İzinsiz Ses Kaydı Almak Suç mudur?
Ses, görüntü ve video gibi kayıtların alınması günümüzde teknolojinin gelişmesiyle oldukça kolaylaşmıştır. Bir telefon veya kamera çıkarıp hızlı bir fotoğraf çekmek veya kayıt almak çok kolaydır. Fakat bu noktada bir başkasını rızası olmadan kaydetmenin etik ve yasallığını göz önünde bulundurmak önemlidir. Kişiler kayıt almayı pek çok farklı gaye için istiyor olabilirler. Kişilerin rızası olmaksızın alınan kayıtların kullanılabilir olup olmadığı, kişisel veriler hususunda yarattığı soru işaretleri sıkça tartışılmaktadır. İzinsiz ses kaydı almak bazı durumlarda kanıt oluşturabilir.
Tartışılmaz Kanıtlar Çok Değerlidir Ama Bedeli Nedir?
Türk Ceza Kanunu’na bakıldığında özellikle “ses kaydı alınması” şeklinde bir suç düzenlenmemişse de izinsiz ses kaydı alınması TCK’da düzenlenmiş olan ilişkili başka suçların meydana gelmesine neden olur. Bu kapsamda ilgili kanun hükümlerini sıralayacak olursak:
- Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu TCK 132’de düzenlenmiştir
- Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu TCK 133’de düzenlenmiştir
- Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu ise TCK 134’de düzenlenmiştir.
İnsanın toplum halinde yaşamasının bir sonucu olarak diğer kişilerle ilişki kurmasının yanında, teknolojinin ve buna müteakip ses ve görüntü kaydetme cihazlarındaki gelişme karşısında, kişilerin özel hayatlarının sınırlarının çizilmesi ve korunması gerekmektedir. Oysaki gizli alınan ses ve görüntü kayıtlarının sürekliliğinin yerleşmesi ile toplumda meydana gelecek olan korku ve güvensizlik, kurulan toplumsal ilişkileri asgariye indirecek olup ve kişilerin maddi ve manevi varlıklarını geliştirme hakkının önünde bir engel olacaktır. İzinsiz olarak ses kaydı yapılması kişilerin özel hayatına müdahale niteliğinde olup burada özel konuşma kavramına dikkat çekmek gerekmektedir. Üçüncü kişilerin duymasında çaba sarf edilmeyen konuşmalar aleni özellik göstermektedirler. Bu noktada aleni konuşmaların da kayda alınmasının suça sebep olduğu haller de mevcuttur.
Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu Nedir?
Kişilerin çeşitli araçlar vasıtasıyla iletişim kurması haberleşme olarak adlandırılmaktadır. Telefon, radyo, faks, televizyon, mektup gibi iletişim araçları vasıtasıyla iki veya daha fazla kişinin arasındaki konuşmaların dinlenmesi, dinletilmesi, okunması, kaydedilmesi veya açığa çıkarılması gibi eylemler TCK’da haberleşmenin gizliliğinin ihlali suçu olarak nitelendirilmektedir. Bu suç ceza kanunumuzda açık olarak düzenlenmiş olup cezai yaptırımları olan bir suçtur.
Bu suç “Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar” bölümünde 132. Madde de şu şekilde düzenlenmiştir:
Madde 132- (1) Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, verilecek ceza bir kat artırılır.(46)
(2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(46)
(3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 2/7/2012-6352/79 md.) İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.(46)
(4) (Mülga: 2/7/2012-6352/79 md.)
Günümüzde kurulan iletişimlerin büyük oranda dijitalleştiği düşünüldüğünde kişilerin tanıdıkları veya tanımadıkları kişilerle pek çok paylaşımda bulunduğu bu dijital kanallardaki iletişimlerin kaydedilebilir olması, özel hayatın gizliliği hakkının ihlaline yol açmaktadır. Gerekçede gizliliğin ihlali “Gizliliğin ihlali haberleşmeye konu olan hususların, başka bir anlatımla haberleşme içeriklerinin haberleşen tarafların iradesi hilafına üçüncü kişilerce öğrenilmesini ifade eder.” şeklinde ifade edilmiş olup kısaca kişinin kendisine ait olmayan haberleşme içerini öğrenmesidir. Haberleşmenin, gizliğinin ihlali suçunun içeriği kaydı suretiyle gerçekleşmesi aynı hüküm içerisinde ayrı bir suç olarak sayılmıştır. Gerekçede bu durum nitelikli hal olarak sayılmış telefon konuşmalarının ses kayıt cihazıyla kayda alınması halinde, suçun nitelikli halinin meydana geleceği örneği verilmiştir. Kayıt etmek hükmün ilk cümlesindeki suçtan farklı bir suç olduğundan ve kayıt etmek her zaman öğrenmeyi veyahut dinlemeyi zorunlu kılmadığından iki suç arasında bir geçitlilik de yoktur.
Haberleşmenin gizliliği, haberleşmenin tarafı olan kişilerin iradelerine aykırı bir şekilde haberleşme içeriğinin görülmesi, dinlenilmesi ya da duyulması ile ihlal edilmesi mümkün olduğundan serbest hareketli bir suçtur. Suçun oluşması için gizliliğin ihlal edilmesi yeterli olduğundan, örneğin haberleşmenin yabancı dilde yapılmasından dolayı karşı tarafın anlamamış olması, suçun meydana gelmesi bakımından önem taşımamaktadır. Aynı sebeplerledir ki görme yahut işitme engelli bir bireyin de gizliliği ihlal edilebilir. [1]
Haberleşmenin doğası gereği, aleni olduğundan söz etmemiz mümkün değildir. Aleniyet kavramının bulunduğu yerde gizlilik kavramı bulunamayacağından bu suçun oluşmasından da söz edilmesi mümkün değildir. Örnek vermek gerekirse internette isteyen kişilerin katılım sağlayabildiği sohbet odalarında yapılan haberleşmenin ele geçirilmesi ve kaydedilmesi halinde bu suçun meydana geldiğinden söz edilmesi mümkün değildir. [2]
Haberleşmenin içeriği ayrıca başkalarına yayılmış ise TCK 132/2 kapsamında bu da suç teşkil eder. Haberleşme içeriğinin hukuka uygun ya da aykırı yolla elde edilip edilmediği bu noktada önemli olmayıp ifşa edilmesi yeterlidir. İfşadan bahsedebilmemiz için haberleşmenin haricinde ilgili olan kişi veya kişilerin de açıklanması gerekmektedir.
132/3’te ise haberleşmeye katılan kişi tarafından da haberleşme içeriğinin korunduğu görülmektedir. TCK m.132’nin ilk iki fıkrasında failin haberleşmenin taraflarından biri olmadığı görülmektedir. Haberleşmenin tarafları ise mağdur konumundadırlar. 3. Fıkranın lafzından anlaşılacağı üzere haberleşmenin taraflarınca ancak işlenebilir bir suç düzenlenmesi yapılmıştır.

Hukuka Uygunluk Nedenler ve Kusurluluğu Kaldıran Nedenler Nelerdir?
Haberleşmenin gizliliğine yapılacak olan müdahalenin bir hak ve yetkiye dayanması halinde bir ihlalin varlığını sorgulamak gerekir. Örneğin bir ebeveynin küçüğe gönderilen mektupları açması durumunda fiil hukuka uygun sayılmalıdır.
Bu noktada sıkça sorulan bir soru da işverenin işyeri uzantılı mailler üzerinden yapılan yazışmaları denetlemesi halinde haberleşmenin gizliliğinin ihlali suçunun meydana gelip gelmeyeceğidir. Bu konuda AİHM’nin Copland kararındaki incelemesine bakılacak olunursa mahkeme 8. Maddenin ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Başvurucu telefon, e-postasının ve internet kullanımının izlenmesinden şikâyet etmektedir. Mahkeme içtihadına göre işyerinde yapılan telefonlaşmaların “özel hayat” ve “haberleşme” kavramı kapsamına girdiğinin altı çizilmiştir. Kişisel internet kullanımının izlenmesiyle elde edilen bilgilerde öngörülen koruma iş yerindeki elektronik postalar açısından da sağlanması gerektiği ve başvurucunun görüşmelerin dinlenme olasılığı bulunduğuna dair uyarılmadığını belirtmiştir. Bu sebeple mahkeme, başvuranın bilgisi olmaksızın telefon, elektronik posta ve internet kullanımıyla ilgili kişisel bilgilerin toplanması ve korunması olayının özel hayat ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkının kullanılmasında bir müdahale olduğuna karar vermiştir. [3]
Bir iş yerinde işyeri uzantılı elektronik postası işyeri hizmetlerinde kullanılacaktır ve çalışan veya yönetici sıfatıyla çalışan kişi iş sözleşmesinde, iş sözleşmesinde yer alan bir hüküm gibi kurum içinde bir düzenleme mevcut ise açıkça buna izin verilmedikçe kişisel bilgilerin bu şirkete ait e-postalarda toplanması mümkün değildir. Bu konuda bir Yargıtay kararında da işçinin internet aracılığıyla yapılan yazışmalarının kişinin özel hayatının kapsamına girmesi ve hukuki bakımdan korunması gerektiği, işverenin mail adresinin şifresini kırarak yazışmaları ele geçirip hukuka aykırı yolla elde ederek öne sürdüğünü iddia etmesine karşılık:
“Somut uyuşmazlıkta, dosya kapsamına göre davacının görevi gereği işverenin işlerini yürütmesi için kendisine verilen bilgisayar ve e-mail adreslerini kullanarak iş akdi daha önce feshedilen S. A. ile işle ilgili olmayan elektronik yazışmalar yaptığı, bu yazışmalar sırasında işverenin şahsına yönelik hakaret niteliğinde sözler sarf ettiği işyeri sırrı sayılabilecek konularda da yazışmalar yaptığı anlaşılmıştır.
İşverenin kendisine ait bilgisayar ve e-mail adresleri ile bu adreslere gelen e-postaları her zaman denetleme yetkisi bulunmaktadır. Davalı işverene ait bilgisayarları ve e-mail adreslerini özel yazışmalarda kullanıp işverene hakaret niteliğinde sözler sarf etmenin, işveren açısından 4857 sayılı Yasanın 25 II-b. maddesi uyarınca sataşma niteliğinde haklı fesih nedeni oluşturacağı anlaşılmakla davacının ihbar ve kıdem tazminatı taleplerinin reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” sonucuna vararak bu delillerin hükme esas alınabileceğine karar vermiştir [4].
Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçu
Bu suçun işlenmesi ile kişiler arasında yapılan görüşmelerin gizliliğinin ihlali meydana gelir ve kişilerin iletişim dokunulmazlığı, esasen iletişim kurarken doğallıklarını korumaları burada korunmaya değer hukuksal yarardır. Kişilerin iletişimlerini özgür bir şekilde gerçekleştirmeleri özel yaşamlarının bir parçası olduğundan bu suçla bireylerin özel yaşamları korunmaktadır. Suçun madde metni:
Kişiler arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması
Madde 133- (1) Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(47)
(2) Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.(47)
(3) (Değişik: 2/7/2012-6352/80 md.) Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.
Suçun maddi konusunu kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmalar, 2. Fıkra açısından ise aleni olmayan söyleşiler oluşturmaktadır. Bir konuşmadan değil de görüntü kaydından bahsettiğimizde özel yaşamın gizliliğinin ihlali suçu meydana gelmektedir. 132. Madde ile bir kıyas yapıldığında arada herhangi bir vasıta olmaksızın konuşmanın yüz yüze yapılmış olması aranmaktadır. Araya vasıta konularak gerçekleştirilen düşünce açıklamaları haberleşme olarak nitelendirilmekte olup bu durumda haberleşmenin gizliliğine müdahale edilmesi söz konusu olmaktadır (TCK 132).
Burada suçun konusunu oluşturan konuşmanın aleni olmaması gerekmektedir. Alenilik hususu objektif şekilde tespit edilecek olup kişinin bu konudaki iradesi dikkate alınmayacaktır.
Kişinin konuşmasının etki alanı üzerinde kontrol imkanının olup olmadığı bu noktada önem taşımaktadır. Halka açık olan bir meydanda sadece belirli bir kişiyle kurulan bir iletişimde çevrede bulunan kişiler de özel bir özen göstermeden bu konuşmayı duyabiliyorlarsa bu konuşmanın aleni nitelikte olduğu söylenebilir [4].
133/2’ye geldiğimizde söyleşi kavramını görmekteyiz. Burada “aleni olmayan bir söyleşi” ifadesinden 1. Fıkradaki iki kişi arasındaki görüşmenin taraflardan birince kaydedilmesi suçundan farklı olarak en az üç kişinin katılmış olması aranacak ve iki kişi arasındaki konuşmanın diğer taraf tarafından kaydedilmesi suçu meydana gelmeyecektir.
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu
Özel Hayat Kavramı Nedir?
Özel yaşam, bir kişinin kişisel ve ailevi yaşamı, gerçek kişinin ekonomik, ticari veya mesleki faaliyetleri için kullandığı özel bölgesi ve yaşam çevresidir. Onuru ve itibarı, kişinin fotoğrafları veya diğer görüntüleri, kişisel sağlık bilgileri, özel yazışmaları veya diğer kurduğu iletişimleri, kişisel görüşleri, kanaatleri, alışkanlıkları ve yalnızca rızasıyla kullanılabilecek diğer verileri özel yaşamını oluşturmaktadır.
TCK m. 134 madde metni:
Madde 134- (1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.
Şeklinde düzenlenmiş olup fıkra 1 de görüldüğü üzere kişilerin özel hayatlarının gizliliğinin ihlali suç sayılmış tur ve ihlalin görüntü veya ses kaydı alınması yoluyla yapılması hali nitelikli hal olarak öngörülmüştür.
Bu düzenleme ile korunan hukuksal yarar bireylerin özel hayatına ve aile yaşamına saygı gösterilmesini isteme hakkını haiz olduklarını özel hayat ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağını öngören Anayasa m.20 ve bazı yönleri ile AİHS m.8’e aykırılık halinde yaptırım oluşturmaktadır.
Kamusal alanlarda da kişilerin özel yaşamlarının gizliliği yine saygı gösterilmesi gereken bir husustur.
Bu durum Yargıtay 12.Ceza Dairesinin 2013/8881 Esas 2013/28289 Karar, 2015/13813 Esas 2016/8242 Karar, 2017/9562 Esas 2018/8745 Karar sayılı kararları ile daha bir çok kararlarında; özel hayat kavramının; “kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret değil, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içerir. Bu nedenle, kamuya açık alanda bulunulması, bu alandaki her görüntü veya sesin dinlenilmesine, izlenilmesine, kaydedilmesine, sürekli ve izinsiz olarak elde bulundurulmasına rıza gösterildiği anlamına gelmez. Kamuya açık alanda bulunulduğunda dahi, “kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik” prensibi geçerli olup, kamuya açık alandaki kişinin, gün içerisinde yapıkları, gittiği yerler, kiminle niçin, nasıl, nerede ve ne zaman görüştüğü gibi hususları tespit etmek amacıyla sürekli denetim ve gözetim altına alınması sonucu elde edilmiş bilgileri ya da onun başkalarınca görülmesi ve bilinmesini istemeyeceği, özel yaşam alanına girdiğinde şüphe bulunmayan faaliyetleri” şeklinde ifade edilmesiyle kamusal alanda da özel hayatın gizliliğinin korunacağı ortaya konulmuştur. [5]
Ses Kaydı Almanın Cezası Nedir?
Ses kaydı almanın yaptırımı kanunda belirtilen suç tiplerinden hangisinin işlendiğine göre değişmektedir.
Kişi haberleşmenin gizliliğini ihlal etmiş ise 1. fıkradaki 2. cümleye göre suç kayıt suretiyle işlendiğinde cezası 1 kat artacak ve 2 yıldan 6 yıla olacaktır. Şayet kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu işlenmiş ise kişinin cezası 2 yıldan 5 yıla olacaktır. Özel hayatın gizliliğinin ihlali suçu işlendiği takdirde ise 2 yıldan 6 yıla kadar bir ceza söz konusu olacaktır. Burada bu cezanın paraya çevrilebilmesi hususu ise 1 yıl ve altındaki hapis cezalarında mümkün olmaktadır. Ses kaydı alma suçunun bu sayılanlardan hangisinden cezalandırılacağına somut uyuşmazlığa göre bakılmalı ve 1 yıl ve altı olması halinde adli para cezası durumu söz konusu olabilmektedir.

İzinsiz Ses Kayıtları Delil Olarak Kullanılabilir mi?
HMK M.189’a bakıldığında hukuka aykırı olarak elde edilmiş delillerin bir vakıanın ispatında dikkate alınmayacağı belirtilmektedir. Buradan anlaşılır ki tarafların sunduğu deliller hukuka uygun olmalıdır. Hukuki uyuşmazlığı ispatlamayı sağlayan en önemli aracın delil olmasına karşın dikkat edilmelidir ki hukuka aykırı delil sunulması halinde bu delillerin elde ediliş yöntemi bir suç teşkil elde etmekteyse kişiler ceza davasında da yargılanabilecektir. Bu konuda ayrıca CMK 217/2 de “Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.” bir düzenleme öngörmüş ceza davalarında da hukuka aykırı delilin kullanılamayacağı düzenlenmiştir. Kişilerin rızası olmadan elde edilen ses ve görüntü kayıtları ancak belli koşullar altında hukuka uygun halde olup ceza ve hukuk davalarında kullanılabilirler. Bunun haricinde gizlice alınan ispat aracı olarak kullanılmak istenen kayıtların kullanılması mümkün değildir.
İzinsiz Alınan Ses Kaydı Hangi Koşullarda Yasal Olur?
Bir zorunluluk hali yahut hakkın kullanılması durumlarının meydana gelmesi halinde hukuka aykırılığın ortadan kalkması söz konusu olabilmektedir [6]. Örneğin bazı durumlarda tehdit, hakaret gibi suçlar işlenirken failin yakalanması için mağdurun kendisini arayan kişinin sesini kaydetmesi zorunluluk kapsamında ele alınır. Kişinin başka türlü delil elde imkânın olmadığı durumlarda üstün nitelikteki yararını koruma amacı doğrultusunda hukuka uygunluk sebeplerinden olan zorunluluk hali gereğince konuşmanın kayıt altına alınması suç teşkil etmez. Burada dikkat edilmesi gereken birkaç nokta şudur ki mağdurun önceden bu konu dahilinde plan yapmaması, karşı tarafı tahrik etmemesi gerekmektedir.
Eşin Ses Kaydı Alması Suç Oluşturur mu?
Boşanma davalarında sıklıkla rastlanılan bir durum ise dava açan taraf iddiasını kanıtlamak yahut karşı tarafın iddialarını çürütmek amacıyla delillere başvurmaktadır. Yukarıda belirttiğimiz üzere mahkemeye sürülecek olan delillerin mutlaka hukuka uygun olması gerekmektedir. Eşlerden biri nafaka, velayet, tazminat gibi hususlarda haklılığını ispatlamak için ses kaydı alma yoluna başvurabilmektedir. Burada mühim olan davayı ispat etmeye çalışırken hukuka uygun yollardan elde edilen delillerin sunulmasıdır. Eşler arasındaki mahremiyet yani aile içi özel hayat kavramı yeni yeni gelişen bir kavram olup eşlerin kendi özel hayatlarının aile hayatı içinde erimemesi gerektiği bilinci yavaş yavaş yerleşmektedir. Dolayısıyla “Zehirli ağacın meyvesi zehirlidir” ilkesinden hareket ederek bu hukuka aykırı delil ileri sürülmesi durumu bir aileyi ilgilendirdiği vakit eşlerin özel hayatı yokmuş gibi bakılmamalı ve hukuka aykırı delil olduğundan dolayı kabul edilmemelidir. Bu yönde bir Yargıtay kararı:
“Bir okulda öğretmen olarak görev yapan sanık Derya’nın öğretmen olan resmi nikahlı eşi Bilal ile yine meslektaşı olan katılan Nihal arasında gayrimeşru ilişki olduğu düşüncesiyle eşinin aracına gizlice ses alma cihazı yerleştirip, katılanla, kendi eşi arasında yüz yüze gerçekleşen, içeriği özel, aleni olmayan konuşmaları, konuşanların bilgisi ve rızası dışında, kaydetmesinden dolayı TCK’nın 133/1. Maddesindeki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekir”. [7]
Kaynakça
[1] Durmuş Tezcan, Mustafa Ruhan Erdem, Murat Önok, Seçkin Kitapevi, Ankara 20212
[2] H. Yokuş Sevük, “Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu”, Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, c. 12-13, sayı. 16-17-18-19, ss. 175, Tem. 2009
[3] Copland/Birleşik Krallık, Başvuru No: (Başvuru no. 62617/00)
[4] Yargıtay, 9. Hukuk Dairesi, E. 2009/447, K. 2010/37516, T. 13.12.2010
[5] Yargıtay 12.Ceza Dairesinin 2013/8881 Esas 2013/28289 Karar, 2015/13813 Esas 2016/8242 Karar, 2017/9562 Esas 2018/8745 Karar
[6] İsa Başbüyük, İletişim Sırasında Elde Edilen Gizli Ses Kayıtlarının Ceza Muhakemesi’nde Delil Olarak Kabul Edilebilirliği Sorunu, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 19, Sayı: 1, 2017, s. 170
[7] Yar. 12. CD, 30.3.2015, 20109/5314



