Ziynet Eşyalarının İadesi Davası

Ziynet Eşyalarının İadesi

Ziynet Eşyalarının İadesi Davası

Türk toplumunda aile birliği kurulurken düğün yapılması ve bu düğünde takı merasimleri düzenlenmesi geçmişten günümüze süregelen bir gelenektir. Burada takılan takı (ziynet) kelimesinden anlamamız gereken altın, gümüş veya elmas gibi değerli eşyalardır. Bu denli kıymetli eşyaların müstakbel eşlere bağışlanması, düğünde takılan ziynet eşyalarının kime ait olacağı ve aslında kendisine ait olan takıyı iktisap eden eşten nasıl geri alınacağı sorununu beraberinde getirmektedir. Bu sorunu ortadan kaldırmak isteyen eşlerin açtığı dava “ziynet eşyalarının iadesi davası” olarak adlandırılmaktadır. Ziynet alacağı davasının kabulü için üç şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bunlar, iade talebinin varlığı, ziynet eşyasının varlığının ispat edilmesi ve ziynet eşyasının davacıda kalmadığının ispat edilmesidir.[1]

Türk Hukuku’nda ziynet eşyasının iadesine ilişkin hükümler Türk Medeni Kanunu md. 226’da yer almaktadır. TMK md.226/1 uyarınca, “Her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır” ifadesiyle eşlerden birinin, diğerinin zilyetliğinde bulunan mallarını -dolayısıyla ziynet eşyalarını- geri alabileceği belirtilmiştir. İlgili maddenin 2. Fıkrasında ise “Tasfiye sırasında, paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri kanunda öngörülen diğer olanaklardan yararlanabileceği gibi, daha üstün bir yararı olduğunu ispat etmek ve diğerinin payını ödemek suretiyle o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir” denilmek suretiyle üstün yarara sahip olan ve bunu ispatlayan tarafın,  paylı mülkiyete tabi malların bedelini ödeyerek onlara sahip olacağı ifade edilmektedir.

Ziynet Eşyaları İadesi Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Ziynet eşyalarının iadesi davası evlilik birliği devam ederken, boşanma ile birlikte veya boşanmadan sonra açılabilir. Bu noktada davanın açılacağı görevli ve yetkili mahkeme her duruma göre değişiklik arz edebilir. Ziynet eşyalarının iadesi davası evlilik birliği devam ederken veya boşanma davasıyla birlikte açılması halinde görevli mahkeme 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesi gereği “Aile Mahkemeleridir”. Yetkili mahkeme ise Türk Medeni Kanunu’nun 167. Maddesi uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri oturdukları yer mahkemesidir.

Bu noktada davacı eş seçimlik hakka sahiptir ve davayı dilerse boşanmak istediği eşinin yerleşim yerinde(ikametgahları), dilerse son defa 6 aydan beri eşi ile birlikte oturduğu yer mahkemesinde açabilir. Bunun yanında davacı eş, davayı açmadan önce ikamet ettiği yerden ayrılmış ve ikametgahını başka bir yere taşımışsa, davayı yeni ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinde de açabilir.

Son ihtimalde, dava boşanma gerçekleştikten sonra açılmak isteniyorsa ve taraflar mal ayrılığı rejimi kapsamında boşanmış ise dava, taraflar arasında karı-kocalık ilişkisi kalmadığından ve aile hukuku bağlamında ilişki sona erdiğinden dolayı Borçlar Kanunu kapsamında değerlendirilecek ve bu kapsamda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olacaktır. Yetki bakımından ise genel yetkili mahkeme davanın açıldığı sırada davalının yerleşim yeri mahkemesi olacaktır.

Ziynet Eşyalarının İadesi Davasında İspat

Ziynet eşyalarının iadesinde ispat bakımından Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi uygulama alanı bulacaktır. İlgili hükme göre; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. Bu noktada Yargıtay ve doktrinde kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırılığı ileri süren veya bu konuda savunma yapan kişiye düşer. Daha açıklayıcı olması bakımından bir Yargıtay kararını incelediğimizde: “Davacı, evlilik sonrası 8 adet bileziğin davalı A.’nın babası olan diğer davalı K. tarafından aynen iade edilmek şartıyla alındığını iddia etmiş; ancak bu hususu ispatlayamamıştır.

Zira bu hususa ilişkin dinlenen davacı tanıkların beyanları duyuma dayalı olup, söz konusu tanıkların 8 adet bileziğin davalı K. tarafından iade edilmek üzere alındığına dair görgüye dayalı bilgileri bulunmamaktadır. Davalılar ile davalı tanık beyanları ise; davacı beyanlarında geçen 8 adet bileziğin davacının bilgisi dahilinde düğünde emaneten takılmak üzere kuyumcudan davalı K. tarafından alındığının düğün sonrası yine K. tarafından kuyumcuya götürülerek iade edildiğine ilişkindir.

Bu durumda mahkemece; davalı K’ya açılan 8 adet bilezik yönünden davanın reddi gerekirken , yanılgılı değerlendirme ile, davalı K yönünden davanın kabulü isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir”[2]. Somut olayda görüldüğü üzere ispat yükünü taşıyan davacı eş iddiasını tanıkla olsa dahi mahkemeyi inandıracak derecede ispatlayamadığı için dava reddedilmiş ve ziynet eşyalarının iadesini sağlayamamıştır.

Ziynet Eşyalarının İadesi Davasında Zamanaşımı

Ziynet eşyalarının iadesi davasının açılmasında zamanaşımı bakımından iki ihtimal değerlendirilmelidir ve bu ihtimallere göre zamanşımı süreleri göz önünde bulundurulmalıdır. Bu ihtimallerden birincisi; ziynet eşyalarının dava açıldığı sırada davalının zilyetliğinde bulunmasıdır. Bu ihtimalde ziynet eşyaları dava sırasında mevcut olduğu için iade kapsamında bir “istihkak davası” açılmalıdır. Bu davayı açmak için herhangi bir zamanaşımı süresi olmadığı için her zaman açılabilir.

İkinci ihtimal ise ziynet eşyalarının dava açıldığı sırada mevcut olmaması ve buna karşın bir bedel talep edilmesidir. Bu noktada dava Borçlar Kanunu md.146 kapsamında 10 yıllık zamanaşımına tabi olacaktır. Bunun sebebi artık mevcut olmayan bir eşyanın bedeli talebinin ziynet eşyasının iadesi talebinden ziyade bir tazminat davasına dönüşmesidir. Zamanaşımı süresinin ise boşanma davasının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Ziynet Eşyalarının İadesi

Ziynet Eşyaları Bedeli Hangi Tarihe Göre Hesaplanır?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 26. Maddesi uyarınca; “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez fakat duruma göre daha azına karar verebilir”. Şu halde ziynet eşyalarının iadesi davasında davacının talebi hakimin davayı yürütürken ve karar verirken izleyeceği yol açısından önem arz eder. Bu davada davacı; aynen iadeyi talep edebileceği gibi, aynen iadenin mümkün olmadığı hallerde bedel iadesi talebinde de bulunabilir.

Böylece davacı, aynen iadeyi istediğinde bedel iadesine ya da bedel iadesi istediğinde aynen iadeye hükmolunamayacaktır. Bu noktada asıl sorun, bedel iadesinin talep edildiği hallerde hakimin ziynet eşyasının bedelini hangi tarihteki değer üzerinden hesaplayacağıdır. Yargıtay önüne gelen bir uyuşmazlıkta bu durumu şöyle açıklığa kavuşturmuştur: “Davacı, dava dilekçesinde ziynet eşyalarının mevcutsa aynen, olmadığı takdirde fiili ödeme günündeki değerinin ödetilmesini istemiştir.

Mahkemece ziynet eşyalarının aynen, olmadığı takdirde dava tarihindeki bedeline hükmedilmiştir. Ziynet eşyaları nitelikleri gereği piyasadan aynen temini mümkün olan yani misli eşya olduklarından fiili ödeme günündeki değeri istenebilir. Davacının istemi de bu yönde olduğu halde mahkemece dava tarihindeki değere hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir”[3]. İlgili kararda görüldüğü üzere Yargıtay, ziynet eşyalarının hukuki niteliğini misli eşya olarak değerlendirmiş ve bu ziynetlerin bedelinin fiili ödeme günündeki değeri üzerinden istenebileceğini ortaya koymuştur.

Ziynet Eşyalarının İadesi Talepli Boşanma Davası Dilekçesi Örneği

……AİLE MAHKEMESİNE

DAVACI:  .………….

DAVALI: ……………

DAVA KONUSU: …..………. sebebiyle boşanmaya ilişkin dava dilekçemizin ve düğünde takılan ziynet eşyalarının iadesine ilişkin taleplerimizi dilekçemizde sunmamızdan ibarettir.

AÇIKLAMALARIMIZ:

  1. Davalı ile müvekkil …/…./…. tarihinde evlenmiştir.( Boşanma sebepleri ve olaylar detaylıca anlatılır)
  2. Müvekkile düğünde 10 adet çeyrek altın, 5 adet 20 gr bilezik , 5 adet yarım altın ve 100.000 TL para takılmıştır. Söz konusu ziynet eşyaları davalıda bulunduğundan, ziynet eşyalarının iadesi için işbu davayı açmış bulunmaktayız.

HUKUKİ DELİLLER

Düğün videosu,

Düğün fotoğrafları,

Yemin, Tanık, Bilirkişi ve sair deliller.

NETİCE-İ TALEP: Yukarıda arz ve izah edilen ve Sayın Mahkemenizce re’sen göz önünde tutulacak nedenlerle boşanmaya ………. ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere, yukarıda cins ve kıymeti yer alan ziynet eşyalarının müvekkile aynen iadesine, ziynetlerin mevcut olmaması halinde bedeli olan …..’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, masraf ve vekalet ücretinin davalı taraftan alınmasına karar verilmesini talep ederim.

Ziynet Eşyalarının İadesi Davasında Emsal Kararlar

Eşyanın niteliği bakımından: “…gelinlik, tıraş makinesi ve damatlık gibi benzeri eşyaların niteliği ve özelliği itibariyle münhasıran ait olduğu kişi tarafından kullanılan eşyalar olması nedeniyle bir eşin diğerine bağışladığı varsayılır. Bu ilke kadın-koca ayrımı yapılmaksızın açıklanan özel nitelikli tüm eşyalar için geçerli olup hüküm kurulurken göz önünde tutulmalıdır…”[4]

Ziynet eşyasının çeşitli sebeplerle bozdurulup kullanılması bakımından: “Evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından alınmış olursa olsun kadına bağışlanmış ve ona ait sayılır. Dava konusu kadına ait altınlar koca tarafından bozdurulup farklı maksatlarla kullanılmış olabilir. Çeşitli nedenlerle (balayı masrafları, evin ihtiyaçları, düğün borçları ve bunun gibi başka masraflar) koca tarafından bozdurulan bu altınların karşılığının hibe edilmediği müddetçe “kadına iade edilmesi zorunludur”. Ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere kocaya verildiğinin, kadının isteği ve onayıyla ziynet eşyalarının bozdurulup ev ihtiyaçları için harcandığının davalı tarafça kanıtlanması halinde davalı koca düğünde takılan ziynet eşyalarını iade etmekten kurtulur.”[5] 

Bilirkişi incelemesinin önemi bakımından: “Davacı, dava konusu bilezik ve çeyiz eşyalarının aynen iadesini, olmadığı takdirde bedellerinin davalıdan tahsilini istemiştir. Dava konusu çeyiz eşyaları misli eşyalardan değildir. Altın cinsindeki eşyalar misli eşyalardan ise de, bunların cinsi ve nitelikleri ayar ve gramları karar yerinde gösterilmediğinden mislen temini de mümkün değildir. Bu haliyle hükmün infazı duraksamaya yol açar niteliktedir. Dava konusu ziynet ve eşyaların değerlerinin ehil bir bilirkişiye tespit ettirilip, hüküm fıkrasında ayrı ayrı gösterilmesi ve aynen iade olmadığında bu değerlerinin davalıdan alınıp davacıya verilmesi şeklinde hüküm kurulmaması bozmayı gerektirmiştir.”[6]


Kaynakça

[1] Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Akçaal – Düğünde Takılan Ziynet Eşyalarının İadesi, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt. 17, Sayı. 2, 2019, s. 281.

[2] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Karar : 2017/10755

[3] Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Karar 2004/11639

[4] Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Karar 2009/6173

[5] Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Karar 2010/12297

[6] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – Karar 2007/17652