Evliliğin İptali Sebepleri Nelerdir?

Evliliğin İptali Sebepleri

Evliliğin İptali Sebepleri Nelerdir?

Evliliğin iptali, Medeni Kanun’nun 145-160. Maddelerinde sayılan sebeplerden biriyle evliliğin mahkeme kararı ile iptal edilmesi ve evliliğin geçersiz hale gelmesidir. [1] Evlilik, resmi memur önünde yapılmış olmasına rağmen, geçersizlik nedenleri varsa evliliğin iptali için dava açılabilir. Evliliğin geçersizliği nedeniyle iptali, mutlak butlan ve nisbi butlan olmak üzere iki temel nedene dayanılarak ileri sürülebilir. Kanunda açık olarak sayılan nedenler dışında evliliğin iptali mümkün değildir. Evliliğin iptali ancak mahkeme kararıyla mümkün olabilir ve mahkeme kararıyla iptal edilinceye dek batıl olan evlilik tüm hüküm ve sonuçlarını doğurmaya devam eder.

Evliliğin iptalini boşanma davasıyla karıştırmamak gerekir, evliliğin iptali davası ile evlilik sözleşmesinin usulüne uygun yapılmadığı, bu nedenle evliliğin geçersiz olduğu ileri sürülür. Boşanma davası ile geçerli bir şekilde meydana gelen bir evliliğin diğer tarafın kusuru ile sürdürülemeyecek hale geldiği iddia edilir. TMK m.157/2 ve m.158/2 uyarınca, evliliğin iptali söz konusu olduğunda boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır. Batıl bir evlilik sona erdiğinde, TMK’nın boşanmaya ilişkin hükümleri, eşler arasındaki mal rejimi tasfiyesi, tazminat, nafaka ve soyadı, velayeti kendisine verilmeyen tarafın çocuğa karşı nafaka yükümlülüğü gibi konularda uygulanır. [1]

Medeni Kanun’a göre evlilik temel olarak boşanma davası açılması, eşlerden birinin ölümü, ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan eş hakkında alınan gaiplik kararı, evliliğin geçersizlik nedeniyle iptali gibi sebeplerle son bulur.

Evlenmenin Yokluğu

Taraflar arasındaki evlenme hukuken geçersiz(batıl) olduğunda mahkeme kararıyla bu evlilik evlenme engelleri sebebiyle ortadan kaldırılır. Ancak bazı hallerde evlilik yok hükmünde sayılır. Yani kendiliğinden ve baştan itibaren hükümsüzdür. Böyle bir durumda ise mahkeme kararına ihtiyaç duyulmaz. 

  • Evlenme, aynı cinsten kişiler arasında yapıldıysa
  • Evlenme, evlendirme memuru önünde yapılmadıysa
  • Evlenme iradesi taraflarca aynı anda ve sözlü olarak açıklanmadıysa  [2]

Evliliğin Geçersizliği Nedeniyle İptali

Evliliğin resmi memur önünde yapılmasına rağmen geçersizlik nedenleri bulunması halinde iptali için dava açılabileceğini belirtmiştik. Evliliğin geçersizliği nedeniyle iptali mutlak butlan ve nispi butlan olmak üzere iki temel nedene dayanılarak ileri sürülebilir.

Evliliğin mutlak butlanla geçersiz olma şartları Medeni Kanunun madde 145’te belirtilmiştir. Bunlar:

  1. Eşlerden birinin evlenme sırasında evli bulunması, eşlerden biri evlilik sırasında bir başkasıyla evliyse, önceki evlilik sonraki evliliğin mutlak iptal sebebini oluşturur. Eğer ki bu sebebe dayanarak evliliğin iptali istenmişse ve dava henüz kesinleşmeden önceki evlilik sona ermişse ve ayrıca ikinci evlenmedeki eş ilk evlenmeyi bilmiyor ya da bilmesi beklenmiyorsa, iyiniyetliyse, sonraki evliliğin iptaline hükmedilemez.
  2. Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması, evliliğin geçerlilik koşullarından biri de evlenenlerin ayırt etme gücüne sahip olmasıdır. Eğer eşlerden biri evlenme anında sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksunsa bu halde evlilik geçersiz olur ve evliliğin iptali sebebi oluşturur. Eşlerden Birinin Ayırt Etme Gücünden Sürekli Bir Nedenle Yoksun Bulunması Halinde Evliliğin İptali Davası Açılmasına İlişkin Yargıtay Kararı (2. Hukuk Dairesi 2019/7343 E. 2019/11719 K.) Türk Medeni Kanunu’nun 145/2. maddesindeki sebeple evliliğin iptaline karar verilebilmesi için, eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir nedenle ayırt etme gücünden yoksun bulunması şarttır. Bu durumun her türlü şüpheden uzak sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi gerekir. Mahkemece davacı erkek yönünden 2008 ve 2013 tarihinde alınan raporlarda erkekte hafif mental reterdasyon olduğu, 2003 ve 2014 yılında alınan raporlarda da erkekte hafif mental reterdasyon olduğu ve vasi tayini gerektiği belirtilmiş ise de; raporların davacı erkeğin evlenme sırasındaki akli durumu hakkında bir bilgiyi içermediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının evlenme aktinin yapıldığı 19.10.2010 tarihinde sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olup olmadığı ve evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığının bulunup bulunmadığı hususu tıbben belirlenip sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. [3]
  3. Eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması, Evliliğin geçerli olarak kurulmasının bir başka koşulu evlenen tarafların evlenmeye engel derecede akıl hastalığı bulunmamasıdır. Eğer ki evliliğin taraflarından birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunuyorsa evlilik iptal edilebilir nitelikte kurulmuş olacaktır. Nitekim yargıtay da bu yönde kararlar almıştır. Eşlerden Birinin Ayırt Etme Gücünden Sürekli Bir Nedenle Yoksun Bulunması Halinde Evliliğin İptali Davası Açılmasına İlişkin Yargıtay Kararı (2. Hukuk Dairesi 2019/7343 E. 2019/11719 K.) Türk Medeni Kanunu’nun 145/2. maddesindeki sebeple evliliğin iptaline karar verilebilmesi için, eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir nedenle ayırt etme gücünden yoksun bulunması şarttır. Bu durumun her türlü şüpheden uzak sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi gerekir. Mahkemece davacı erkek yönünden 2008 ve 2013 tarihinde alınan raporlarda erkekte hafif mental reterdasyon olduğu, 2003 ve 2014 yılında alınan raporlarda da erkekte hafif mental reterdasyon olduğu ve vasi tayini gerektiği belirtilmiş ise de; raporların davacı erkeğin evlenme sırasındaki akli durumu hakkında bir bilgiyi içermediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının evlenme aktinin yapıldığı 19.10.2010 tarihinde sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olup olmadığı ve evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığının bulunup bulunmadığı hususu tıbben belirlenip sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. [3]
  4. Eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede hısımlığın (akrabalık) bulunması, Türk Medeni Kanunu geçerli bir evliliğin kurulabilmesi için hısımlık derecelerinde bir sınırlama getirmiştir. Kanunun 129. Maddesine göre: “Üstsoy ile altsoy arasında; kardeşler arasında; amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri arasında; kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile, eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında; evlât edinen ile evlâtlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında.” evlenmek yasaktır. Şayet evlenmenin yasak olarak sayıldığı bu kişiler arasında evlilik kurulursa, evlenme mutlak butlan ile batıl, iptal edilebilir nitelikte olacaktır. [1]

Evliliğin nisbi butlanla geçersiz olma sebepleri ise Türk Medeni Kanunu madde 148,149 ve 151 de açıklanmıştır. Nisbi butlan hallerinde evliliğin iptali sebepleri kamu düzeninden kaynaklanmaz. Bu sebepler kişiye özeldir ve evliliğin iptalini istemek eşin kendi isteğine bırakılmıştır. Eş isterse evliliğin iptalini talep edebilir isterse evlilik birliğini sürdürebilir.

Ayırt etme gücünden geçici yoksunluk: Evlenme anında ayırt etme gücünden geçici olarak yoksunluk hali kanunun 148. Maddesinde düzenlenmiştir. Eğer eşlerden biri evlilik anında alkol, uyuşturucu kullanımı gibi sebeplerle ayırt etme gücünden yoksun kalmışsa  ve evlilik anında iradesini bu yoksunluk halinde açıklamışsa evlilik iptal edilebilir nitelikte demektir. Şayet ayırt etme gücünden yoksun olan eş daha sonra istemediği bir irade açıklaması yaparak evlilik akdinin gerçekleştiğinin farkına varırsa evliliğin iptalini dava edebilecektir. Bu nisbi butlan sebebinin yukarıda sayılı mutlak butlan sebeplerinden olan ayırt etme gücünden yoksunluktan süreklilik-geçicilik noktasında ayrılmaktadır. Eğer ki evlenme anında eşlerden birinde evlenme anından sonrasında da etkinliğini yitirmeyecek, süreklilik arz eden bir yoksunluk söz konusuysa evlilik mutlak olarak iptal edilmelidir. Eğer bu yoksunluk durumu geçici nitelikteyse evliliğin iptali ayırt etme gücünden geçici olarak yoksun olan eşin talebiyle gerçekleşir. 

Yanılma (Hata):  Yanılma Türk Medeni Kanununun 149. maddesinde düzenlenmiştir. Kişi evlenmek istemediği halde yanılarak bu evlenmeye razı olmuş olabilir.Şöyle ki; kişi akdettiği sözleşmenin evlilik akdi olduğunun farkına varmaksızın sözleşme kurmuş olabilir ya da  eşlerden biri evlenme iradesi bulunmakla beraber evlendiği şahısta yanılmış, evlenmek istediğinden farklı bir kişiyle evlenmiş olabilir veya kişi evlendiği şahısta bulunduğunu düşündüğü, bulunmasaydı o kişiyle evlenmeyeceği, bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez duruma sokacak derecede önemli bir nitelikte yanılarak evlenmişse yine evliliğin iptalini talep edebilir. Bu tür yanılmanın evlenmenin iptali sebebi olarak kabul edilebilmesi için yanılmanın muhakkak evlenilen eşin niteliğinde olması gerekir. Evlenilen eşin anne babasının, kardeşinin ya da başka bir akrabasının niteliğinde yanılmış olan eş bu madde hükmüne dayanarak evliliğin iptalini dava edemeyecektir.

Aldatma (Hile): Aldatma hali evliliğin iptalini gerektiren nisbi butlan sebeplerinden bir diğeridir. Eşlerden biri eşinin namus ve onuru hakkında aldatılmak suretiyle evlenmeye razı gelmiş olabilir. Aldatılan eşi, doğrudan namus ve onuru söz konusu eş aldatmış olabileceği gibi bu konuda eşi aldatan kişi üçüncü bir kişi de olabilir. Üçüncü kişinin aldatması halinde, aldatma sebebiyle evliliğin iptalini dava edebilmek için bu aldatmayı, namusu ve onuru söz konusu olan eşin bilmesi gerekmektedir. Şayet bilmiyorsa bu durumda diğer eş aldatmaya dayalı olarak evliliğin iptalini dava edemeyecektir. Eşlerden birinin evlendiği kişinin ve doğması muhtemel çocuklarının sağlığını  tehlikeye atacak bir hastalığı bulunuyorsa ve bunu evlendiği kişiden gizlemişse bu durumda da aldatma hali söz konusu olur ve aldatılan eş bu sebebe dayanarak evliliğin iptalini dava edebilecektir.

Korkutma (İkrah): Korkutma sebebiyle dava açılabilmesi için şu şartların gerçekleşmesi gerekir:

– Korkutma hayat, sağlık veya namus ve onura yönelik olmalıdır.
– Korkutma eylemi eş veya yakınlarından birine yönelik olmalıdır.
– Korkutma eylemi yakın ve ağır bir tehlike teşkil etmelidir. (TMK m.151) [1]

Nitekim yargıtay kararları da bu yönde olmuştur. Bunlardan birkaçını inceleyecek olursak: 

Bir Hastalığın Gizlenmesi Sebebiyle Evliliğin İptali Davası Açılmasına İlişkin Yargıtay Kararı (2. Hukuk Dairesi 2006/5711 E. 2006/12979 K.)

Medeni Kanununun 149/2. maddesi “eşinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez bir duruma sokacak derecede önemli bir nitelikte yanılarak evlenmişse” ve Türk Medeni Kanununun 150/2. maddesi ise “davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalık kendisinden gizlenmişse” hükümlerini taşımaktadır.
Toplanan delillerden davalının cilt (sedef) hastalığının bulaşıcı nitelikte olmadığı ve tedavi edilebilir olduğu altsoyun sağlığı için ağır bir tehlike de oluşturmadığı ve yukarıda bahsedilen her iki madde hükmüne uymadığı anlaşılmaktadır. Davacının davasının reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.  [3]

Yargıtay Kararı ( 2. Hukuk Dairesi 2018/1389 E. 2019/967 K.)

Davacı-davalı erkek birleşen dava dilekçesinde, davalı-davacı kadında paranoid şizofren belirtileri bulunduğunu, bu rahatsızlığın kendisi ve altsoyu için tehlike arzettiğini ve evlenme sırasında kendisinden gizlendiğini, eşinin önemli bir niteliğinde yanılarak evlendiğini beyan ederek, Türk Medeni Kanunu’nun 149. ve 150. maddeleri uyarınca nisbi butlan sebebi ile evliliğin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Dosya kapsamında bulunan … Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 03.02.2016 tarihli sağlık kurulu raporunda kadının muayene tarihi itibarıyla fiil ehliyetinin tam olduğu ve aktif psikopatoloji saptanmadığı belirtilmiştir.Ancak evliliğin iptali davası yönünden mevcut rapor yetersiz olup evlilik tarihi itibarıyla herhangi bir tespit içermemektedir. O halde davalı-davacı kadında evlilik tarihi itibariyle Türk Medeni Kanunu’nun 150/2. maddesi uyarınca davacı-davalı erkek ve altsoyunun sağlığı bakımından ağır tehlike oluşturan bir hastalık olup olmadığına dair resmi sağlık kurulu raporu alınarak sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. [3]

Evliliğin İptali Sebepleri

Evliliğin İptali Davasını Açabilecek Kişiler

TMK’nın 146’ncı maddesine göre, mutlak butlan davası Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen açılabilir ve konuyla ilgili herhangi bir kişi tarafından açılabilir. Kamu düzenine ilişkin sebeplerin varlığı halinde bireylerin zarar görmemesi için Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen dava açılabilir. Örneğin, hısımlar arasında yapılan bir evlilik sonucunda doğacak çocukların fiziksel veya zihinsel engelli olma olasılığı yüksektir. Yine aynı şekilde, eşlerden birinin evlenme sırasında zaten geçerli bir evliliğinin olması ancak buna rağmen evlenmek istemesi durumunda, TMK tarafından benimsenen tek eşliliğin bu sistemine zarar verme potansiyeline sahiptir.

Mutlak butlan davası açabilmek için evlilikte ilgili kişi olmak yeterli görülmüştür. [1]

Nisbi butlan nedenleri varsa, sadece eşler ve bazen yasal temsilciler dava açabilirler. Yasal temsilcinin dava açabileceği bazı haller şunlardır:

Küçük veya kısıtlı bir yasal temsilci, yasal temsilcinin izni olmadan evlenirse, evliliğin iptali davası açabilir. Bununla birlikte, burada küçük onsekiz yaşını doldurarak ergin olursa, kısıtlı veya kısıtlı olmaktan çıkarsa veya bir gebelik durumu söz konusu olduğunda evliliğin iptaline karar verilemez (TMK m.153). [1]

Evliliğin İptal Edilmesi Durumunda Nafaka Ödenir Mi?

Evlilik iptal edildiğinde, boşanmaya ilişkin hükümler uygulandığından, nafaka talebinde bulunulabilir. Yoksulluk, iştirak ve tedbir nafakaları talep edilebilir. Buna ek olarak, eşlerden birinin daha ağır kusurlu olması nedeniyle nafaka isteyememesi durumu da vardır. Bununla birlikte, Kanun, kusurunun nasıl belirleneceğini açıklamamaktadır. Mal paylaşımı davasında ise kusur dikkate alınmayacaktır.

TMK m.159’a göre, evliliğin iptali davasında mirasçıların durumu;

Mirasçıların evlilik butlanını dava etme yetkisi yoktur. Bununla birlikte, mirasçılar açılmış olan davayı takip edebilirler. Dava sonucunda evlenme sırasında iyi niyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş, yasal mirasçı olamayacağı gibi, ölüme bağlı tasarruflarla elde ettiği haklarını da kaybeder. Bu madde, evliliğin sakat veya butlan olmasına rağmen, eşlerden biri hayatta iken evliliğin iptali için dava açmamışsa, mirasçıları evliliğin iptali için dava açamaz. Maddenin istisnası, eşlerin batıl bir evliliğin iptali için dava açtıklarında, eşlerden birinin ölmesi durumunda mirasçılar davayı sürdürebilir. Mirasçılar tarafından davanın sürdürülmesi için;

  • Evlenmenin butlanı davası açılmış bulunmalıdır.
  • Dava devam ederken eşlerden birisi ölmüş olmalıdır.
  • Ölen eşin mirasçılarının davayı sürdürme yönünde talepleri olmalıdır.

Kaynakça

[1] 4721 sayılı Türk Medeni Prof. Dr. Cevdet YAVUZ. 2018/12 13. Baskı.

[2] Yargıtay Kararları

Eşlerden Birinin Ayırt Etme Gücünden Sürekli Bir Nedenle Yoksun Bulunması Halinde Evliliğin İptali Davası Açılmasına İlişkin Yargıtay Kararı (2. Hukuk Dairesi 2019/7343 E. 2019/11719 K.)

Eşlerden Birinin Ayırt Etme Gücünden Sürekli Bir Nedenle Yoksun Bulunması Halinde Evliliğin İptali Davası Açılmasına İlişkin Yargıtay Kararı (2. Hukuk Dairesi 2019/7343 E. 2019/11719 K.)

Bir Hastalığın Gizlenmesi Sebebiyle Evliliğin İptali Davası Açılmasına İlişkin Yargıtay Kararı (2. Hukuk Dairesi 2006/5711 E. 2006/12979 K.)

Yargıtay Kararı ( 2. Hukuk Dairesi 2018/1389 E. 2019/967 K.)