Boşanma Davasını Kadın Açarsa Nafaka Alabilir Mi?
Aile kurumunun toplum için önemi dolayısıyla eşler arasındaki boşanma talebinin mahkemeye müracaatı zorunludur. Taraflar boşanma davasını birlikte açabilecekleri gibi eşlerden birisi de dava açabilir. Boşanma davalarının görülme süreci anlaşmalı ya da çekişmeli biçimde seyreder. Anlaşmalı boşanma davaları çekişmeli davalara kıyasla daha kısa sürede sonuçlanırken çekişmeli davalarda süreç uzun olabilir. Dava Aile Mahkemesi’nde açılır.
Aile birliğinin sonlandırılması hukuki anlamda birçok netice doğurur. En önemli neticelerden birisi de boşanmanın mali sonuçlarıdır.
Mali sonuçlardan birisi olan nafaka boşanma davaları sırasında ya da dava sonucuna bağlı olarak bağlanabilen bir ödemedir. Boşanma davalarını ilgilendiren üç tür nafakadan söz edilebilir:
- İştirak nafakası
- Yoksulluk nafakası
- Tedbir nafakası
Boşanma davasını kimin açtığının nafaka üzerinde bir önemi yoktur. Kadın da erkek de nafaka alma konusunda dava açma önceliğine bakılmaksızın aynı haklara sahiptir. Bu haklardan yararlanmanın koşulu ise gerekli olan şartları yerine getirmektir. Kısacası kadın boşanma davası sürecinde tedbir nafakası, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası gibi farklı nafaka türleri için talepte bulunabilecektir. Nafaka talebinde bulunmak için gerekli şartları açıklamak ve konunun daha iyi anlaşılması için nafaka türlerine kısaca değinmekte fayda görüyoruz.
Nafaka Türleri
- İştirak Nafakası
Boşanma davası sonuçlandığında çocuğun velayeti üstünde olmayan eş aleyhinde hükmedilen çocuğun giderlerine katkı sağlaması amacı ile bağlanan bir nafaka türüdür. Çocuğun bakım masrafları velayet kendisine verilen anne veya babaya aittir. Ancak TMK m.182/2’ ye göre, diğer taraf da gücü oranında bu masraflara katılmak zorundadır. Hâkim iştirak nafakasına talep olmasa dahi re ’sen karar verir.
İştirak nafakası, kararın kesinleşmesiyle ödenmeye başlanır ve kural olarak çocuk ergin oluncaya kadar devam eder. TMK m.328/2 hükmü uyarınca çocuk ergin olmasına rağmen eğitimine devam ediyorsa, iştirak nafakası eğitim sona erinceye kadar devam eder. Bu halin dışında çocuk, ergin olduktan sonra da bakıma muhtaç ise TMK m.364’e göre yardım nafakası istenebilir. [1]
- Yoksulluk Nafakası
Evlilik birlikteliğinin sonlanması ile yoksulluğa düşecek eşin lehine ve diğer eşin aleyhine verilen kararla bağlanan nafaka türüdür.
İştirak nafakasından farklı olarak hâkimin nafakaya hükmedebilmesi için yoksulluğa düşen eşin talepte bulunması gerekir. Hâkim re’ sen yoksulluk nafakasına hükmedemez.
Belirtelim ki yoksulluk nafakası isteme hakkı hem erkeğe hem kadına eşit şartlarla tanınmıştır. TMK m.175 “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.” hükmünü getirerek iki tarafa da yoksulluk nafakası isteme hakkı tanımıştır.
Burada dikkate değer bir husus maddi ve manevi tazminat davalarından farklı olarak kendisinden nafaka istenen kişinin kusurlu olmasının aranmamasıdır. Nafaka talep eden eşin ise hiç kusursuz değil daha az kusurlu olması yeterli görülmüştür.
İkinci önemli şart nafaka isteyen eşin çalışma gücünden yoksun ve başka bir geliri ya da serveti yoksa yoksulluk nafakasına hak kazanacağıdır. Buradaki yoksulluk ifadesinin büyük bir yoksulluk olarak algılanmaması gerekir. Yine özellikle belirtelim ki TMK m.364 hükmünce yardım nafakası isteme imkanının olması, yoksulluk nafakası istenmesine engel değildir.
Yoksulluk nafakasının miktarını eşler kendi arasında karar verebilecektir. Ancak bu anlaşmanın geçerli olması hâkimin onamasına bağlıdır.
Kural olarak süresiz bir nafaka türü olduğunu da hatırlatalım.
- Tedbir Nafakası
Boşanma davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince eşlerin geçimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici tedbirleri re ‘sen alır. Bunlardan birisi de tedbir nafakasına hükmedilmesidir.
Önemli bir husus olarak tedbir nafakasının boşanma davası devam ederken istenebileceği gibi boşanma davasından önceki süreçte de talep konusu olabileceğini vurgulayalım.

Çalışan Kadın Eşinden Nafaka Alabilir Mi?
Nafaka hakkında en çok merak edilen konulardan birisi olarak karşımıza çıkan çalışan eşin nafaka alabilmesi hususunu yine nafaka türlerine göre ele almak daha anlaşılır olacaktır.
Tedbir nafakası talep edenin geçinmesi için gerekli miktarda ve diğer tarafın ekonomik durumuna göre hâkim tarafından belirlenir ve boşanma kararının kesinleşmesine kadar ödenir. Hâkim nafaka talep eden eşin maddi durumuna, mal varlığına dikkat ederek hakkaniyete uygun bir karar verecektir. Burada önemle belirtelim ki nafakayı talep eden eşin çalışıyor olması nafaka alması için engel değildir. Bu durum sadece, hakkaniyete uygun olması açısından evlilik birliği içerisindeki hayat standartlarını devam ettirebilmesi amacına paralel olarak nafaka miktarını belirleme de dikkate alınacaktır.
“Davacı eşin çalışıyor olması davalıyı tedbir nafakası yükümlülüğünden kurtarmaz. Halen evlilik birliği hukuken devam ettiğine göre, ayrı yaşamaya haksız olarak sebebiyet veren eş tedbiren nafaka vermekle yükümlüdür. Ancak, davacı eşin çalışması, hükmedilecek nafakanın miktarını tayinde dikkate alınmak zorundadır. Böylece “hakkaniyet” ilkesine uygun bir nafaka tespit edilebilir (TMK. Md. 4).” [2]
Yargıtay kararından da anlaşılabileceği üzere davacı eşin çalışıyor olması tedbir nafakası istemine engel değildir. Davacının kadın veya erkek olmasının bir önemi olmadığını ise bir kez daha hatırlatalım.
Yoksulluk nafakasının şartlarına yukarıda değinmiştik. Şartları sağlayan daha az kusurlu olan eş yoksulluk nafakası talebinde bulunabilir ve bu nafaka süresiz nafaka olarak da bilinir. Bu noktada önemli olan nafakayı talep eden eşin boşanma sonuncunda normal bir hayat sürecek mali güce sahip olmadığının tespit edilmesidir. Buna göre yoksulluk nafakasını talep eden eşin sigortalı ve maaşlı bir işte çalışması veya düzenli bir gelirinin olması nafaka almasına tek başına engel değildir. Önemli olan gelirinin onu yoksulluktan kurtarıp kurtaramayacağı hususudur. Nitekim Yargıtay kararlarında da bu açıkça gözükmektedir.
“Hemen belirtmek gerekir ki; Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik kararlarında “asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması” yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmediği gibi asgari ücretin üzerinde gelire sahip olunması da yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmemiştir (HGK 07.10.1998 gün, 1998/2–656 E, 1998/688 K.; 26.12.2001 gün 2001/2–1158–1185 sayılı ve 01.05.2002 gün 2002/2–397–339 sayılı kararları). Bu durum ancak nafakanın miktarını tayinde etken olarak dikkate alınmalıdır.” [3]
Kararda da açıkça belirtildiği üzere yoksulluk nafakasını talep eden eşin asgari ücret ve hatta asgari ücretin üzerinde bir gelire sahip olması nafakaya engel teşkil etmemektedir. Ancak miktarı belirlemekte dikkate alınacak bir husustur.
Son olarak iştirak nafakası belirlenirken ise çocuğun velayeti kendisine bırakılmayan nafaka yükümlüsünün ve velayet hakkına sahip nafaka alacaklısının sosyal ve ekonomik durumlarına bakılır. Önemli olan çocuğun gereksinimlerinin kusursuz olarak karşılanmasıdır. Bu yükümlülüğe iki taraf da mali güçleri doğrultusunda katlanacaklardır.
“… Ancak velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun eğitim ve bakım giderlerine katılması, mali gücü varsa söz konusu olur… Ekonomik sosyal durum araştırmasında davacı kadının çalıştığı, düzenli bir gelirinin olduğu anlaşılmaktadır. Bu husus gözetilmeden velayeti babaya bırakılan ortak çocuk İlhan için uygun miktarda iştirak nafakası taktiri gerekirken…” [4]
Karardan da anlaşıldığı üzere düzenli ve yeterli olmayan eşin iştirak nafakası ödemesi beklenemez. Ancak iki taraf da geliri olduğu sürece çocuğun bakım ve masraflarına mali düzeyleri ölçüsünde sorumlu olacaklardır.
Kadın Boşanma Davası Açar Erkek Kabul Etmezse Ne Olur?
Boşanma davaları anlaşmalı veya çekişmeli şekilde olabilir. Ve çekişmeli olan boşanma davaları doğal olarak daha uzun sürebilecektir. Taraflardan birinin açmış olduğu boşanma davasını karşı tarafın kabul etmesi durumunda anlaşmalı; kabul etmemesi durumunda ise çekişmeli boşanma davası söz konusu olacaktır.
Kadının açtığı boşanma davasını erkek kabul etmezse, davalı taraf olan erkek kendisine ulaşan dava dilekçesine cevap verme yükümlülüğü vardır. Bu cevap kendisi tarafından verilebileceği gibi bir boşanma avukatı yardımı ile de verilebilir.
Nafaka açısından bakıldığında ise davanın çekişmeli olması herhangi bir engel oluşturmayacaktır. Hukuk düzenince korunan haklar burada da devreye girecek ve davayı açan kadın olsa dahi nafaka talep edebilecektir.
Boşanma Davasını Kim Açarsa Avantajlı Olur?
Boşanma davalarına yönelik yanlış algılardan birisi de boşanma davasını kim açarsa avantajlı olacağı sorusudur. Esasen bu sorunun cevabı da aynı nafaka gibi davayı kimin açtığının önemli olmamasıdır. Boşanma davasında önemli olan kimin açtığı değil kimin kusurlu olduğudur. Nafaka bakımındansa yukarıda tek tek ele aldığımız üç farklı nafaka türüne ve talep şartlarına bakmak doğru olacaktır. Özetleyecek olursak boşanma davası için dava açan tarafın karşı tarafa oranla fazladan hiçbir avantajı yoktur. Aksine davalı da tıpkı davacı gibi nafaka, tazminat vb. diğer konularda hak ilan edebilir ve dava sürecinde bu taleplerini mahkemeye iletebilir.

Nafaka Maaşın Ne Kadarıdır?
Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre boşanma sonucu ya da boşanma esnasında nafaka miktarı belirlemesinde hâkimin geniş bir takdir yetkisi vardır. Boşanma sonrası veya boşanma sırasında nafaka alan tarafın yaşamını asgari düzeyde idame ettireceği miktarlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Bu değişikliğin en önemli etkenleri sosyal yaşantı ve yaşam standardındaki farklılıktır. Maaş üzerinden sabit yüzdelik oranlar belirlemek gerçek ödeme gücünü ve geçimi sağlayacak miktarı yansıtmayabilir. Boşanmada nafaka maaşın ne kadarıdır diye sorulduğunda nafaka yükümlüsü olan maddi olanakları düşük ya da yüksek kişilerde sabit bir oran belirlemek doğru olmaz. Standart bir boşanma davasında ise bu oran kusurlu eşin maaşının %25’i kadardır bu oran maaşın %60’ına kadar hâkim tarafından yükseltilebilir.
Verilen nafaka miktarı yetmeyen kişiler mahkemeye başvurarak aldıkları nafaka miktarını arttırabilmektedirler. Nafaka miktarında bir artış için mutlaka yeni bir dava açılması gerekmektedir. Fakat boşanma davası sonunda boşanma hâkimi tarafından nafaka miktarına karar verilir iken yıllık olarak nafaka artış oranı belirlenmiş olabilmektedir. Karar verilmiş olan bu yıllık nafaka artış oranı yetmemesi durumunda da nafaka miktarını arttırmak için yeni bir dava açılabilmektedir.
Erkek Hangi Hallerde Nafaka Ödemez?
Boşanma davasında erkek, bazı hallerde nafaka ödeme yükümlülüğünden muaf tutulabilir. Bunlar genellikle şu şekildedir:
- Tarafların mal varlıkları arasındaki dengesizlik
- Kadının kusurlu davranışları
- Kadının çalışma gücü
- Erkeğin maddi durumu
- Tarafların anlaşması
Nafakaya karar verilirken hem kusur tespiti hem de çalışan eş olma durumunun tespiti bakımından örnek olması adına yakın tarihli Yargıtay kararlarını incelemeyi önemli buluyoruz.
“… Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurludur. Boşanan eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedebilmek için, nafaka talep eden eşin boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kusurunun daha ağır olmaması yanında, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması gerekir (TMK m. 175). Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurlu olmakla birlikte, davalı kadın hakkında yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırma tutanağında davalı kadının herhangi bir işte çalışmadığı belirtilmiş ise de dosya içerisinde bulunan SGK kaydında davalı kadının SGK çalışanı olarak belirtildiği, yine SGK hizmet döküm cetvelinde de yargılama sırasında 2015 yılı Ekim ayında işe girdiği ve 2016 yılı Eylül ayında ise işten çıkış yaptığı görülmektedir. Bu durumda davalı kadının iş güvencesi olan bir işte çalışıp çalışmadığı, çalışıyorsa elde ettiği gelirin kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı, işten ayrılmış ise kendi isteğiyle mi yoksa zorunlu sebeplerden dolayı mı ayrıldığı hususlarının araştırılıp değerlendirilerek, gerçekleşecek sonucu uyarınca yoksulluk nafakası hakkında bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” [5]
Nafaka Ödenmezse Ne Olur?
Bir kez daha belirtelim ki nafaka bir cezalandırma aracı değildir. Aile birliğine son veren eşlerin dava süresince ve boşanma sonucunda hayat standartlarının maddi açıdan evlilik birliği içerisindeki gibi sürdürebilmeleri amaçlanır. Bu amaca yönelik olarak belirlenen nafaka miktarı da alacaklı veya nafaka verecek olan taraf lehine değiştirilebilmektedir. Bunun için de dava açılması gereklidir.
Peki nafaka sorumlusu olan taraf nafakayı ödemezse ne olur?
İcra ve İflas Kanunu madde 344’e göre: “Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir.
Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.”
Aynı takip içerisinde farklı hukuki statüye dahil edilecek nafaka alacakları söz konusu olabilir. 10 yıllık zamanaşımı süresi geçmediği müddetçe birikmiş nafaka alacağına ilişkin olarak geçmişe dönük icra takibine geçilebilmektedir.
Borçlunun ilamlı icra takibine itiraz edilebilmesi için ise İİK m. 33 uyarınca icra mahkemesine başvurması gerekir.
Nafaka borçlusunun iflas etmesi halinde de nafaka alacaklıları imtiyaz sahibi olduğundan alacaklarını öncelikli olarak alabileceklerdir. Nitekim İİK m. 206/f.4/b.c uyarınca, “iflâsın açılmasından önceki son bir yıl içinde tahakkuk etmiş olan ve nakden ifası gereken aile hukukundan doğan her türlü nafaka alacakları” olarak belirtilmiştir.
İİK. m.101’e göre hacze iştirak eder ve satış bedelinden öncelikli olarak pay alır. [6]
Kaynakça
[1] Mustafa Dural / Tufan Öğüz / Mustafa Alper Gümüş – Türk Özel Hukuku Cilt III: Aile Hukuku, Filiz Kitapevi, İstanbul, 2019
[2] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2018/2243 E., 2018/12795 K.
[3] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2019/117 E., 2019/1153 K.
[4] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2019/12356 K.
[5] Yargıtay Kararı- 2. HD., E. 2019/106 K. 2019/4373 T. 10.4.2019
[6] Burçak Çitak – Eşler Arasındaki Nafaka Yükümlülüğü – İstanbul Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2016



