Zina Sebebiyle Boşanma Davası

Zina Sebebiyle Boşanma Davası

Zina Sebebiyle Boşanma Davası

Zina sebebiyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu‘na göre eşlerden birinin evlilik birliği içinde sadakat yükümlülüğüne uymaması, yani zina yapması durumunda açılabilen bir boşanma davası türüdür. Zina, eşlerin birbirine olan sadakat yükümlülüğünü ihlal eden bir eylem olarak kabul edilir ve boşanma davası için geçerli bir sebep oluşturur. Bu yazıda zina nedeniyle boşanma davası ele alınacaktır. 

Zina nedeniyle boşanma davasını detaylı olarak ele almadan önce boşanma kavramını ifade etmek gerekir. Eşlerden her ikisinin de sağ oldukları durumda evlenmeyi sona erdiren normal hal boşanmadır. Bu bakımdan boşanmayı eşler hayattayken, kanunda öngörülmüş bir sebebe dayanarak, birinin açacağı dava sonucunda evlilik birliğine hakim kararı ile son verilmesi olarak tanımlayabiliriz. Boşanma davasının açılabilmesi için geçerli bir evliliğin kurulmuş ve dava açma anında devam ediyor olması gerekir. [1] Doktrin, Kanun düzenlemesine genel ve özel boşanma sebepleri ayrımı ile yaklaşmaktadır. Genel boşanma sebebinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması yeterli görülmektedir. Özel boşanma sebeplerinde ise davaya yahut boşanma sebebine ilişkin kanun tarafından belirli olguların varlığı aranmakta ve belli ispat şartları getirilmektedir. Doktrin tarafından kabul gören ayrımı esas alarak boşanma sebeplerine kısaca değinmek gerekirse evlilik birliğinin temelden sarsılması, ortak hayatın kurulamaması ve anlaşmalı boşanma genel boşanma sebepleriyken; kanunda tek tek belirtilen ve özel şartlar gerektiren diğer sebepler yani zina, hayata kast, akıl hastalığı, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, pek kötü davranış, terk özel boşanma sebeplerindendir.

Zina Sebebiyle Boşanma Davası

Zina Kavramı

MK 161’de düzenlenmiş olan zina, kusura dayalı, mutlak ve özel bir boşanma sebebidir. Kanun, sadece zinanın bir boşanma sebebi olduğunu belirtmekle yetinmiş, tanımını vermemiştir. Genel olarak zina, eşlerden birinin evlilik birliği devam ederken, karşı cinsten bir kişi ile isteyerek cinsi münasebette bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. Tanımdan da anlaşılacağı gibi, zinadan söz edebilmek için eşin isteyerek evlilik dışı cinsi münasebette bulunması, yani kusurlu olması gerekir. Bu bakımdan eşin isteği dışında cinsi münasebette bulunması, örneğin kaçırılıp zorla tecavüze uğraması halinde zinadan söz edilemez. [2] Yine aynı şekilde eşlerden birinin başkasıyla sarılması, öpüşmesi, karşı cinse dokunması Türk Medeni Kanuna göre zina sayılmaz. Ancak aynı otel odasında konaklama veya ortak konutta karşı cinsle gecelemek zinanın varlığına karine teşkil eder. (Ayrıca Bknz.)

Zina Sebebiyle Boşanma Dava Şartları Nelerdir?

Taraflardan birinin zina nedeniyle boşanma davası açabilmesi için aşağıdaki şartların bulunması gerekir.

1) Zina fiilinin evlilik birliği devam ediyorken vuku bulması gerekir.

2) Eşlerden birinin üçüncü bir kişiyle cinsel ilişkiye girmesi gerekir.

3) Üçüncü kişi ile cinsel ilişkiye giren eş kusurlu olmalıdır.

4) Aldatılan eşin aldatan eşi affetmemiş olması gerekir.

5) Zina nedenine dayalı boşanma davasının, zina vakasının öğrenilmesi tarihinden itibaren 6 aylık dava açma süresi içinde açılmış olması gerekir.

1) Evlilik Birliğinin Devam Ediyor Olması Şartı

Zina sebebiyle boşanma davası açılabilmesi için hukuken geçerli bir evliliğin mevcut olması gerekir.  Örneğin nişanlılık döneminde üçüncü kişi ile cinsel ilişki kurulması ya da evlilik birliği olmadan bir arada yaşanılan ilişkilerde zina sebebiyle boşanma davası açılamayacaktır. Yine evliliğin yokluğu halinde de ortada geçerli bir evlilik olmadığından zina sebebiyle boşanma davası hatta herhangi bir nedenle boşanma davası açılamaz. Evliliğin butlanla batıl olması halinde ise evlilik hakim kararı ile son bulacağından hakimin kararına kadar geçen süre içinde zina sebebiyle boşanma davası açılabilecektir.

2) Evliliğin Devamı Sırasında Üçüncü Bir Kişi İle Cinsel İlişki Kurulması

Zinanın gerçekleşebilmesi için mutlaka eşlerden birinin karşı cinsten bir kimseyle cinsel ilişkiye girmesi gerekir. Cinsel ilişkinin belli bir düzeni veya tekrarlanması şart değildir, bir kere karşı cinsle cinsel ilişkiye girilmesi zinanın varlığı için yeterlidir. Eşlerden birinin karşı cinsle değil de kendi hemcinsiyle cinsel ilişkiye girmesi zina olarak kabul edilmemektedir. Zinanın kanıtlanması her zaman kolay olmadığından Yargıtay ispat açısından bazı karineler kabul etmiştir.[3] Buna örnek teşkil eden Yargıtay kararlarından bazıları şunlardır:

  • Mahkemece davalı-davacı kadının zina fiilinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı-davalı erkeğin zina (TMK.md.161) hukuksal sebebine dayalı boşanma davasının reddine karar verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalı-davacı kadının, ortak konuta bir erkeği aldığı, aynı gece saat 22.00’de evde bu kişiyle birlikte yakalandığı, bu şahsın tuvalette gizlenmiş halde bulunduğu, bu olay öncesinde de bu şahısla muhtelif tarihlerde çok sayıda görüşmesinin olduğu, bu kişinin kolluk ifadesinde, davalı-davacı kadın ile evlenmeyi düşündüğünü, daha öncede evine bir kez gittiğini, seviştiklerini ancak cinsel ilişkiye girmediklerini beyan ettiği anlaşılmaktadır. Kadının, yalnızken geceleyin bir başka erkeği ortak konuta alması, zinanın varlığına delalet eder. Bu bakımdan zina kanıtlanmıştır. Tarafların zina (TMK m.161) sebebiyle boşanmalarına karar verilmesi gerekir. (Y2HD 2015/21517 E. 2015/20095 K.)[4]
  • Kadının, yalnızken geceleyin bir başka erkeği ortak konuta alması, zinanın varlığına delalet eder. Bu bakımdan zina kanıtlanmıştır. Tarafların zina sebebiyle boşanmalarına karar verilmesi gerekir. (Y2HD-K.2015/20095)[3]
  • Aynı iş yerinde çalışan bir başka erkekle telefonla görüşme, mesaj gönderme ve bu kişinin arabasına binmiş olma, zinaya delalet eden davranışlar niteliğinde değildir. (Y2HD-K.2010/1423)[3]

3) Üçüncü Kişi İle Cinsel İlişkiye Giren Eş Kusurlu Olmalı

Zina eyleminde bulunan eş, eylemini üçüncü kişi ile bilerek ve isteyerek gerçekleştirmelidir. Eylemi gerçekleştirirken ayırt etme gücü bulunmalıdır. Eş ayırt etme gücünü kendi isteyerek de kaybetmemiş olmalıdır. Örneğin kendi isteği ile alkol veya uyuşturucu madde alma sonrasında üçüncü bir kişi ile cinsel ilişkiye giren eşin kusurunun olmadığından bahsedilemez. Fakat eşin habersiz alkol veya uyuşturucu madde alması, cinsel saldırıya uğraması, şiddet görmesi durumunda artık eşin iradi hareket ettiğinden bahsedilemez ve kendisine kusur yüklenemez.[2]

4) Aldatılan Eş Tarafından Aldatan (Zina Eden) Eşin Affedilmemiş Olması Şartı

Zina sebebine dayalı boşanma davası açılabilmesi için, aldatılan eşin aldatan eşi affetmemiş olması gerekir. Kanunda da belirtildiği üzere zinayı affeden eşin dava açma hakkı yoktur.

Madde 161- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur. 

Zinayı affetme; eşin dava açma hakkını ortadan kaldıran bir nedendir. Zinayı affetme, sözlü veya yazılı olabileceği gibi eşler arasında sergilenen davranışlarla da anlaşılabilir. Örneğin; eşi kendisini aldatmasına rağmen, “ne yaptıysan yaptın, lütfen evine dön” şeklinde mesaj üzerine eve dönen diğer eş affedilmiş kabul edilir.[3] 

5) Zina Sebebiyle Boşanma Davası Açma Hakkı Sona Ermemiş Olmalı 

TMK m. 161 hükmüne göre zina sebebiyle boşanma davasını açmaya hakkı olan eş, sebebi öğrenmeden itibaren altı ay ve her hâlükârda beş yıl içinde bu davayı açmalıdır. Bu süreler hak düşürücü sürelerdir. Sürelerin kesilmesi veya durması da söz konusu değildir. Zina eylemi birden fazla kez gerçekleşmişse düzenlemede geçen altı aylık süre her eylemden sonra başlayacaktır. Hüküm düzenlemesinde yer alan süre şüphe duyulan tarihten değil eylemin tam ve kesin olarak öğrenildiği tarihten itibaren başlayacaktır. Bahsi geçen beş yıllık süre ise zina fiilinin gerçekleşmesinden itibaren başlayacaktır. Fakat kanunda belirtilen bu süreler, zina eylemin sebep gösterilerek başkaca bir sebepten boşanma davası açılmasına engel teşkil etmeyecektir. Süreler dolduktan sonra zina eylemi sebep gösterilerek evlilik birliğin temelinden sarsılması hususu ile dava açılmasının önünde bir engel bulunmamaktadır.[2]

Boşanma Davasında Zina Nasıl İspat Edilir?

Eşler somut olayın özelliklerine göre zina olgusunu her türlü delil aracıyla ispatlayabilir. Bu delil araçları şunlardır:

  • Tanık beyanları,
  • Telefon görüşme kayıtları veya içerikleri, mesajlar, whatsapp içerikleri vb.
  • Aldatma olgusunu ispatlamak amacıyla bir kereye mahsus yapılmış ses kaydı,
  • Sosyal medya içerikleri (instagram, facebook, twitter vb.),
  • Uçak veya otel kayıtları, güvenlik kamerası görüntüleri,
  • Fotoğraflar, video kayıtları vb. her türlü delil,
  • Başka bir nedenle savcılık tarafından başlatılan soruşturma dosyasında yer alan evraklarda zina olgusuna dair ifadeler,
  • Banka kayıtları, kredi kartı ekstresi vb.

Mahkeme, aldatma nedeniyle boşanma davasında her türlü delili serbestçe takdir eder. Aile mahkemesi, kesin delillerle bağlı değildir. Mahkeme hakimi, aldatmaya temel teşkil eden olayların doğruluğu konusunda tarafların yemin etmesini isteyemez. Tüm deliller toplandıktan sonra zina fiilinin gerçekleşip gerçekleşmediğine karar verir.[3] Ayrıca bu delillerin hukuka uygun yollarla elde edilmesi gerekir. Yargıtay’a göre zinayı ispatlamak için dayanılan delil usulsüz elde edilmemiş olmalıdır. Buna göre kocanın karısının telefonuna casus program yükleyerek ele geçirdiği ses kayıtları, çekmece kilidi kırılarak elde edilen eşe ait günlük hukuka aykırı delil olarak zinanın ispatında dikkate alınmaz. Buna karşılık telefon şifresini hukuka aykırı yollardan elde etme durumu( örn: giriş şifresini kırdırma) söz konusu olmadıkça, sözlü ve görüntülü iletişim veya sosyal medya ortamlarından elde edilen deliller hukuka uygun delillerdir.

Zina Sebebiyle Boşanma Davasında Süre

TMK madde 161/2: Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. 

Kanunda belirtildiği üzere zina sebebiyle boşanma davası açma hakkı olan eşin, zinayı öğrenmesinden itibaren altı ay ve herhalde beş yıl geçmekle bu dava hakkı düşer. Bu süre hak düşürücü süre olarak düzenlenmiştir ve hakim tarafından resen dikkate alınacaktır. Zinanın eyleminin bir defaya mahsus olmaması ve süreklilik arz etmesi halinde süre gelen eylemlerde, son eylemin bittiği tarihten itibaren süre başlar.

Dava Hakkının Düşmesi

a) Hak Düşürücü Sürenin Geçmesi:

MK 161/II iki hak düşürücü süre öngörmüştür. Birinci süre, eşin zinasının diğer eş tarafından öğrenilmesinden itibaren altı aydır. İkinci süre ise zina fiilinden itibaren beş yıldır. Buna göre, eş, diğer eşin zinasını beş yıl içinde ne zaman öğrenmişse, o andan itibaren altı ay içinde dava açmak zorundadır. Beş yıldan sonra ise dava açma hakkı sona erer. Örneğin, eş, zinayı beş yıllık sürenin dolmasına iki ay kala öğrenmişse, davayı iki ay içinde açmalıdır. 

Süre geçince dava hakkı düşer. Fakat, eğer zina devam etmişse, her zina fiilinden itibaren yeni bir süreye tabi yeni bir dava hakkı doğar. [1] Bu sebeple, ilk zina fiilinden itibaren beş yıl geçmiş olsa bile, son fiilden itibaren işleyen süre dolmamışsa, boşanma davası açmak mümkündür.

b) Af:

TMK 161/3 : Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

Affeden tarafın dava açma hakkı düşer.

Mal Paylaşımı

Aldatma nedeniyle boşanma kararı verilmesi halinde, mal paylaşımında eşlerin katılma alacağı zina olgusu dikkate alınarak yarı yarıya paylaşılmayabilir. Zina nedeniyle boşanma halinde mahkeme, kusurlu eşin katılma alacağının, yani artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya bu hakkın ortadan kaldırılmasına karar verebilir.

TMK 236/2: Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

Yani, zina halinde eşler arasında katılma alacağına dayalı mal paylaşımının yarı yarıya oranından farklı bir oranda yapılması hakimin takdirindedir. Örneğin, mal paylaşımı yapılırken eşini aldatan erkeğin katılma alacağı oranı 1/3, kadının katılma alacağı ise 2/3 oranında belirlenebilir. Hatta, hakim aldatmanın özellikleri, evliliğin süresi, çocuk olup olmaması vb. birçok kriteri dikkate alarak aldatan erkeğe hiçbir şekilde katılma alacağı, yani mal verilmemesine karar verebilir. Medeni Kanun’un bu hükümlerinin uygulanabilmesi için boşanma kararı mutlaka zina nedenine dayanmalıdır, boşanma kararı zina nedeninden başka bir nedene dayanıyorsa mal paylaşımı yarı yarıya yapılır.

Zina nedeniyle verilen boşanma kararının, aldatan eşin katılma alacağının azaltılması veya bu hakkın ortadan kaldırılması sonucu doğurması, sadece edinilmiş mallara katılma rejiminde mümkündür. [3]

Zina Sebebiyle Boşanma Davasında Tazminat

Aldatan eş boşanmada kusurlu olacağı için diğer eşe karşı maddi ve manevi tazminat ödemek durumunda kalacaktır. Maddi ve manevi tazminatın tutarının belirlenmesinde tarafların kusur oranları, sosyo-ekonomik durumları, tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılması yasağı vb. hususlar dikkate alınmaktadır.

Evlilik birliği içerisindeyken taraflardan birinin sadakat yükümlülüğünü ihlal etmesi durumu hukuki sonuçlar doğurur. Eşlerden biri sadakat yükümlülüğünü ihlal ederse diğer eş tazminat davası açma hakkına sahip olur. Peki tazminat davası açma hakkına sahip olan aldatılan eş 3.kişiye tazminat davası açabilir mi?

İşte bu konuda yani aldatılan eşin, aldatan eş ile cinsel birliktelik yaşamış olan 3. kişiye yönelik olarak tazminat talebinde bulunabilmesine ilişkin olarak Yargıtay’ın oldukça çelişkili kararları mevcuttu. Ancak bu çelişkiyi ortadan kaldırmak için Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı İle son söz söylenmiştir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 2018 yılı Temmuz ayında verdiği kararla aldatılan eşin, eşinin kendisini aldattığı kişiden tazminat isteyemeyeceğine hükmetmiştir. [5]

Yargıtay’ın söz konusu İçtihadı Birleştirme Kararında evlilikte sadakat yükümlülüğünün eşlere ancak birbirlerine karşı ileri sürülebilecekleri nispî bir hak tanıdığını, eşlerin bu konuda herkese karşı ileri sürülebilecek mutlak bir hakları bulunmadığını, aldatma eylemine katılan üçüncü kişinin salt bu eylemi ile özel bir koruma normunu veya bir mutlak hakkı ihlâl etmiş olmayacağını belirtmiştir. Yani aldatılan eş, üçüncü kişi onun başkaca bir kişilik hakkını ihlâl etmedikçe, salt evli kişiyle birlikte olduğu için üçüncü kişiden manevî tazminat talep edemez.

Yetkili Ve Görevli Mahkeme

Boşanma davalarında yetkili mahkeme aşağıda kanunda belirtildiği gibi eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.[6]

Yetki 

Madde 168- Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Görevli mahkeme ise Aile Mahkemesi olup Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi, Aile Mahkemesi sıfatıyla görevli olacaktır.


Kaynakça

[1] Türk Özel Hukuku, Cilt 3, Aile Hukuku, Mustafa DURAL, Tufan ÖĞÜZ, Mustafa Alper GÜMÜŞ, sy.105-109

[2] Uygulamalı Sosyal Bilimler Ve Güzel Sanatlar Dergisi, Türk Hukukunda Zina Sebebiyle Boşanma Davası Açısından Af, Av. Beyza Dikici Çelik/ Prof.Dr. M. Fahrettin Önder, sy.104-114 https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2955429

[3] Zina Nedeniyle Boşanma Davası, Av. Baran Doğan Hukuk Bürosu/ https://barandogan.av.tr/blog/medeni-hukuk/aldatma-zina-nedeniyle-bosanma-davasi.html

[4] Zina( Aldatma) İle Boşanma Davası, Yavuz Hukuk ve Danışmanlık/ https://yavuzhukukvedanismanlik.com/zina-aldatma-sebebi-ile-bosanma-davasi

[5] Aldatılan Eşin Üçüncü Kişiden Manevi Tazminat İsteme Hakkı, MGC Legal Hukuk & Danışmanlık/ https://www.mgc.com.tr/aldatilan-esin-ucuncu-kisiden-manevi-tazminat-hakki/#:~:text=Yarg%C4%B1tay%20%C4%B0%C3%A7tihad%C4%B1%20Birle%C5%9Ftirme%20Karar%C4%B1na%20g%C3%B6re,ki%C5%9Fiden%20manev%C3%AE%20tazminat%20talep%20edemez.

[6] Türk Medeni Kanunu / https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf