ChatGPT’nin Hukuksal Bağlamda İncelenmesi – Yapay Zeka Nedir?
ChatGPT’nin hukuksal bağlamda incelenmesi ve onun hukuk düzenindeki karşılığını incelemeden önce ChatGPT’nin içinde bulunduğu yapay zeka kavramının açıklanması gerekmektedir. Yapay zeka bir bilgisayar programının insan gibi karar alma, düşünebilme, problem çözebilme yeteneklerine sahip olduğu versiyonudur. Bu versiyonun insan yaşamı üzerinde olduğu gibi insan hakları üzerinde de olumlu ve olumsuz etkileri doğmuştur.
ChatGPT bir yapay zeka programıdır. Yapay zeka sistemlerinin günümüzde tek bir tanımı olmamakla birlikte, programcısından bağımsız karar alabilen, akıllıca hareket etme kabiliyetine sahip otonom sistemler olarak özetleyebiliriz. Bugün geleneksel olarak insanların gerçekleştirdiği birçok işlev otomatikleşmektedir. Yapay zeka sistemleri sağlık, ekonomi, eğitim, politika, toplum bilimi gibi alanların içerisine karışmış ve bu gibi disiplinlerde çalışan bireylerin de yardımcısı olmakla kalmayıp kimilerinin yerini almıştır. Örneğin bugün hukuk disiplininde ChatGPTye cevap ve savunma dilekçeleri yazdırabilir, görüş sorgulatabilir, dava dosyası inceletebilir veya makale yazdırtabilirsiniz. Yapay zekanın doğduğu ve geliştiği alanda hukukun da doğması kaçınılmazdır, artık hukuk yalnızca insanı takip etmemekte; insan tarafından ortaya konulanı da takip etmektedir. Yapay zeka hukuku, yapay zekanın geliştirilmesi, iyileştirilmesi ve düzenlenmesi hususlarında ve bunlarla ilgili etik meselelerde uygulanacak hukuka verilen isimdir. Yapay zekanın insan çıkarlarıyla çakışacağı ilk başlarda tahmin edilmemişse de şu an yapay zekanın kendi haklarının ve kusurlarının konuşulduğu bir dönemdeyiz. Yapay zekanın üretim amacının insanlığa yardımcı olmak ve onun işini kolaylaştırmak olduğu basit bir şekilde ifade ediliyor ancak yapay zekanın yaratıcısından bağımsız ve çok daha hızlı, gelişmiş bir kapasitede düşünebiliyor, karar alabiliyor ve harekete geçiyor olması insana yardım etmek amacını aştığını göstermektedir. (Ayrıca Bknz.)
Yapay Zekanın İnsan Haklarıyla İlişkilendirilmesi
Yapay zeka sistemlerinin haklarla ilişkilendirdiği Avrupa Birliği Temel Haklar Ağı [1] raporuna göre Yaratan ve yeni teknolojiden etkilenen “insan” teknolojinin odak noktası olmalıdır. Bu gereklilik, insanı tüm tartışmaların ve yapay zekâ ile ilgili eylemlerin merkezine koymaktadır. Bu bağlamda kişisel verilerin yapay zekâ sistemlerine işlenmesi süreci insan onuruna saygı çerçevesinde yürütülmelidir. İnsan onurunun başlangıç noktası olarak alınması, yapay zekâ kullanımının faydalarının sağlanmasına yardımcı olabilir. [2] Yapay zekâ sistemleriyle etkileşimleri sırasında, kişiler asla nesneleştirilmemeli ve onurları zedelenmemeli, insan hakları ve temel özgürlükleri ihlal veya suiistimal edilmemeli, saygı duyulmalı, korunmalı ve desteklenmelidir. Hükümetler, özel sektör, sivil toplum, uluslararası kuruluşlar, teknik topluluklar ve akademi, yapay zekâ sistemlerinin yaşam döngüsünü çevreleyen süreçlere yapacakları müdahalelerde mevcut insan hakları düzenlemelerine saygı göstermelidir. (Ancak) yeni teknolojilerin ortaya çıkardığı, insan hakları ihlallerinden korunmak için yeni hukuksal düzenlemelere ihtiyaç vardır.[3] Yapay zekanın bugün, telefonlarımızda, arabalarımızda, evlerimizde, hastanelerde, okullarda ve dahası savunma sistemlerinde kullanıldığını bilmekteyiz. Bu gelişmiş teknolojinin insan haklarıyla ilişkilerini ilk etapta yaşama hakkı bağlamında incelemek gerekmektedir. Yaşama Hakkı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi [4] Madde 2’de tanımlanmıştır. Bu maddede kişinin yaşama hakkı güvence altına alınır ve kanunsal sınırlar çerçevesi dışında kimsenin bu hakkına müdahale edilemeyeceği düzenlenir. Yapay zeka sistemlerinin yaşama hakkına da olumlu ve olumsuz etkileri değerlendirilecektir.
Olumlu etkilerinin başında sağlık teknolojisinde yaşanan gelişmeler, hasta verilerinin izlenmesi ve iyileştirilmesi, tanı ve tedavi süreçlerinin hızlanması, ameliyatların başarı oranlarının artması gelmektedir. Ve bu süreç insan sağlığının ve insan yaşamında hızlı teşhis, hızlı müdahalenin önemini ortaya koymaktadır. Olumsuz etkilerinin başında otonom silah sistemlerinin savaş esnasında siviller üzerindeki eylemleri, otonom araçların bir trafik kazasında yaşam hakkını ihlal etmesi gelmektedir. Otonom araç sistemlerinin trafikte kaçınılmaz bir kaza ile karşı karşıya kaldığında yapacak olduğu seçimlerin boyutu yaşam hakkının değerlendirilmesidir. Saniyelik anlarda insanların kolayca yapamayacağı tercihleri yapay zekanın yapabilecek olması beklenmektedir ki burada da asıl soru, kimin yaşayacağına yapay zeka nasıl karar verecek? İnsanların bu anlarda bir robot gibi karar alamayacağını hatta daha da panikle ve stres altında bilinçsizce eylemlerde bulunduğunu biliyoruz. Zira otonom araçların hala gelişmekte olduğunu ve mevzuat sisteminin bu yapay zeka programlarına bir cezai ve hukuki sorumluluk öngörmekten uzak olduğunu belirtmeliyiz. Yapay zekanın kişisel verilerin saklanması ve kullanılması bağlamında incelenmesi ise ihlallerin yaşandığı alanların başında gelmektedir. Salgın döneminde hasta verilerinin kaydedilmesi, işlenmesi ve takip edilmesi; yayılımın önlenmesi ve durdurulması bakımından etkili olmuş olsa da kişisel verilerin takip edilmesi hasta hakları ve insan hakları bakımından ihlaller doğurmuştur. Ayrımcılığa karşı Avrupa Konseyi bünyesinde Ad-hoc Committee on Artificial Intelligence (CAHAI) adlı bir komite kurulmuştur [5]. “Yapay Zekâ Alanında Kişisel Verilerin Korunmasına Dair Tavsiyeler” uyarınca da “Veri toplama da dâhil olmak üzere veri işlemenin her aşamasında, temel hak ve özgürlükler gözetilerek, ilgili kişiler üzerinde meydana gelebilecek ayrımcılık riski veya diğer olumsuz etkiler ve önyargılar önlenmelidir.” [6] İnsan hakları ihlallerini yoğun olarak yaşandığı, yaşama hakkının dahi ihlal edildiği bu yapay zeka dünyasında doğacak olan zararların hukuki veya cezai sorumlusu kimdir? Yapay zekanın hatalı işlem veya algoritmalarından doğacak olan zararların sorumlusunun kim olduğunu tartışmadan önce yapay zekanın hukuk dünyasındaki konumunu belirlemek gerekmektedir. Yapay zeka programlarının köle statüsünde, gerçek veya tüzel kişi statüsünde ve yeni bir görüş olarak da elektronik tüzel kişilik sahibi olması gerektiği ortaya atılmıştır. Ancak güncel mevzuat itibariyle yapay zeka sistemlerinin kendilerine henüz bir yer bulamadığını belirtmek gerekmektedir.
Türk Medeni Kanunu [7] madde 8 uyarınca her insanın hak ehliyeti vardır ve kişilik doğum itibarıyla kazanılır. Yapay zeka programlarının gerçek bir kişi olarak tanımlanıp hukuk dünyasına entegre olamayacağı ortadadır, kişilik yalnızca haklara değil borçlara da ehil olmayı, davalara taraf olabilmeyi, evlenebilmeyi ve dahasını da beraberinde doğurur.
Çağdaş ve modern hukuk düzenlerinde kölelik varlığını ancak kavram olarak sürdürür, bu programların insanlığın kölesi olduğu kabul edilemez. Yapay zekanın bu konuda bir sorumluluğu olduğun savunmak mevcut mevzuat hükümleri uyarınca mümkün değildir. Hukuk düzeninde kişi olarak tanımlanmayan bir varlığa sorumluluk atfedilemez. Yapay zeka üreticilerinin yapay zekanın meydana getirdiği, getireceği zararlardan sorumlu olması öngörülebilirlik ilkesinin sınırlarını aşmaktadır. Yapay zeka, kendisini meydana getiren üreticiden bağımsız şekil alır ve düşünebilme, karar alma, harekete geçme fonksiyonlarını onun iznine tabi olarak gerçekleştirmez. Yaratıcının bu durumda sorumlu tutulması izahen mümkün olmamaktadır.
Elektronik bir kişiliğe sahip olması görüşü, 2017 yılında Avrupa Parlamentosu Hukuk İşleri Komisyonu tarafından sunulan Robotik Tavsiye Raporu [8]’nda açıklanmıştır. Elektronik kişilik daha önce hukuk düzenlerinde tanımlanan bir kişilik değildir, hukuk dünyasının ilk kez tanıştığı bir kişilik modelidir. Henüz hukuki kişiliğine ve niteliğine karar verilemeyen yapay zeka sistemlerinin hukuki ve cezai sorumluluklarının da düzenlenmediği aşikardır. Bahsettiğimiz üzere yapay zeka sistemlerinin hatalı sonuçlara yol açtıkları durumlarda ortaya çıkan zararların kim tarafından tazmin edileceği sorunu hala tartışılır, yapay zekanın bu konuda bir sorumluluğu olduğun savunmak mevcut mevzuat hükümleri uyarınca mümkün değildir. Hukuk düzeninde kişi olarak tanımlanmayan bir varlığa sorumluluk atfedilemez.
Yapay Zeka Bir Buluş Sahibi Olabilir Mi?
Yapay zeka programları Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu [9] uyarınca bir bilgisayar programı gibi korunur. Ürettiği eserler buluş kapsamında değerlendirilmez, bunlar için patent alınamaz. Sınai Mülkiyet Kanununa [10] göre ortaya bir fikir getirebilecek ancak gerçek kişiler hak sahibi olabilir, tüzel kişiler fikir ve ürün geliştiremez. Patent isteme hakkı Sınai Mülkiyet Kanunu 109/1 uyarınca buluşu yapana veya onun haleflerine aittir ve bu hakkın başkalarına devri mümkündür. Yapay zekanın günümüz mevzuatında patent isteme hakkı bulunmamaktadır. Bu durumun istisnası olarak çalışan-işveren ilişkisi örnektir ancak bu ilişkiye de yapay zeka- onun yaratıcısı dahil edilmemiştir.
Sonuç olarak henüz hukuk dünyasında bir kişilik hakkı bulamayan yapay zeka programlarının dolayısıyla hukuki ve cezai sorumlulukları da düzenlenmemiştir. Bunca tartışmaya yol açan bu teknolojik gelişmelerin hukuk dünyasında görülen halihazırdaki boşlukları da hızla dolduracağı konusunda şüphemiz yok.
Kaynakça
[1] AVRUPA BİRLİĞİ TEMEL HAKLAR ŞARTI (2000/C 364/01)
[2] The European Union Agency for Fundamental Rights, “Getting the Future Right: Artificial Intelligence and Fundamental Rights”, Report of European Union Agency for Fundamental Rights (2020): 60, Erişim tarihi: 18 Haziran 2022.
[3] UNESCO Ethics 2021 (n 89) para 14-16
[4] https://www.echr.coe.int/documents/d/echr/convention_ENG
[5] The Council of Europe “CAHAI-Ad hoc Committee on Artificial Intelligence” Erişim tarihi: 20 Haziran 2002. https://www.coe.int/en/web/artificial-intelligence/cahai. 56
[6] Kişisel Verileri Koruma Kurumu, “Yapay Zekâ Alanında Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Tavsiyeler”, Erişim tarihi: 8 Mayıs 2022. https://www.kvkk.gov.tr/Icerik/7048/Yapay-Zekâ-AlanindaKisisel-Verilerin-Korunmasina-Dair-Tavsiyeler.
[7] https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf
[8] https://www.europarl.europa.eu/doceo/document/A-8-2017-0005_EN.html
[9] https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.3.5846.pdf
[10] https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6769.pdf
[11] Public and Private International Law Bulletin, 42(1): 121–158 Nesrin Singil
[12] https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3473424
[13] https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/775111
[14] https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2577314
[15] Karan, Ulaş, “‘Yaşam Hakkı’ İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve Anayasa: Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Kapsamında Bir İnceleme” Sibel İnceoğlu (eds) Beta (2013): 128.




