sosyal güvenlik hakları çeşitli yasal düzenlemeler ve mevzuatlarla korunmaktadır. Bu düzenlemeleri yakından incelediğimizde karşımıza ilk olarak “5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu” çıkıyor. Bu kanun, Türkiye’de çalışan tüm kişilerin sosyal güvenlik haklarını düzenlemektedir. Bunun yanında Türkiye’de çalışan yabancılar da bu kanun kapsamında sigortalı sayılmakta ve sağlık sigortası hakkına sahip olmaktadır. İlgili kanunlardan bir diğerine baktığımızda “4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu” karşımıza çıkmaktadır. Bu kanunda işsizlik sigortası ve işsizlik maaşı gibi konular ile ilgili olarak düzenlemeler yapılmış olup Türkiye’de çalışan yabancılar da bu kanun kapsamında işsizlik sigortası hakkına sahip olabilirler. Son olarak “6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununu” incelediğimizde ise ilgili kanun yabancıların Türkiye’deki durumlarını düzenlerken, çalışma izni alacak yabancıların sosyal güvenlik haklarına da çeşitli atıflarda bulunmaktadır.

Türk Hukukunda Yabancıların Statüleri Nelerdir?

Yabancıların Uluslararası Hukuktan Doğan Temel Hak ve Özgürlükleri Nelerdir?

  • Çalışma Hakkı: Çalışma hakkı 1960 Anayasasında ilk defa düzenlenmiş ve 1982 Anayasası ile sistematik bir hal almıştır. Anayasanın 10. maddesi “Kanun önünde eşitlik” başlığıyla yabancıların hakları ile vatandaşların haklarının eşit olduğunu belirtmiştir. Ancak yabancılar ile vatandaşların çalıştıkları işlerin özelliği bakımından farklı hukuksal konumda oldukları yadsınamaz bir gerçektir. Anayasanın 48. maddesi ise “Çalışma ve sözleşme hürriyeti” başlığıyla  “herkesin, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahip olacağını” vurgulamıştır. Bu noktada herkes kelimesinin içerisine eşitlik ilkesi kapsamında yabancılar da dahil edilmiştir. Böylece yabancılar da vatandaşlar gibi istedikleri alanda çalışma ve sözleşme yapma, çalıştığı işi, işyerini ve işverenini seçme özgürlüğüne sahiptir.
  • Ülke İçinde Serbest Dolaşım ve Ülkeyi Terk Özgürlüğü: Genel kabul görmüş bir ilke olarak bir devletin sınırları içinde bulunan herkes seyahat ve yerleşme özgürlüğüne sahiptir. Bu ilke dayanağını İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 13. maddesinden alır. İlgili maddeye göre; “herkes bir Devletin sınırları içinde seyahat etme ve yerleşme hakkına sahiptir” denerek seyahat hakkına vurgu yapılmıştır. Bu noktada, ülke içinde serbest dolaşım hakkı bakımından Türkiye’de çalışan yabancılar, Türkiye’nin herhangi bir bölgesinde serbestçe dolaşma hakkına sahiptirler. Yani çalışma izni aldıkları bölgeyle sınırlı olmaksızın ülkenin farklı bölgelerinde yaşayabilir ve çalışabilirler. Bunun zıttı olarak ülkeyi terk etme özgürlüğü bakımından da Türkiye’de çalışan yabancılar, istedikleri zaman ülkeyi terk etme hakkına sahiptirler. Çalışma izni sahibi yabancılar, çalışma izni süreleri boyunca veya sonrasında Türkiye’yi terk edebilirler ancak bazı durumlarda çalışma izni süresinin sona ermesi veya diğer nedenlerle ülkeyi terk etme konusunda belirli prosedürler ve yasal yükümlülükler ortaya çıkabilir.
  • Aile Hayatı Hakkı: Yabancıların aile hayatı hakkı, temel insan haklarından biridir ve genellikle Anayasa ve uluslararası insan hakları belgeleri tarafından korunur. Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülke, yabancıların aile birliğini koruma amacıyla çeşitli yasal düzenlemeler yapmaktadır. Bu hak, yabancıların kendi ülkelerinden ayrı yaşadıkları aile üyeleriyle ilişki kurma ve onları yanlarına getirme hakkını içerir. Anayasaya baktığımızda 20.maddede özel hayata ve aile hayatına saygı başlığı atılarak herkesin özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu ve  özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağı vurgulanmıştır. Anayasa ile paralel olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8.maddesi de herkesin özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğunu belirterek aile hayatı hakkının önemine değinmiştir. Son olarak Avrupa Sosyal Şartı’nda da üye devletlerin “mümkün olduğu ölçüde ülkesinde yerleşmesine izin verdiği göçmen işçilerin aile birleşimlerini kolaylaştırmak” zorunda olduklarını belirtilmiştir. Buna göre, aile üyelerinin ülkeye kabulüne ancak göçmen işçinin ülkeye yerleşmesi durumunda izin verilebilecektir.
  • Sınır Dışı İşlemine Karşı Güvenceler: Sınır dışı işlemine karşı güvencelerin başında toplu halde sınır dışı edilme yasağı gelmektedir. Tüm Göçmen İşçiler ve Aileleri Sözleşmesi’nin 22. maddesine göre, “göçmen işçiler ve bunların aileleri toplu sınır dışı işlemine tabi tutulamazlar. Her bir sınır dışı işlemi bireysel bazda incelenir ve kararlaştırılır.” denerek sebepsiz yere toplu sınır dışı işlemlerinin önüne geçilmesi hedeflenmiştir. Bunun dışında başkaca güvence olarak ilgili sözleşmenin  22/2 maddesinde “sınır dışı etme kararı ancak yasayla belirlenen yetkili makam tarafından alınabilecektir” ve 23/3 maddesinde “sınır dışı etme kararı ve gerekçeleri ilgilinin anlayacağı bir dille ve ulusal güvenliğin gerektirdiği istisnaî durumlar haricinde ilgilinin talebi üzerine yazılı olarak tebliğ edilecek ve ilgili kişilere bu hakları kararın alınmasından önce ve en geç kararın verildiği anda bildirilecektir” denerek sınır dışı işlemlerinin yapılmasını belli yasal ve prosedürel sürece bağlamıştır.
  • Ayrımcılık Yasağı: Yabancılara karşı ayrımcılık yasağı, temel insan hakları ve eşitlik ilkesi bağlamında önem taşır. Bu yasağın amacı, yabancılara ayrımcı muamele yapılmasını önlemek ve herkesin eşit haklara sahip olduğunun güvence altına alınmasıdır. Ayrımcılık yasağı ile ilgili olarak yasal düzenlemelerden Anayasaya baktığımızda 10.maddede “herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” vurgusu yapılmıştır. Bu noktada Türkiye’deki yabancıların Türklere karşı, Türklerin de buradaki yabancılara karşı herhangi bir üstünlüğünün olmadığı görülmektedir. Anayasa dışında Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 26. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 14. maddesi de yabancılara karşı ayrımcılığı yasaklar ve ayrımcılık yapılmaması için her türlü önlemin alınmasını amaçlar.

Kaynakça

[1] Selami Er – Yabancıların Çalışma İzinleri ve Ön İzin Müessesesi, Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, 2014, s.177

[2] Gül Setenay Horuztepe – Türkiye’de Çalışan Yabancıların İş Kanunundan Kaynaklanan Hak Ve Yükümlülükleri, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğü, 2021, s.44

[3] Selami Er – Yabancıların Çalışma İzinleri ve Ön İzin Müessesesi, Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, 2014, s.183